Bizimle İletişime Geçin

Din ve Hayat

Bayram O Bayram Ola

Bugünlerde Kudüs yine işgal altında. Rahmetli Necmettin Erbakan “8 milyonluk İsrail için 1,5 milyar Müslüman Ebabil bekliyorsa, Ebabiller gelse İsrail’i değil, bizi taşlar.” demişti, ne kadar da haklı! Ey İslam’ın oğulları ve kızları neler yapıyorsunuz, onursuzca yapılan savaşlar varken, sadece savaş değil, açlıkla, yoksullukla mücadele edenler varken siz neler yapıyorsunuz? Ya refah içindeki Müslümanların devletleri, sizleri dünya güçlerinin tahterevallisinde dengede durmaya çalışırken görmek ne kadar üzücü bir bilseniz! Soruyorum neden bir şey yapan yok diye, aldığım cevaplardan biri şu; yeterince güçlü değiliz, karşı koymak için güçlü olmamız gerekir, topumuz, tüfeğimiz ona göre, ekonomimiz malum, bla,bla,bla… Lafügüzaf.

EKLENDİ

:

Yazar: Saniye Mecek

Her bayram sorarım kendime “acaba ümmetin acı çekmediği bir bayram görür müyüz” diye. Önceden umutluydum ama artık biliyorum hayatım boyunca öyle bir bayram hiç görmedim, görmeyeceğim. Hak ile batılın savaşı sürdükçe Müslümanların kutsallarına her zaman saldırılar devam edecek. Hem de öyle böyle saldırılar değil, bombalar yağacak, kurşunlar çocukları hedef alacak, ortalık kan gölüne dönecek.  Bugün Kudüs bombalandı, dün Suriye… Yıllarca sarin gazlarının geceyi yeşil renge bürüdüğü Irak saldırılarını hatırladınız mı? Ya Arakan, Afganistan, Doğu Türkistan, Dağlık-Karabağ ya kendi ülkemiz! İslam coğrafyasında acının, zulmün uğramadığı bir yer kaldı mı?

Amerika’nın Irak’ı işgal ettiği yıllarda, televizyonda ünlü bir musikişinasın sohbetine denk geldim. Tüm program boyunca tasavvuftan konuştu, Kur’an ve sünnetin yaşam biçimimiz olması gerektiğini savundu. Peygamberimizin ahlakını örnek almalıyız diyen birinin çizdiği toz pembe dünyayı dinledim. Sanki savaş yok her şey güllük gülistanlıkmış gibi anlatıyordu. Oysa diğer kanalda canlı yayında bir şehri yakıp yıkıyorlardı. Bu nasıl peygamber ahlakı olabilirdi.

Her kutsal günde birileri düğmeye basar, her bayram Müslümanların kanı akar, canavarca hislerle saldırırlar. Dünya dengelerini ellerinde tutan devletlerin sahneye çıkışını, zulmü arsızca sergileyişini, dişlerimizi sıka sıka izleriz. Sanki birkaç zorba, bir masumu köşeye sıkıştırıp sırayla dövüyorlar. Elinde avucunda ne varsa almak yetmiyor, dövmeye devam ediyorlar. Yeni silahını deneyen de var sırf hastalıklı aç ruhunu sadistçe beslemeye gelen de var. Ölüm yetmiyor, öldürmek yeterli gelmiyor. İnsan bu kadar vahşi olabilir mi, böyle bir vahşi, insan diye adlandırılabilir mi?

Müslümanlar nerede, ne yapıyorlar bir bakalım. Kimisi kınıyor, kimisi boykot ediyor, çoğunluk sesini yükseltiyor, bir kısım Müslümanlar ise durumu kanıksamış, hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşünüyor. Müslümanların durumu aklıma hepimizin bildiği bir hadisi getiriyor, Ebû Saîd (el-Hudrî) diyor ki, “Resûlullah”ı (sav) şöyle derken işittim: “İçinizden biri bir kötülük görürse onu eliyle, buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle (ona karşı kin ve nefret beslesin). Bu ise imanın asgarî gereğidir.”” (M177 Müslim, Îmân, 78). Fazla söze gerek yok ümmet-i Muhammed’in imanın derecesi belli. Bugünlerde Kudüs yine işgal altında. Rahmetli Necmettin Erbakan “8 milyonluk İsrail için 1,5 milyar Müslüman Ebabil bekliyorsa, Ebabiller gelse İsrail’i değil, bizi taşlar.” demişti, ne kadar da haklı! Ey İslam’ın oğulları ve kızları neler yapıyorsunuz, onursuzca yapılan savaşlar varken, sadece savaş değil, açlıkla, yoksullukla mücadele edenler varken siz neler yapıyorsunuz? Ya refah içindeki Müslümanların devletleri, sizleri dünya güçlerinin tahterevallisinde dengede durmaya çalışırken görmek ne kadar üzücü bir bilseniz! Soruyorum neden bir şey yapan yok diye, aldığım cevaplardan biri şu; yeterince güçlü değiliz, karşı koymak için güçlü olmamız gerekir, topumuz, tüfeğimiz ona göre, ekonomimiz malum, bla,bla,bla… Lafügüzaf. Başka ülkeleri bilmem ama bizim tarihimiz imkansızları mümkün kılanlarla dolu değil mi! Ecdad kaç savaşta düşmandan çok daha iyi durumdaydı sanki. Sayıca üstün olanlar biz değildik ama nice destanlar yazdık. Çok eskiye gitmeye gerek yok, 15 Temmuz gecesi topa, tüfeğe mi sarıldı bu millet! Çıplak bir candı tek varlığı, tanka set oldu, kurşuna göğsünü siper etti ve durdurdu hayasızca akını. Hem içeride hem dışarıda her zaman düşman vardı, üstelik hiç de zayıf değil. 37 yıl terör örgütlerini finanse edenler zayıf olabilir mi? Neyden korkuyoruz, düşman kazanmaktan mı? Yeterince düşmanımız yok mu, üstelik bazılarına müttefik diye seslenmiyor muyuz!? Bize saldıracaklar, savaş açacaklar diye endişeli miyiz? Zaten fiili olarak savaşmıyor muyuz, ekonomimize iki de bir saldırılar gerçekleşmiyor mu? Biz zaten mücadele etmiyor muyuz? Ediyoruz.

O halde “elimizle” bir şey yapmak için daha neyi bekliyoruz?

14 Mayıs 2021/SM

Çok Okunanlar