1. Anasayfa
  2. Seyahat Notları

Afganistan’ı Nasıl Gördüm?

Afganistan’ı Nasıl Gördüm?
0

Bir program nedeniyle Afganistan’ın Herat şehrine altı günlük bir ziyarette bulundum. İki gün Kabil’de, dört gün de Herat’ta kaldım. Hem Kabil’de hem Herat’ta üst düzey bazı yetkilileri ziyaret etme imkânı buldum. Tabii giderken hazırlıklı gittim. Buralarda Taliban yönetimiyle ilgili duyduğum olumsuz hususlar hakkında Arapça hazırladığım dokuz sayfalık bir öneri paketiyle gittim. Burada duyduklarımı münasip bir dille sözlü olarak da anlatmaya çalıştım. Ayrıca yazılı olarak da sundum. Anlattıklarımdan son derece memnun olduklarını gördüm. Paylaştığım hususları daha üst düzeylerde görev yapan kişilere ileteceklerini de söylediler.

Kadınların Durumu

Birinci gündemim kadının eğitimi konusuydu. Şunu peşinen ifade etmem gerekir ki buralarda Taliban yönetimiyle ilgili anlatılan olumsuzlukların doğru olmadığını gördüm. Örneğin çarşıya kadın sokmayan, kadına yüzü açık olarak evinden çıkma iznini vermeyen bir yapı asla yok. İsteyen yüzü peçeli, isteyen saçlarının bir kısmı görülecek şekilde kadınların yüzü açık olarak serbestçe dolaştıklarını ve alışveriş yaptıklarını hatta Kabil Havalimanında birçok kadının çalıştığını da bizzat gördüm. Taliban asker ve polislerinin kimseyi incittiklerini veya bağırdıklarını -bir defa hariç- görmedim. Hayatın, ticaretin ve idarenin normal akışında devam ettiğini gördüm.

Taliban yönetimi, Batı’nın/Amerikan’ın İslam karşıtlığı üzerine kurgulanmış bakış açısıyla vahşi bir yönetim olarak kabul edilip bütün dünyaya başarısız, acımasız ve yabani bir yönetim olarak lanse edilmek istendiğini müşahede ettim. Yani Taliban yönetimine karşı hem içerde hem dışarıda ideolojik bir bakış açısının olduğunu ve dolayısıyla bütün iyi yanlarının görmezlikten gelindiği ve hatalı bazı durumların cımbızlanarak dünya medyasına kasıtlı bir şekilde servis edildiğini gördüm. Oysa Taliban hükümetinin belki dillere destan birçok başarıya imza attığını kimse görmek istememektedir. Evet, bazı hataları vardır ve bu gayet normaldir. Çünkü 44 yıllık bir savaş geçmişi olan ve Amerikan’ın bütün pisliklerini, hırsızlık, rüşvet ve insan ticareti dâhil her türlü rezaletin olduğu bir Afgan toplumundan bahsediyoruz. Bütün bunlara rağmen idareyi ele alan Taliban hükûmeti, elinde fazla kalifiye eleman olmamasına rağmen iç emniyeti güçlü bir şekilde sağlamışsa insanlar rahat bir şekilde ticaretini yapıyor, işine güvenli bir şekilde gelip gidebiliyorsa toplumdan pislikleri önemli ölçüde atabilmişse işbaşına gelince bir Amerikan doları 115 Afgan lirası iken bugün bir dolar 67 Afgan lirası olmuşsa bu başarı değil de nedir?

Düzen geldi

Herat’ta bana rehberlik eden Afgan bir mühendisti ve iyi derecede Türkçe konuşuyordu. Bana şunları anlattı: “Taliban hükûmeti gelmeden önce hırsızlık, kapkaççılık, insan ticareti, çocuk kaçırma dâhil her şey yapılıyordu. Hatta Taliban gelmeden iki gün önce yolda telefonla konuşurken telefonumu biri elimden kapıp motosikletle uzaklaştı. Taliban, hükûmet olduktan sonra bunların hepsi yok oldu ve iç güvenlik çok güçlü bir şekilde sağlanmış oldu.”

Ayrıca görüştüğüm hükûmetin önemli adamları son derece mütevazı, kibar, diplomatik usul ve adabı bilen, İslam’ın izzetini korumaya çalışan ve bununla iftihar eden samimi insanlar olarak gördüm. Toplum çok fakir ama bu, dün yönetime gelmiş Taliban’ın suçu değil eseri de değil; her hâlde Taliban’ın elinde sabahtan akşama her şeyi düzeltecek sihirli bir değnek yok.

