1. Anasayfa
  2. Genel

Benzer İsimli Bilginler -İsmail Hakkılar-

Benzer İsimli Bilginler -İsmail Hakkılar-
0

İsmail Hakkı ismini taşıyan bilginler olarak İsmâil Hakkı Bursevî (ö. 1137/1725) ve aynı çağda yaşamış olan üç Osmanlı âliminin Manastırlı İsmâil Hakkı (1846-1912), Bereketzâde İsmâil Hakkı (1851-1918) ve İsmail Hakkı İzmirli’nin (1869-1946) isimlerine yer vereceğiz. Her ne kadar bu dört isme yer versek de benzer ismi taşıyan Milaslı Dr. İsmail Hakkı (1870-1938), İsmail Hakkı Eldem-Âlişan- (1871-1944), İsma(y)il Hakkı Baltacıoğlu (1886-1978) ve İsmail Hakkı Uzunçarşılı (1888-1977) gibi isimlerin de olduğunu belirtmekte yarar vardır.

İsmâil Hakkı Bursevî (1063/1653-1137/1725)

Daha çok sufi kimliğiyle tanınan ve aynı zamanda işârî yönü ağır basan Rûhu’l-Beyân fî Tefsîri’l-Kur’ân adlı tefsirin yazarı İsmâil Hakkı Bursevî, 1063/1653’te Bulgaristan/Aydos’ta doğdu. İstanbul/Aksaray mahallesi ahalisinden Mustafa adında bir zatın oğludur. Babası, İstanbul’da meydana gelen büyük yangında her şeyini kaybedince Aydos kasabasına göç ederek oraya yerleşti. İsmail Hakkı bu kasabada dünyaya geldi.

On iki yaşında Edirne’ye gelen Bursevî, eğitimine burada devam etti. Sonra İstanbul’a geldi. Yirmi yaşında iken Bursa’ya görevlendirildi. Bir ara Magosa’ya sürgün edildi. Sultan Mustafa döneminde askerlerle birlikte I. ve II. Avusturya seferlerine iştirak eden Bursevî, iki defa Hicâz’a gitmiş, ailesiyle birlikte üç yıl Şam’da kalmıştır. (Bursevi, Tefsir, 1/46) Bir aralık Mısır’a giden Bursevî, dönüşünde İstanbul/Üsküdar’da üç sene yaşamıştır. Bu müddet zarfında otuz kitap kaleme almıştır. İkinci memleket olarak gördüğü Bursa’da 1137/1725 yılında vefat etti. Şehrin ortası sayılabilen Tuzpazarı civarındaki dergâhında medfundur. (Osmanlı Müellifleri, 1/120-124; Bilmen, Tefsir Tarihi, 2/712-13).

Bursevî, tefsir, hadis, fıkıh, kelam, tasavvuf, edebiyat ve başka konularda yüzü aşkın eser kaleme almıştır. Bazılarının basımı gerçekleştirilmiştir. Yazma halindekiler Bursa Eski Yazma ve Basma Eserler Kütüphanesi ve İstanbul’un farklı kütüphanelerinde muhafaza edilmektedir. Bursevî, inci gibi harflerle, on cilt olarak neşredilen tefsirinin başında hayat hikayesine yer vermektedir. (Rûhu’l-Beyân, Osman Bey Matbaası, 1/45-48)

Eserleri

İsmail Hakkı’nın Osmanlı âlimleri arasında eserlerinin çokluğu ile tanınan yüksek bir zat olduğunu belirten Bursalı Mehmed Tahir (ö. 1925), Rûhu’l-Beyân fî Tefsîri’l-Kurʾân adlı tefsiri başta olmak üzere 105 eserinin adını sayarak bazıları hakkında tanıtıcı bilgiler sunmaktadır. (Osmanlı Müellifleri, 1/120 vd. TDV İslâm Ansiklopedisi, 23/104-106) Farklı baskıları yapılan tefsirin, Türkçe çevirisi yapılmıştır. Beyzâvî’nin tefsiri üzerine Ta’lîka alâ Evâili Tefsîri’l-Beyzâvî ve Şam’da iken Şerh alâ Tefsîri Cüz’i’l-Ahîr li’l-Kâdi’l-Beyzâvî adlı çalışmalar yapan Bursevî’nin Tefsîr-i Sûreti’l-Fâtiha ve başka tefsir çalışmaları bulunmaktadır. Hadis alanında, Şerhu Nuhbeti’l-Fiker, Şerh-i Hadîs-i Erbaîn; Fıkıh ve kelâm konusunda Şerhu Fıkhi’l-Keydânî, Risâle-i Mesâili’l-Fıkhiyye, Risâletü’l-Câmia li-Mesâili’n-Nâfia, Kitâbü’l-Fazl ve’n-Nevâl, İhtiyârât, Ecvibetü’l-Hakkıyye an Es’ileti’ş-Şeyh Abdirrahmân, Şerhu Şuabi’l-İmân, Şerhu’l-Kebâir (Rumûzü’l-Künûz) adlı eserleri yazmıştır.

