soğuk bir pencere camına dayayıp başını
herkes kendi kelimeleriyle tutar yasını
ismini bilmediğin zehirler sökün edip
dolaşırken kılcal damarlarında
öğrenirsin siyahla beyazı ayırt etmeyi
ve sonra zaman eritiyor her şeyi
alıştığını sanıyor insan da
tüm gidişlere ve ayrılığa
dikişleri bile kaybolmuş yaralarıyla
oysa matem yoktur eskiyen her şeyde
bazen asıllar müsveddelerden önce ölür
bazı kağıtlar üzeri yazılmadan çürür
fotoğraflar habersiz üzülür çekmecelerde
akşam eşit dağıtmaz hüzünleri tüm evlere
erken yıpranır bazı sedirlerde
kanaviçe işlenmiş kırlentler
ve güneş erken doğmaz asla bazı pencerelere
bir akşamüstü yorulurken tüm kuşlar
milyonluk bir şehrin soğuk apartmanlarında
birbiriyle konuşur resimsiz duvarlar
bir akrep kendini sokarken zihninde
tekinsiz bir geceyi kimse hayra yormaz
sonra tırnaklarını geçiremezsin zamana
dur deyince durmaz ak deyince akmaz
kolaydır aynayı kırmak aynaya bakmaktan
zira en çok kendini aldatır insan
