1. Anasayfa
  2. Edebiyat

Zeytindağı’ndan Golgota’ya

Zeytindağı’ndan Golgota’ya

Bu bahar akşamı, iftarı beklerken Zeytindağı’ndan Kutsal Mabed’i seyrediyorum. Golgata Tepesinde infazına çıkartılan genci düşünüyorum. Tüm çilesi inancıyla birlikte omzuna yükletilmiş, kan ve ter içerisinde tozlu yokuşu adımlıyor.

Gencin yakarışları, sabır ve teslimiyete dönüşüyor. Mahkûm tökezliyor, komutanı Romalı ordunun zenci askerine son bir bakış atıyor. Mahkûmu teskin eden ses, altı yüz yıl sonrasından geliyor:

“Andolsun ki sizi biraz korkuyla, açlıkla, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmeyle sınayacağız. Sabredenlere müjdele.”

Genç, Filistinli kadınların uzattığı mendille alnını siliyor.

Kutsal Mabet’te ikindi ezanı okunuyor. Çağrıya kulak veren Filistinliler Mabet’e alınmıyor. Aniden çekilen barikatların karşısında eller tetikte, kavruk Afrikalı teniyle Yahudi zenci askeri, Golgota’ya çıkarttığı Nasıralı gençle göz göze.

Masada dağından Yahudi asilerin lideri sesleniyor. ‘Ölmek var köle olmak yok’. Çağrıya kulak veren Zelyotlar bedenlerini Romalılara, ruhlarını özgürlüğe teslim ediyor.

Filistin sahillerine bir bot yanaşıyor. Sahile onlarca çelimsiz, hastalıklı kadın, çocuk ve yaşlı doluşuyor. Bitkin, tökezleyen ve tüm çilesini inancıyla birlikte omuzlarına yükletilmiş bu yasadışı göçmenlere Filistinliler su uzatıyor. Göz göze geliyorlar. Avrupalı, yeni Romalı katillerinin avuçlarından sıyrılıp yeni katliamları ‘vaat ediyorlar.’

Akşam ezanının okunmasına biraz daha var. Ayrım Duvarı’nın dibinde Kalenderiye’de iftar öncesi Ramallah’a geçmek isteyenler doluşuyor. İsrail askeri geçişleri durduruyor. Bir anda ortalık karışıyor. Yerde bir anne, çocuğuyla can çekişiyor. Anne, çocuğu için su istiyor. Kimse yaklaştırılmıyor. Filistin sahillerindeki güleç çocuklar, bulut olup anneyle oğlunun dudaklarına yetişiyorlar. Golgota’ya, Mabet’e, Masada’ya, Kalenteriye’ye yağmurla birlikte akşam çöküyor.

Kıyamet Kilisesi’nde musalla taşına el sürüyorlar. Çile yolunu Golgota’da bitiren genci sinelerine basıyorlar.

Batı Duvarı’nda Zelyotlara, atalarına salınarak ağıtlar yakıyorlar, ağlaşıyorlar.

Kudüs’te bir büyük, bir küçük tabut musallaya uzatılıyor. Baba, anneyi ve oğlunu sinesine bastırıyor, ağıtlar yakıyor. Babanın yakarışları teslimiyete dönüşüyor. Cenazeyi kuşatan askerle göz göze geliyor. Yüreğini teskin edecek sözler diline dökülüyor.

“Andolsun ki sizi biraz korkuyla, açlıkla, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmeyle sınayacağız. Sabredenlere müjdele. Allah sabredenlerle beraberdir.”

Acılı baba Masada Dağı’nda Roma’ya teslim olmayan Zelyotların çağrısına kulak veriyor: ‘Ölmek var, köle olmak yok.’

Kudüs, Mayıs 2018

Diplomat. Hukukçu. 6 Haziran 1984 tarihinde İzmit’te doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini İzmit’te tamamladı. Atılım Üniversitesi (Ankara) Hukuk fakültesinde lisans, Galatasaray üniversitesinde hukuk yüksek lisans eğitimi aldı.  Hariciye görevi öncesinde İstanbul’da uluslararası şirketlere hukuk danışmanlığı veren yabancı bir firmada avukat olarak çalıştı.  Bir süre Dışişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinde görev alan Mehmet Zahit Uzun, Türkiye Cumhuriyeti’nin çeşitli dış temsilciliklerinde çalıştı. Hâlihazırda Tahran’da görev yapan Uzun, evli ve bir kız çocuğu babasıdır. İngilizce, Arapça ve Fransızca bilmektedir. 

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.