Tasavvuf ve diğer konulardaki eserleri şunlardır. Rûhu’l-Mesnevî (Mesnevi şerhi olup, 748 beytin şerhidir. (İnsan Yayınlar, 2006; TDV İslâm Ansiklopedisi’nde 738 beytin şerhi olduğu ifade edilmektedir), Şerhu’l-Muhammediyye, Tamâmü’l-Feyz fî Bâbi’r-Ricâl, Silsilenâme-i Celvetiyye, Kitâbü’l-Hitâb, Kitâbü’n-Necât, Şerh-i Usûlü’l-Aşere, Tuhfe-i Recebiyye (Esma-i hüsna şerhi), Risâle-i Şerh-i Esmâ-i Seb’a (Kitâbü’t-Tevhîd), Risâletü’l-Hazarât, Kenz-i Mahfî, Hüccetü’l-Bâliğa, Tuhfe-i İsmâiliyye, Tuhfe-i Halîliyye, Tuhfe-i Bahriyye, Risâle-i Hüseyniyye, Sülûkü’l-Mülûk (Tuhfe-i Aliyye), Tuhfe-i Hasekiyye, Kitâbü’s-Sülûk (Tuhfe-i Vesîmiyye), Şerh-i Ebyât-ı Fusûs, Tuhfe-i Atâiyye, Tuhfe-i Ömeriyye, Risâle-i Bahâiyye, Kitâbü’ş-Şecv, Mecîü’l-Beşîr li-Ecli’t-Tebşîr, Vesîletü’l-Merâm, Risâle-i Nefesü’r-Rahmân, Şerh-i Salavât-ı İbn Meşîş, Nuhbetü’l-Letâif, Mecmûatü’l-Esrâr, Risâle-i Şem’iyye, Es’iletü’s-Sahafiyye ve Ecvibetü’l-Hakkıyye, Es’ile-i Şeyh Mısrî’ye Ecvibe-i İsmâil Hakkı, Kitâbü’l-Fasl fi’l-Esrâr, Esrârü’l-Hurûf, Risâle et-Tehaccî fî Hurûfi’t-Teheccî, Hakâiku’l-Hurûf, Kitâbü Zübdeti’l-Makâl, Makâlât-ı Şeyh İsmâîl Hakkı (Mecmûatü’l-Hutab ve’l-Vâridât), Kitâbü’n-Netîce. Şerhu Mukaddimeti’l-Cezerî, Kitâbü’l-Furûk, Şerhu Risâle fi’l-Âdâbi’l-Münâzara li-Taşköprîzâde, Mecâlisü’l-Va’z ve’t-Tezkîr, Kitâbü’l-Hutâbâ, (Hatîbü’l-Hutabâ), Risâle-i Gül, hac yolculuğu hakkında Mecmûa adlı eseri de bulunmaktadır. Bursevî, manzumelerinin 10.000’den fazla olduğunu söyler.

Yüzden fazla eser yazdığı anlaşılan Bursevî’nin çalışmalarının sayısı hakkında kaynaklar, 50 ile 134 arasında çok farklı rakamlar vermektedir. Ayrıca bazı kitapların ona yanlışlıkla nisbet edildikleri ifade edilmektedir ki, bunlardan biri de Manastırlı İsmâil Hakkı’nın Türkçe Tefsîr-i Sûre-i Yâsîn’idir. (TDV İslâm Ansiklopedisi, 23/102-106)

Manastırlı İsmâil Hakkı (1846-1912)