Destek Şart

Eğitim kurumlarını zayıf gördüm. Buna acilen çözüm bulunması gerekir. İşsizlik ve dolayısıyla fakirlik de çok. Zira nüfusun çok arttığı modern zamanlarda işsizliğin en büyük çözümü sanayidir. Afganistan’da da sanayi yok. Onların eğitimde, sanayileşmede, ticarette, idari yapılanmada ve bazı yapıların kurumsallaşmasında Türkiye gibi Müslüman ülkelerin tecrübelerinden istifade etmeye ihtiyaçları var. Müslüman ülkelerin hem halk olarak hem yönetim olarak onlara lojistik destek sağlamaları İslami ve de insani bir vecibedir. Taliban’ın bu sade yaşamı devam ederse çok şeyler başarabileceklerini düşünüyorum. İktidarın bol imkânları, lüksü ve şatafatı ilerde onları bozmazsa şimdilik durumları iyi.

Ne var ki İslam dünyasının herhangi bir ülkesinde siyasi, iktisadî, ahlaki, ilmî veya teknoloji alanlarının birisinde bir başarı kaydedildiğinde hemen lanetli gizli bir el devreye girer ve onu bir şekilde bozar ve hedefinden saptırır. Bu lanetli el kimindir, nasıldır ve ne biçimde çalışır fazla kimse bilmez. İşte böyle melun bir elin tehlikesi her zaman Taliban için de pusudadır.

Kadınların eğitimi konusunda vasat bir çözüm üzerinde çalıştıklarını anladım. Eğitim kurumları zayıftır, sanayi yok denecek kadar azdır ama üzerinde çalıştıklarını da ifade ettiler. Et, pirinç ve ekmek gibi temel gıda maddeleri boldur ve hayat çok ucuzdur. Trafik çok yoğun ve düzensizdir. Ancak insanlar birbirlerine karşı hoşgörülüdür. Ayrıca birilerinin burun kıvırdığı ve bir şey beceremeyeceklerini düşündüğü o mollalar kendilerini nasıl bir dünyanın izlediğini ve siyaseten karşılarında kimlerin, hangi güçlerin olduğunu, onlara karşı ne tür manevralar peşinde olduklarını iyi biliyorlar.

Tika Aktif

Son olarak şununla gezi notlarımı bitireyim: Bizim, Afganistan’da üç tane TİKA ofisimiz aktiftir. Herat’ta birkaç gün kaldığım için Herat TİKA ofisinin (maşallah) çok iyi çalıştığını gözlemledim. Yaptığı güzel ve kalıcı hizmetlerle toplumun gönlünde âdeta taht kurduğunu gördüm. Hem Herat başkonsolosu Sinan İlhan Bey mütevazı ve sevecen kişiliği ile hem de Herat TİKA koordinatörü Arafat Deniz Bey çalışkanlığıyla Herat’ta çok olumlu izler bırakmışlar. Özellikle TİKA koordinatörü Arafat Bey zeki, cesur, cömert, özgüveni yüksek, nerde ne yapacağını bilen, izzet nefsini koruyan, inisiyatifini kullanan ve iki ülke halkları arasında köprü olma görevini bilinçli bir şekilde yerine getiren bir diplomat olarak gördüm. Hem kendisini hem de Başkonsolosu buradan tebrik ve takdir ettiğimi ifade etmek isterim. Bu tür diplomatlar Türkiye’nin yüz akıdır. TİKA’nın çalışmalar sonucunda nasıl bir Türkiye sevgisinin oluştuğunu gördüm. Bu da koordinatörün uygun bir şekilde inisiyatif kullanmasıyla başarıldı. Zaten idarecinin en büyük başarı sırlarından biri kuşkusuz inisiyatif kullanabilmesidir.

 

 

1961 yılında Midyat’ta doğdu. Atatürk Üniversitesi’de ilahiyat lisansını sonra yüksek lisansı bitirdi. 1988-1993 yılları arasında müftülük yaptı. 1992 yılında Selçuk Üniversitesinde tefsir alanında doktorasını tamamladı. 1995 yılında doçent, 2004 yılında profesör oldu. Yayımlanmış 10 Türkçe eseri, Mısır, Beyrut, Kuveyt olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinde yayımlanmış 11 Arapça eseri, farklı hakemli yerli ve yabancı dergilerde yayımlanmış 15 makalesi ve yine dünyanın farklı ülkelerinde düzenlenen ilmî toplantılara sunulmuş 50 kadar yayımlanmış bilimsel bildirisi vardır. Ankara Yıldırım Beyazıt İlahiyat Fakültesinde çalışmaya devam etmektedir.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir