Türkiye Diyanet Vakfı Kurban Organizasyonu kapsamında bulunduğumuz Senegal’de, ilk gün kesilen kurban etlerini dağıtmak için bir kasabaya gittik. Yedi mahalleden muhtarlar, kadınlar ve çocuklar okul bahçesinde toplanmıştı. Sandalyelerde sessizce bekleyen yüzlerce insanı görünce hem heyecanlandım hem de derin bir hüzün hissettim. Çünkü Afrika, zihnimizde çoğu zaman yoklukla ve kederle anılan bir coğrafya olarak yer ediyor.
Kadınları ve çocukları gördükçe bu duygu daha da yoğunlaştı. Fakat dikkatimi çeken bir başka gerçek daha vardı: Her şeye rağmen insanların yüzünde umudun izleri silinmemişti. Bazılarında kaygı ve yorgunluk okunurken, çoğunun tavrında neşe ve yaşama sevinci hâkimdi. Kısa sohbetlerimizde bunu açıkça hissediyordum. Elbette bütün bir kıta adına genelleme yapılamaz; ancak gördüğüm kadarıyla Afrika’da kadınlar hayatın merkezinde ve son derece aktiflerdi.
Burada kadınlar hayatın ağır yükünü omuzluyor. Başlarında su bidonları, odunlar ve yiyecekler taşırken; sırtlarında, omuzlarında ve kucaklarında çocuklarını, aslında geleceklerini de taşıyorlar. Çoğu, daha genç yaşlarda evin sorumluluğunu üstleniyor; yuvayı ayakta tutmaya, temel ihtiyaçları karşılamaya ve çocuklarını hayata hazırlamaya çalışıyor.
Hayatları çoğu zaman zorluklarla çevrili olsa da kıyafetleri son derece renkli. Sarının, kırmızının, mavinin, beyazın ve turkuazın türlü tonları; birbirinden farklı desen ve işlemelerle adeta bir canlılık şöleni oluşturuyor. Bu renkli giyim tarzı erkeklerde de görülüyor.
Tesettür konusunda ise farklı uygulamalarla karşılaştım. İnsanların çoğu başını örtüyor; boynu açık bırakan türban tarzı bağlamalar yaygın biçimde kullanılıyor. Tesettüre daha titizlikle riayet eden kadınlara şehir merkezlerinde daha sık rastlanırken, ziyaret ettiğimiz köylerde bu durum daha sınırlıydı.
Takı da Afrikalı kadınların hayatında önemli bir yer tutuyor. Büyük yüzükler, bilezikler, boncuklar, küpeler, kolyeler ve çantalar, imkânları ölçüsünde pek çok kadının üzerinde görülebiliyor. Belki de bu renkler ve takılar, hayatın tekdüzeliğine karşı küçük birer teselli, hatta dayanma gücü veren birer sığınak.
Afrikalı kadın sosyal hayatın içinde son derece görünür. Köylerde tarım ve hayvancılığın yükünü taşırken, büyük şehirlerde eğitimden ticarete, sivil toplumdan siyasete kadar birçok alanda varlık gösteriyor. Senegal’de dikkatimi çeken uygulamalardan biri de meclis seçimlerinde kullanılan fermuar sistemi oldu. Parti listelerinde kadın ve erkek adayların dönüşümlü olarak yer alması sayesinde kadınların parlamentodaki temsili oldukça yüksek seviyeye ulaşmış durumda. Yüz altmış beş sandalyeli Senegal Meclisi’nde altmış sekiz kadın milletvekili bulunuyor; bazı Afrika ülkelerinde bu oran daha da yüksektir.
Evet, Afrika’da kadın olmak zor. Bir çocuğu doyurmak, aileyi ayakta tutmak, eş olmak, anne olmak kolay değil. Aslında Senegal’de de Afrika’da da dünyanın başka yerlerinde de kadın olmak çoğu zaman büyük bir emek ve sabır istiyor.
Afrika’da Çocuk Olmak
Dünyanın neresinde olursa olsun çocuk, çocuktur. Çocuk; hayatın sevinci, geleceğin umudu ve masumiyetin en saf hâlidir. İçleri dışları birdir; sevgi, şefkat, ilgi ve samimiyet isterler. Bir çocuğu büyüten de, hayata bağlayan da işte bu maddi ve manevi ilgi değil midir?
O gün Batı Afrika’nın bir kasabasında, yoksul bir mahallede çocuklarla birlikte olduk. Anne ve babalarına Türkiye Diyanet Vakfı adına kurban eti dağıtırken, çocuklara da şeker ve balon hediye ettik.
Kalabalık nedeniyle dağıtım zaman zaman zorlaştı. Çünkü çocuk her yerde çocuktur; dağıtılan bir şey görünce heyecanla etrafını sarar. Doğrusu büyüklerin de bundan pek farklı olduğu söylenemez. Balonları şişirip çocuklara verdik, bazılarının şişirmesine yardım ettik. İçlerinden kimi, sanki ilk kez bir balona dokunuyormuş gibi uzun süre ne yapacağını anlamaya çalışıyordu.
Bazı çocukların kıyafetleri eski ve yıpranmıştı; belli ki ailelerinin yeni elbise alacak imkânı yoktu. Bazıları ise tertemiz, rengârenk bayramlıklar giymişti. Fakat hepsinin ortak bir yanı vardı: Gözlerindeki pırıltı. Koşan, gülen, heyecanlanan bu çocuklar adeta yürüyen meleklerdi; ümmetin yarınlarıydı.
Onların sağlıklı, eğitimli ve meslek sahibi bireyler olarak yetişmesi, hem kendi gelecekleri hem de toplumların huzuru için büyük önem taşıyor. Bu bakımdan uluslararası imam hatip liseleri, YTB bursları ve Türkiye’de eğitim imkânı bulan öğrenciler gerçekten kıymetli bir fırsata sahipler.
Bir ara çocuklar hep bir ağızdan “Türkiye!” diye bağırmaya başladılar. İçlerinden bazı gençler “Senegal” sözünü de ekleyince hep birlikte “Türkiye, Senegal! Türkiye, Senegal!” diye seslendik. Bu samimi coşku beni çok mutlu etti.
O gün küçücük yüreklere küçük hediyeler ulaştırdık: Bir poşet et, biraz şeker ve bir balon… Fakat bunların yanında paylaşılan sevgi çok daha büyüktü. O çocuklar, siyah tenlerinin altında ışıl ışıl parlayan kalpleriyle bize de umut, heyecan ve sorumluluk duygusu aşıladılar.
Biz de onlardan çok şey öğrendik. Afrika’daki çocuklar, Gaziantep’teki, Hakkâri’deki, İzmir’deki çocuklar; Buhara’daki, Moskova’daki, New York’taki çocuklar… Fıtratınız hep temiz kalsın.
Selam olsun sizlere…
28 Mayıs 2026, Dakar / Senegal

Yüreğine sağlık güzel insan. Rabbimiz güzel iṣlerinizi kolaylaştırsın ve bereketlendirsin.
Sorumluluğumuz ağır, acziyetimiz büyük.
Afrika’ya bir gemi dolusu dolar bir gemi dolusu da dertli gönüllü insanlarla gitmek lazım demiştim. Ayrıca Afrika’nın her şeyi var ama Afrikalıların hiç bir şeyi yok.
İman dairesinde İslam birliği lazım ki yeniden yeryüzü mazlumları sahiplenilebilsin. Ve de yüzleri gülebilsin. Allah (cc) bize imanı kamil güç kuvvet basiret dert dava versin. Acziyetimizi bağışlasın Affeylesin
Selam dua ve muhabbetle Allaha emanet olun Allah’ın güzel kulları