1846 yılında Manastır’da doğdu. İlk tahsilini memleketinde yaptıktan sonra İstanbul’a gelerek eğitimine burada devam etti. Mustafa Şevket Efendi’den Arapça, Huzur dersleri hocalarından Tikveşli Yûsuf Ziyâeddin Efendi’den İslâmî ilimleri tahsil edip icâzet aldı. Ayasofya şeyhliğine kadar yükselen ve Fâtih Camii kürsü müderrisliği yapan İsmail Hakkı, Dolmabahçe Vâlide Sultan, Süleymaniye, Sultan Ahmed ve Ayasofya Camilerinde vaazlar verdi. Eyüp Askerî Rüşdiyesi’nde Arapça, Mekteb-i Hukuk’ta fıkıh, Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun ile Askerî Tıbbiye’de akaid hocalığı, Mekteb-i Mülkiyye’de tefsir, hadis ve kelâm müderrisliği görevlerinde bulundu. 1899’da İstanbul Dârülfünûnu’nda usûl-ı fıkıh ve tefsir müderrisliği yaptı. Bu arada Sultan Reşad’la birlikte Rumeli seyahatine çıktı. 1330/1912 yılında Anadoluhisarı’ndaki evinde vefat etti. Cenazesi Fâtih Camii hazîresine defnedildi. (Osmanlı Müellifleri, 1/365-366; Bilmen, Büyük Tefsir Tarihi, 2/771). Hazire, restorasyonda olduğu için mezarının fotoğrafını alma imkânı bulamadık. (28.11.2024) Arapça, Farsça ve Bulgarca bilen İsmail Hakkı’nın oğlu Asım Arar, Mustafa Kemal Atatürk’ün özel doktorluğunu yapmış, torunu İsmail Hakkı Arar ise Devlet, Adalet ve Millî Eğitim Bakanlıkları görevlerinde bulunmuştur.

Eserleri

Manastırlı, tefsir, fıkıh, kelam/akaid gibi konularda telif, tercüme ve makale türünden eserler kaleme almıştır. Tercümân-ı Hakîkat gazetesinde tefrika edilen oruçla ilgili Ahkâm-ı Şehr-i Sıyâm, nikâh hakkında Vesâilü’l-Felâh fî Mesâili’n-Nikâh, vasiyet ve miras konusunu işleyen Kitâbü’l-Vesâyâ ve’l-Ferâiz fıkıh alanındaki eserleridir. Usûl-i Fıkıh adlı eseri, fıkıh metodolojisi hakkındadır.

Kelam/akaid konusunda Hızır Bey’in el-Kasîdetü’n-Nûniyye’sini Metâlib-i İrfâniyye ve Îzâhât-ı Nûniyye adıyla şerh etmiştir. Mevâidü’l-İn’âm fî Akâidi’l-İslâm ve Telhîsü’l-Kelâm fî Berâhîni Akaidi’l-İslâm bu alandaki diğer çalışmalarıdır. Tefsir alanında, Tefsîr-i Sûre-i Yâsîn, Şerhu’s-Sadr bi-Fezâili Leyleti’l-Kadr ile Fusûlu’t-Teysîr fî Usûli’t-Tefsîr adlı eserler kaleme almıştır. Dil konusunda Hâce-i Lisân-ı Osmânî ve Mebâdî-i Fârisî adlı eserleri yazmış, Ayasofya Camii’nde verdiği vaazları Mevâiz, Sultan Mehmed Reşad ile birlikte yaptığı Rumeli seyahati esnasında Selânik’te verdiği cuma vaazının özetini Kosova Sahrâsı Mev’izası adıyla neşretmiştir. Önemli çalışmalarından biri de Hak ve Hakîkat adlı eseridir. Hollandalı şarkiyatçı Reinhart Pieter Anne Dozy’nin yazdığı ve Abdullah Cevdet tarafından Târîh-i İslâmiyet adıyla Türkçe’ye çevrilen esere reddiyedir. Şerhu Mi’yâri’l-Adâle adlı bir çalışma da yapan Manastırlı, Tercümân-ı Hakîkat ve Mekteb gibi süreli yayınlarda yazılar kaleme almıştır.

Manastırlı, Hüseyin el-Cisr’in (ö. 1909) er-Risâletü’l-Hamîdiyye fî Hakîkati’d-Diyâneti’l-İslâmiyye ve Hakkıyyeti’ş-Şerîati’l-Muhammediyye adlı kitabını tercüme ve şerh etmiş, Tercümetü’r-Risâleti’l-Hamîdiyye (Beyyinât-ı Ahmediyye) adıyla önce Tercümân-ı Hakîkat gazetesinde sonra dört cilt halinde yayınlanmıştır. İbn Hacer el-Heytemî’nin (ö. 974/1567) el-Hayrâtü’l-Hisân fî Menâkıbi’l-İmâmi’l-Azam Ebî Hanîfe en-Numân’ı Mevâhibü’r-Rahmân fî Menâkıbi’n-Nu’mân adıyla tercüme etmiştir. Manastırlı, Füyûzâtü’l-Meliki’l-Allâm fî Kerâmeti Abdisselâm adlı bir tercüme daha yapmıştır ki, Abdülkerim Bermutî’ye dair eserin tercümesidir. Abdülganî en-Nablusî’nin (ö. 1143/1731) Nesemâtü’l-Eshâr fî Medhi’n-Nebiyyi’l-Muhtâr adlı bedîiyyesinin bir kısmını da Türkçe’ye çevirip şerh etmiştir. (Mekteb dergisi, İstanbul 1311). Tunuslu âlim Muhammed Mekki b. Azzuz’dan, İslamiyet’in Bahşettiği Hürriyet-i Amme adıyla yaptığı tercüme, Sırat-ı Müstakim dergisinde yayınlanmıştır.

Bereketzâde İsmâil Hakkı (1851-1918)

Bereketzâde İsmâil Hakkı, kendisinin ifadesiyle, 1267/1851 yılında İstanbul/Zincirlikuyu/Atik Ali Paşa mahallesinde doğdu. (Yâd-ı Mâzî, s. 9.) Küçük yaşta babasını kaybetti. Tefsir, hadis, fıkıh, kelâm, tasavvuf ve Arap edebiyatı gibi farklı ilim dallarında kendisini yetiştirdi. Kıraat-ı aşere okuyarak kıraat ilminden icâzet aldı. Mülkiye Mektebi’ne bir buçuk yıl devam ettikten sonra yeni açılan Dârülfünun’a girdi. Dârülfünun’un kapatılmasıyla buradaki tahsili yarıda kaldı. Memuriyet hayatında Halep ve Adana vilâyetleri defterdarlığı, Akşehir kaymakamlığı görevlerinde bulundu. Dört yıldan fazla Beyrut İstînaf Mahkemesi reisliği yapan Bereketzâde, II. Meşrutiyet’ten sonra başsavcı ardından Temyiz Mahkemesi üyesi görevlerinde bulundu. 1918 yılında İstanbul’da vefat eden Bereketzâde’nin mezar yeri hakkında şu an için bir bilgiye sahip bulunmamaktayız. Yeni harflere de çevrilen Yâd-ı Mâzî adlı eserinde hayatından kesitlere yer vermektedir. Söz konusu eserinde zikrettiği bazı mısralar şöyledir.

 

Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer

Canla canan arasında vardı bir can sohbeti

Can o can canan o canan

Sohbet ol sohbet değil (Yâd-ı Mâzî, s. 228)

 

Eserleri

Envâr-ı Kur’ân. I. cildi yayımlanan eserin bir kısmı, Sırât-ı Müstakîm ve Kelime-i Tayyibe dergilerinde neşredilmiştir. Necâib-i Kur’âniyye ve Yâd-ı Mâzî adlı çalışmaları, Sırat-ı Müstakim dergisinde yayınlanan yazılarından ibarettir. Bereketzâde, Metâlib-i Âliye, Şam müftülerinden Mahmud Hamza tarafından yazılan ve çeşitli zümrelere karşı Osmanlı hükümdarlığını savunan el-Burhân alâ Bekâi Mülki Benî Osmân ilâ Âhıri’z-Zamân adlı risâleyi Bekâ-yı Saltanat-ı Osmâniyye adıyla tercüme etmiştir. Esrâr-ı Belâgat, Muhsin takma adıyla yazılan Suriye Muzafferiyâtı, Muhammed b. Saîd el-Bûsîrî’ye (ö. 695/1296)  ait el-Kasîdetü’l-Hemziyye’nin Türkçe tercüme ve şerhi olan Menâkıb-ı Seniyye onun diğer çalışmalarıdır. Son eseri, Sırât-ı Müstakîm dergisinin 51. sayısında yayımına başlanmış (s. 387-389) ve 85. sayısında kesilmiştir (s. 113-114). Bereketzâde, Beyrut isti’naf mahkemesi reisi iken hazırladığı diğer bir çalışması Tenâkuz Fıkhî’dir. Bu çalışma Şam Müftüsü Mahmud Hamza’nın et-Tefâvuz fi’t-Tenâkuz adlı eserinin tercümesi olsa da Bereketzâde önemli eklemeler yapmıştır. Bereketzâde’nin Sırât-ı Müstakîm, Sebîlürreşâd, Kelime-i Tayyibe ve İbret gazetesi gibi süreli yayınlarda neşredilmiş makaleleri bulunmaktadır. Şiirleri, Sırât-ı Müstakîm, Yâd-ı Mâzî ve diğer bazı eserlerinin içinde yayınlamıştır.

