Bu ülkenin idealist insanları ve dava adamları, geçmişte çilesiz ve sıkıntısız yaşamadılar hiçbir zaman… Ve rahat yüzünü de pek göremediler. İnsanoğlunun dünyadaki yerini, eylemini ve eserini, tavrını ve etkisini belirleyen belli başlı ruh odaklarından biri de bakış açısı ve idealidir. Bu ideal uğruna mahkeme salonlarında sürünenlerden biri de üstat Sezai Karakoç’tur.
İşte İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Kararı:
Ayağa Kalk Sanık: Yasin ve Emine’den doğma 1933 doğumlu Kadıköy’de oturur, bekâr, okuryazar, Sabah Gazetesi yazarı, sabıkasız Ahmet Sezai Karakoç.
Suç: Laikliğe aykırı olan devletin temel nizamlarını dini esas ve inançlara uydurmak amacıyla propaganda yapmak…
Suç Tarihi: 7/ 9/ 967 İktidardaki partinin adı Adalet Partisi. Hükümetin Başbakanı Süleyman Demirel… Ve yazarların başucunda demoklesin kılıcı gibi duran 163. Madde… İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada sanığın beraatine dair verilen karar, Cumhuriyet Savcısı’nın temyizi üzerine Yargıtay I. Ceza Dairesi’nin ilamıyla bozularak çevrilmiş olmakla bozmaya uyularak yapılan açık yargılama sonunda,
Gereği Düşünüldü: Sanık Ahmet Sezai Karakoç’un İslam’ın Dirilişi adlı eseri ile laikliğe aykırı olarak devletin temel nizamlarını dini esas ve inançlara uydurmak amacıyla propaganda yapıldığı iddia edilmektedir.
Sanık Ahmet Sezai Karakoç’un Savunması: Sezai Karakoç, savunmasında İslam’ın Dirilişi adlı eseri ile İslam dünyasının düşünce, sanat, edebiyat ve aksiyon durumunu objektif olarak incelediğini, dinlerin buhran geçirmekte olduklarını, diğer dinlerin İslam dininde karar kılması gerektiğini, İslam dünyasında cereyan etmekte olan aşırı akımlar karşısında keyfiyeti tetkik konusu yaptığını bildirerek laikliğe aykırı bir eylemde bulunmadığını söyleyip suçunu inkâr eylemişse de… Top bilirkişidedir artık…
Bilirkişi Raporu: Bu bilirkişi heyetinde sağcıların anlı şanlı hocası Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer, Mason olan Prof. Dr. Sahir Erman ve Prof. Dr. Ayhan Önder. Rapor: 4/ 10/ 1967 tarihini taşımakta ve şunlar yazılmaktadır bu raporda… Dava konusu yazılarda İslam ülkelerinin hepsinde bir inanç anlayışının bulunduğu, bu dirilişte en önemli kitle hareketinin Nurculuk olduğu, Nurculuğun üzerinde durduğu, ihlasın, samimi inancın doğuşu olduğu, İslam’ın ihlas doktrini bulunduğu ve canlanışın başarıyla yürüdüğü, edebiyat ve sanatta diriliş açısından Nur Risalesinin son derece etkili ses ve üslubu bulunup tek başına bir İslam külliyatı kültürü teşkil ettiği, tekmil İslamlık camiasının İslam’da birleşmeleri tezi eleştirilmiş ve sonuç olarak bu şekilde düzenlenen sanığa ait kitabın gerek muhtevası bakımından İslam Dininin üstünlük ve niteliklerini dile getirmesi, İslam düşüncesinin kültür ve siyaset alanında dirilişine işaret etmesi bakımından önemli görülmüş, devletin temel nizamlarını dini esaslara uydurmak amacıyla kurulduğu açık olan Nurculuk hareketinin İslam düşüncesinin ilk düşünce, inanç ve aksiyon akımı olarak isimlendirilmesi bu dirilişte Nurculuğun en önemli kitle hareketi ve İslam dirilişinin belli başlı kadrosunu teşkil ettiği ve Nur Risalesinin etkili bir üslupla tek başına İslam kültürünün külliyatını teşkil ettiği bildirilmiştir.
Mahkeme Heyetinin Düşüncesi: Sanığın (Ahmet Sezai Karakoç), İslam’ın Dirilişi adlı ve yayınlanan eserinde savunmasının aksine, eserin tümü ile Türkiye’de teokratik bir devlet (Şeriat) kurma amacını güttüğü, bunun için mücadele örgütlerinin kurulduğunu açıkladığı, kitabın muhtevası (içeriği) ve bilirkişi mütalaası ile anlaşılmıştır.
Söz, sanığın savunmasının değerlendirilmesine gelince “İş bu deliller karşısında sanığın savunması varit görülmemiş (yerinde bulunmamış) ve savunma suçsuzluğunu ortaya koyamamıştır.”
Türk milleti adına hareket eden İstanbul 4.Ağır Cezası Mahkemesi heyet, “Gereği düşünüldü” diyerek şu hükmüne varacaktır:
Sonuç olarak Bir Sene Bir Ay On Gün Ağır Hapsine,
Altı ay müddetle İstanbul’da Sultanahmet mıntıkasında ikametle emniyet-i umumiye (Emniyet Genel Müdürlüğü) nezareti(gözetimi) altına alınmasına.
Suç konusu kitapların müsaderesine (devlet tarafından el konulmasına) …
Müfredatı aşağıda yazılı 361 Lira 50 kuruş mahkeme masrafının kendisinden tahsiline…
25/ 6/ 1972 günü Cumhuriyet Savcısı yardımcısı Necdet Yalkut huzuruyla ve oybirliğiyle verilen karar sanığın (Ahmet Sezai Karakoç) yüzüne karşı açıkça anlatıldı…
Şimdi okuyucular merak edeceklerdir. Sezai Karakoç, hapse girdi mi? İnsan, samimi olunca Cenab-ı Hak ta kendisini korur daima… Cezanın yerine getirilmesi için Sezai Bey’e mahkeme kararının tebliği edilmesi gerekir… Kendisini, İstanbul’da ikamet ettiği Sultanahmet’te arıyorlar bulamıyorlar. Doğum yeri olan Ergani’de arıyorlar bulamıyorlar. Oysaki Sezai Bey, Ankara’nın göbeğinde, Maliye Bakanlığı Merkez Binası’nda önemli bir mevkide görev yapmaktadır.
Ecevit Affı dediği 1974’te çıkan genel af ile hapse girmekten kurtulur ve Diriliş dediği kozasını örmeyi son nefesine kadar sürdürür. Bu nedenledir ki Şahzadebaşı’nda kılınan cenaze namazına aşağı yukarı 20.000 insan, musalla taşının üzerine konan naaşın karşısında saf tutacaktır.
Zaten kırk yıl önce dememiş miydi?
“Gün de doğar gün de doğar
Bir gün mutlaka gün doğar
Gün doğmadan neler doğar
Gün doğmadan Şehzadebaşı’nda