 

İsmail Hakkı İzmirli, (1869-1946)

1285/1868 yılında İzmir’de doğdu. Küçük yaşta babasını kaybetti. Erken yaşta hıfzını tamamlayan İzmirli, Rüşdiye’yi bitirdikten sonra oradaki Rüşdiye okulunda bir müddet Farsça öğretmenliği yaptı. 1308/1890 senesinde İstanbul’a gelerek Dârülmuallimîn-i Âliye’nin ilk talebeleri arasına girdi. 1310/1892’de buradan mezun oldu. İstanbul’un çeşitli mekteplerinde muallim, müderris ve müdür olarak görev yapan İzmirli, Mülkiye Mektebi’nde Manastırlı İsmail Hakkı’nın yerine usûl-i fıkıh dersleri verdi. Bilahare Medresetü’l-Mütehassisin’de felsefe hocası, Darülfünun Edebiyat Fakültesi’nde İslam felsefesi müderrisi, Üniversite teşkilatında da ordinaryüs profesör oldu. 1909 yılında Kadıköy’e taşındı ve bundan sonraki hayatını Ankara’da geçen kısa bir dönem hariç burada geçirdi.

 

İdari Görevleri

Hayatı boyunca pek çok resmi görevde bulunan İzmirli, Maarif Nezareti’nde Encümen azalığı, Dârüşşafaka müdürlüğü, Dârülmuallimîn-i Âliye müdürlüğü, Edebiyat ve İlahiyat Fakülteleri müdürlükleri görevlerinde bulundu. İbrahim Paşa Medresesi Müdürlüğü ve akabinde Medâris müfettişliği görevleri yaptı. Dârü’l-Hikmet-İslâmiyye azalığı ve reis vekilliği görevlerini yürüttü. İstiklal savaşından sonra Ankara’ya davet edilen İzmirli, Tedkîkat ve Te’lifât-ı İslâmiyye Heyeti’nde üye, reis vekili ve Abdülaziz Çâvîş’ten sonra reis olarak çalıştı. Ankara’dan sona İstanbul’a gelen İzmirli, İlâhiyat ve Edebiyat fakültelerinde müderrislik ve İlâhiyat Fakültesi reisliği görevine getirilmiştir. Dârülfünun’un İstanbul Üniversitesi’ne dönüştürülmesiyle İlâhiyat Fakültesi yerine kurulan İslâm Tedkikleri Enstitüsü müdürlüğü yapan İzmirli, 1935’te emekliye ayrılmıştır. İzmirli, 26 Aralık 1945’te Kadıköy’deki Cevizlik’te bulunan evinden Ankara’daki oğlu Hayrettin’in yanına gitmiş, 31 Ocak 1946’da Ankara’da vefat etmiştir. Ankara’da Hacı Bayram Camii’nde kılınan cenaze namazından sonra Cebeci Mezarlığı’na defnedildi.

 

Eserleri

İzmirli’nin eserlerine geçmeden önce, kısa da olsa, kütüphanesine işaret etmekte fayda vardır. İzmirli’nin Kütüphanesi, 3700 cilt kitap ihtiva etmektedir. Babasının bu kitapları tamamen kendi parasıyla tedarik ettiğini söyleyen oğlu Celaleddin, Vefa’daki Şemseddin Monla Gürani Mahallesi’ndeki evlerine her hafta küfe ile kitaplar geldiğini, babasının okuma odasına çekilerek bunları sürekli okuduğunu, babalarının yüzünü ancak yemekte görebildiklerini söylemektedir. Celâleddin İzmirli’nin kattığı kitaplarla 275 yazma, 4110 matbu kitaptan oluşan kütüphane, Süleymaniye Kütüphanesi’ne bağışlanmıştır.

Kur’an ilimleri, fıkıh, kelam, felsefe, mantık gibi konularda eserler kaleme alan Üstad’ın Celaleddin İzmirli’nin belirttiği üzere, basılı elli beş eseri vardır. Basılmamış eserleriyle bunlar yüzü bulmaktadır. (s. 12) Meânî-yi Kur’ân, Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe meâli olup iki cilt halinde 1927’de yayımlanmıştır. Meâlin sonuna Târîh-i Kur’ân adlı özet çalışma eklenmiştir ki müstakil olarak da neşredilmiştir. Hadis alanında, Târîh-i Hadîs, Ahlâk ve Tasavvuf Kitaplarındaki Ahâdis Hakkında, Siyer-i Celîle-i Nebeviyye, Binbir Hadis, Mustasvife Sözleri mi Tasavvufun Zaferleri mi: Hakkın Zaferleri isimli çalışmalar yapan İzmirli’nin bu son çalışması, Şeyh Saffet’in Tasavvuf’un Zaferleri kitabına reddiyedir. Gazilere Armağan onun diğer bir eseridir.

Kelâm konusunda Muhassalü’l-Kelâm ve’l-Hikme, Mülahhas İlm-i Tevhîd, Yeni İlm-i Kelâm gibi çalışmalar yapan İzmirli’nin, el-Cevâbü’s-Sedîd fî Beyâni Dîni’t-Tevhîd adlı bir eseri daha bulunmaktadır ki, Anglikan Kilisesine Cevap adıyla sadeleştirilerek basılmıştır. Nârın Ebediyet ve Devamı Hakkında Tedkîkat, Dürzî Mezhebi, Dîn-i İslâm ve Dîn-i Tabîî, Din Dersleri, Tezkere-i Hak, el-Furkân Beyne’t-Tevfîk ve’l-Hızlân bu alandaki diğer çalışmalarıdır. Fıkıh dalında, Hikmet-i Teşrî, Usûl-i Fıkıh Dersleri, Usûl-i Fıkıh, İlm-i Hilâf, Kitâbü’l-İftâ ve’l-Kazâ, Fıkıh Târihi, Müslüman Türk Hukuku ve Dini, el-İnâye fî Şerhi’l-Bidâye adlı çalışmalar yapan İzmirli’nin bu son eseri, İbn Rüşd’ün Bidâyetü’l-Müctehid adlı kitabının mukaddime kısmının şerhi olup Arapça’dır.

İzmirli, felsefe alanında Mi’yârü’l-Ulûm, Mantık-ı Tatbîkî veya Fenn-i Esâlib, Muhtasar Felsefe-i Ûlâ, Arap Felsefesi, Fenn-i Menâhic: Méthodologie, Felsefe Dersleri, Felsefe-Hikmet, Müslüman-Türk Filozofları, İhvân-ı Safâ Felsefesi, İslâm’da İlk Tercüme, Felsefe-i İslâmiyye Târihi, Şeyhü’l-Etıbbâ Ebû Bekir er-Râzî, İslâm Mütefekkirleri ile Garp Mütefekkirleri Arasında Mukayese adlı çalışmalar yapmıştır. İzmirli, Mahfil, Dârülfünun Edebiyat Fakültesi Mecmuası, Mihrab, Sırat-ı Müstakim, Sebilü’r-Reşad, Ceride-i İlmiyye ve Ceride-i Sufiyye gibi dergilerde makaleler yazmıştır. İki Türk Filozofu, Resm-i Mushaf-ı Osmânî Meselesi, İslam’da Felsefe, İslam’da Felsefe Cereyanları, İslam Mütefekkirleri -Ebu Hamid Muhammed Gazzâlî- seri halinde yayınlanan makalelerinden bazılarıdır.

İsmail Hakkı İzmirli hakkında oğlu Celâleddin İzmirli, İzmirli İsmail Hakkı Hayatı Eserleri, Dinî ve Felsefî İlimlerdeki Mevkii, Jübilesi ve Vefatı adlı bir eser kaleme almış, Sabri Hizmetli de İsmail Hakkı İzmirli (Ankara 1996) adlı bir çalışma yapmıştır. Celâleddin İzmirli, kitabında, üstada sorulan Fazilet nedir? Adalet nedir? Hak nedir? Vicdan nedir? Hayır nedir? İlim nedir? gibi bazı soru ve cevaplarına yer vermiştir. Kitapta zikredilen bir soru ve cevabı ise şöyledir. Soru: Aklen mümteni olan şeylere kudret-i ilahiye taalluk eder mi?

Cevap: Aklen mümteni olan şeylere kudret-i ilahiye taalluk etmez, fakat bu aciz değildir. Allah müsebbibatı esbabı ile halk eder. Meyvayı ağaçla yaratır, yağmuru bulutla yağdırır, âsârı müessirattan ayırmaz.

 

 

 

 

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir