Bizimle İletişime Geçin

Din ve Hayat

Bereket Mevsimi: Üç Aylar

Birbiri ardına açılan rahmet ve mağfiret kapıları olan Recep, Şaban ve Ramazan ayını içinde bulunduran, Regâib Kandili’yle başlayan, Miraç ve Berat ile devam eden, bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi’yle zirveye ulaşan, Ramazan Bayramı’yla da maddî ve manevî alanda “bayram”a dönüşen manevi yükseliş ve bağışlanma ayları. Şimdi bu kutlu iklimin eşiğinde, arınma mevsimini karşılama telaşı yavaş yavaş içimizi sararken niyazımız Peygamberimizin mübarek dilinde ifadesini bulan ve üç aylarda yaptığı şu dua olsun:“Allah’ım! Recep ve şabanı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a kavuştur.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 259; Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat, IV, 189)

EKLENDİ

:

Rabbimizin bize sunduğu en büyük nimetlerden biridir zaman, çoğu defa nasıl geçtiğini anlamadan hızla tükenen. Her gün ömür takvimimizden bir yaprak kopup, öteler ötesi âleme doğru süratle koşarken…

Zamanın farkında olmak, onu ebedi hayat için sermaye yapmak tüm müminler için sorumluluktur. Ne var ki bazen bu sorumluluğumuzu unutup, dünyanın gelip geçici zevklerine aldanıp vakitlerimizi heba edebiliyoruz. Bu halden kurtulup kendimize gelmek için bir silkelenmeye ihtiyaç duyuyoruz. Bir fırsat ya da vesile bulup, yanlışlarımızdan dönmeyi, kulluk şuurumuzu yeniden hatırlamayı ve Rabbimize yönelmeyi arzuluyoruz. İşte böyle bir başlangıç için Yüce Mevlâ bizlere bazı kutlu zamanlar bahşetmiştir.

Akıp giden zamanın önemli durakları olan ve içinde kandilleri barındıran, manevi feyziyle bunalan gönüllerimizi aydınlatan kutlu gecelerle dolu Üç Aylar bunun için bir fırsattır.

Birbiri ardına açılan rahmet ve mağfiret kapıları olan Recep, Şaban ve Ramazan ayını içinde bulunduran, Regâib Kandili’yle başlayan, Miraç ve Berat ile devam eden, bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi’yle zirveye ulaşan, Ramazan Bayramı’yla da maddî ve manevî alanda “bayram”a dönüşen manevi yükseliş ve bağışlanma ayları…

İşte önümüzdeki 12 Şubat Cumartesi günü üç ayların başlangıcı ve Receb’in ilk günü…Bu ayın İlk Cuma gecesi olan 18 Şubat Perşembe akşamı da Regaip Kandili’dir.

Kutlu Geceler

Recep ayının perşembeyi cumaya bağlayan ilk gecesi Regaib Kandili

Regaibin “istemek, arzu etmek, istekle yönelmek” anlamlarına gelen “rağbet” kelimesinden türediğini not düşüyor sözlükler. Bu gecenin adı Regaib…Üç ayların manevi iklimine girildiğinin habercisi…

Allah’ın af ve mağfiretinin üzerimize sağanak sağanak yağdığı bir rağbet gecesi…Geleceğe yönelik arzu ve isteklerimizi gözden geçirme imkânı veren, her türlü rağbet ve regaibimizi Rabbimize yöneltmemiz gerektiğini hatırlatan mübarek bir gece…

Receb’in 27. gecesi ise Peygamberimizin kutlu gece yolculuğuyla Allah katına vardığı gece; Miraç Kandili… Rahmet kapılarının bir kez daha sonuna dek açıldığı, Peygamberimizin her birimiz için bir miraç olan namaz hediyesiyle o yolculuktan döndüğü gece Miraç Kandili…

Şaban ayının on beşinci gecesi ise Ramazan’ın müjdecisi ve Efendimizin duaların kabul edileceği müjdesini verdiği Berat gecesi “Benden mağfiret dileyen yok mu, onu bağışlayayım! Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım! Belaya duçar olan yok mu, ona afiyet vereyim! Şöyle olan yok mu? Böyle olan yok mu?” (İbn Mâce, “İkamet”, 191)

Gök Sofralarının Kurulduğu Ay

“Müslüman her yıl, bir ay bir ruh şölenine çağrılır. Yeniden varoluş: Yücelten, sağaltan… Oruç insanın katıldığı, her yıl bir ay katıldığı bir ruh şölenidir. Üstün insanların davetlisi olduğu bir tabiatüstü ziyafet, bir gök sofrasıdır.” diyor Sezai Karakoç, yıl içerisindeki manevi yolculuğun nihai durağı Ramazan ayı için.

Dünya nimetlerini bir kenara bırakanların gök sofralarında ödüllendirildiği bu ay aynı zamanda bin aydan hayırlı, insanlığa kurtuluş çağrısı olan Kur’an’ın indirilmeye başlandığı, esenlik ve güvenliğin her tarafa yayıldığı, sema kapılarının açıldığı, dua ve tövbelerin kabul edildiği Kadir Gecesi ile zaman evreninde ev sahipliği yapıyor.

Fırsat Mevsimi

Üç aylar bizim için bir fırsatlar silsilesi adeta. Yaratılış gayemizi düşünmemiz, Yaratan ve yaratılanlarla olan münasebetlerimizi değerlendirmemiz için bir fırsat…

Günahlarla kararan yüreklerimizi, merhametten yoksun paslı vicdanlarımızı tövbelerle ve pişmanlık gözyaşlarıyla arındırıp, tertemiz bir hale getirmek, sükûnetin ferahlatıcı etkisini duygu dünyamıza taşıyan ibadetlerle ruhumuzu zenginleştirmek için bir fırsat…

Günlük hayatın yoğun temposu içinde hayatı soluk soluğa yaşarken bunalan ve daralan ruhumuzun inşirahı; genişliği ve ferahlığı için bir fırsat…

Şu fani olan hayat yolunda, asıl ve ebedî olan ahiret yurduna hazırlanmak, az zamanda çok kazanmak için ve her şeyden öte arınmak için eşsiz bir fırsat…

Tasavvuf âlimlerinden Zünnûn el-Mısrî: “Recep ekme, Şaban sulama, Ramazan mahsul ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer.”

Abdülkādir-i Geylânî de “Receb tevbe; Şaban muhabbet; Ramazan da Hakk’a kurbiyet ve vuslat ayıdır. Receb: Günahı, zulm ü cevri terketme; Şaban: Salih amel işleyip vefa gösterme; Ramazan ise Sıdk u safaya erme ayıdır.” diyerek mü’minin takip edeceği programı sunarlar adeta… Toprağa bir tohum atmak… Üç aylar güzelliklerin ekileceği, iyiliklerin yeşereceği bir mevsimdir. Zemin, İslam’ın bütün güzelliklerine hazırdır. Mü’min sıcak bir iklime girmenin sevincindedir.

Öyleyse yol belli, yolcu bilinen; yol ve yolcunun sahibi gözleyen. Aslında tüm seferlere hazırlık yol gözükünce başlar. Yolun ve yolculuğun farkına varmaktır üç aylar. Ertelenmiş hazırlıklara hız vermek, fırsatları bohça yapıp yükün sahibine sunmaktır. Herkes yarın için önceden ne göndermiş olduğuna bakmalıdır. (Haşr, 59/18)

Üç aylarımız ve kandillerimiz mübarek olsun…

Son Söz

Şimdi bu kutlu iklimin eşiğinde, arınma mevsimini karşılama telaşı yavaş yavaş içimizi sararken niyazımız Peygamberimizin mübarek dilinde ifadesini bulan ve üç aylarda yaptığı şu dua olsun:

“Allah’ım! Recep ve şabanı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a kavuştur.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 259; Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat, IV, 189)

Okumaya Devam Et...

Din ve Hayat

Hoş Geldi Ramazan

EKLENDİ

:

Tam bir yıllık yoldan geldi

Hem aşılı koldan geldi

Kırklar da çıktı söyledi:

Geldi ”Ramazan Hoş Geldi”

2021

Prof. Dr. Mustafa Kara

Okumaya Devam Et...

Din ve Hayat

Ramazan’da Oruca Tutunmak…

Tekrar kapısındayız Ramazan’ın… Allah’a yakın olmanın en içten sıcaklığını ve hazzını yaşadığımız kutlu bir mevsimin anındayız. Hayır ve bereketin ne olduğunu gösteren sahuruyla, ikramı ve paylaşmayı öğreten iftarıyla, ibadetin neşe ve coşkusunu bütün topluma yayan teravihiyle, okunan ve dinlenen Kur’an’ın feyziyle, yapılan dua, tövbe, zikir ve niyazlarıyla, toplumun sosyal yaralarını şifalı elleriyle saran zekât ve fitreleriyle baştan sona bir feyz, rahmet ve bereket ayı olan Ramazan’ın kapısındayız. Hoş geldin ya şehr-i Ramazan, Merhaba ey şehr-i gufran!.. Ve kapısındayız rahmet ve mağfiret ayının… Yıkanmak ve arınmak, aşınan değerlerimizi onarmak, kaybolan değerlerimizi yeniden kazanmak için… Yaptığımız iyiliklere yenilerini katmak, hatalarımıza ve günahlarımıza tevbe etmek için.

EKLENDİ

:

“Müjde mü’minler size ihsân-ı rahmandır gelen

Şânına ta’zim için bu mâh-ı gufrandır gelen

Ondadır feyz-i hidâyet ondadır afv ü kerem

Kadrini bil mevsîm-i inzâl-ı Kur’an’dır gelen

 

Iyd-ı ekber her günü kadr-i mübârek her gece

Ehl-i imâna ne mutlu lutf-ı sübhandır gelen

Zulmet ü kasvetten âzâd etmeye sâimleri

Nûr-ı İslâm nûr-ı îmân nûr-ı irfandır gelen”

                                  [Ahmed Remzi Dede (Akyürek)]

Tekrar Kapısındayız Ramazan’ın…

Kutlu bir mevsimin son halkası Ramazan… Üç aylar ile başlayan heyecan, Ramazan ayı ile taçlanıyor.

Durmadan akıp giden bir çağlayan misali hızla akan zaman selinin içinden sizi kutlu bir el alıyor, rahmetinin ve merhametinin bol olduğu, cennetin kapılarını sonuna kadar açtığı bir aya ulaştırıyor. Dualar hep bir dahaki yıla yetişmek, bir daha o maneviyat iklimine erişmek için… Tıpkı Sezai Karakoç’un dediği gibi…

“İşte bekleyenler için gün doğmuştur artık. Rahmet, mağfiret günleri… Uzun süren bir kuraklıktan sonra, dudakları çatlamış toprağından ötürü ellerini göğe kaldırmış çiftçi için birden boşanan yağmur neyse, biz Müslümanlar için gelen bu oruç da odur.” (Sezai Karakoç, Samanyolu’nda Ziyafet, Diriliş Yayınları, s.47)

Tekrar kapısındayız Ramazan’ın… Allah’a yakın olmanın en içten sıcaklığını ve hazzını yaşadığımız kutlu bir mevsimin anındayız.

Hayır ve bereketin ne olduğunu gösteren sahuruyla, ikramı ve paylaşmayı öğreten iftarıyla, ibadetin neşe ve coşkusunu bütün topluma yayan teravihiyle, okunan ve dinlenen Kur’an’ın feyziyle, yapılan dua, tövbe, zikir ve niyazlarıyla, toplumun sosyal yaralarını şifalı elleriyle saran zekât ve fitreleriyle baştan sona bir feyz, rahmet ve bereket ayı olan Ramazan’ın kapısındayız.

Hoş geldin ya şehr-i Ramazan, Merhaba ey şehr-i gufran!..

Ve kapısındayız rahmet ve mağfiret ayının… Yıkanmak ve arınmak, aşınan değerlerimizi onarmak, kaybolan değerlerimizi yeniden kazanmak için… Yaptığımız iyiliklere yenilerini katmak, hatalarımıza ve günahlarımıza tevbe etmek için…

Evet, geldik. Pişmanlığımızla, hatalarımızla, utangaçlığımızla geldik. Rahmeti sonsuz olanın merhametine sığınarak geldik.

Gel diyor Ramazan. Gel, bedeninle oruç tuttuğun gibi, bütün uzuvlarınla oruç tut.

Kalbinle Tut Orucu

Kalbinle oruç tut, kalbin oruç tutsun. Unutma ki sen sadece midenle değil aynı zamanda dilinle, elinle, gönlünle bütün uzuvlarınla her türlü çirkinliklere karşı iftarı olmayan bir oruçtasın.

O halde, kalbinde mümin kardeşine karşı kin ve öfkeye yer bırakma! Kalbin bütün kötü düşüncelere karşı oruçlu olsun. Arınsın; fesattan, hasetten, nifaktan. Kalbin oruç tutsun önce. Günah kirlerini bir bir sil, temizle bu ayda.

Gönlünle Tut Orucu

Gönlünle oruç tut, gönlün oruç tutsun. Hiçbir gönlü incitme. Gönlüne de hiçbir zaman ayrık otları ekme. Kırık gönüllere merhem ol.

Açılsın gönül kapıları… Kalksın aradan mesafeler… Uzansın şefkat ve merhamet elleri…

Gönül koyma kimseye. Dünyevi istek ve arzuların yoğunluğu sebebiyle zaman zaman ihmal ettiğin akraba ve komşularını unutma… İncitme incinsen de…Bir derya gibi ol. Bütün nehirler sende buluşsun.

Dilinle Tut Orucu

Dilinle oruç tut, dilin oruç tutsun. Dil arınacak, gıybetten dedikodudan, dil uzak duracak yalandan ve iftiradan…

“Oruçlu olduğu halde yalanı, dedikoduyu, yalanla iş görmeyi bırakmazsa Allah’ın, onun yemesini, içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur.” (Buhârî, “Savm”, 8, “Edeb”, 51) derken,

Oruç bir kalkandır. Sizden biriniz oruçlu olduğu bir günde kötü söz söylemesin, kavga etmesin. O’na birisi sataşır veya küfrederse, ‘Ben oruçluyum’ desin…” (Buharî, “Savm”, 9; Müslim, “Sıyâm”, 163) diye buyururken kutlu nebi, dilinin iftarı güzel söz, gönlünün iftarı güzel duygular ve elinin iftarı da hayır işlerde bulunmak olsun.

Gözünle Tut Orucu

Gözünle oruç tut, gözün oruç tutsun. Gözünden giren her kötü görüntü kalbinin orucunu bozar. Kalbinin orucu bozulmuşsa aç kalmana Rabbinin ihtiyacı yoktur.

“Nice oruç tutanlar vardır ki onların oruçtan nasipleri sadece aç (ve susuz) kalmalarıdır Nice geceleri namaz kılanlar vardır ki onların namazdan nasipleri sadece uykusuz kalmaktır.” (İbn Mâce, “Sıyam”, 21)

“Göz, kalbin aynasıdır.’’ Gözünü “gözün gibi koru.’’ İbadetlerinde huşûyu bulmak istiyorsan baktıklarına dikkat et. Baktığın şeylere de ibret nazarı ile bak.

Göz; kalp ve ruhun bu âleme açılmış bir penceresidir. Şehevî ve nefsani arzuları tatmin için, fani güzellikleri seyredip onlardan lezzet alma adına kullanıldığında ise, harama her bakış kalbi ve ruhu yaralayan zehirli bir ok olur.

Unutma ki, göz harama kaydığında, irade hükümsüz kalmış ve akıl nefsin çekim alanına girmiş demektir. Gözü harama kaydıran nefis, bu haram yolculuk nihayete ulaşmadan teskin olmayacaktır.

Elinle Tut Orucu

Elinle oruç tut, elin oruç tutsun. Elin orucu, elin harama dokunmaması, kendine ait olmayan bir şeyi almaması, elin cömertlikle dolmasıdır.

İnfak ederek tut orucunu. Elin şefkat eli olsun. İnfak ibadetinin en makbul olduğu, muhtaçların, gariplerin umut dolduğu bu ayda verebildiğin kadar ver. Allah’ın verdiğini, yine onun yolunda harca. Unutma ki,

“Verince Allah için verenin feyzi artar,

Bir anlık sadaka bin yıllık ömrü tartar.”

Oruç; Aç Kalmak Değildir

Açlığı nefis tezkiyesi için kullanabilmektir. Oruç, Rabbimizin bize sunduğu sayısız nimetin kadrini bilmek, geçici lezzet ve duygulardan vazgeçip sonsuza dek sürecek manevî hazlara ulaşmaktır.

Oruca Tutunmak

Oruç bize geldi, peki biz oruca gittik mi? Oruç bizi ne kadar tutabildi? Biz ne kadar oruca tutunabildik? Bir yıl geçti ne kadar taşıyabildik o müstesna zamanların üzerimizdeki etkisini?..

Öyleyse şimdi temizlenme zamanı… Şimdi, rahmet ve mağfiret ikliminde  ibadet ve taat, hayır ve hasenat, tevbe ve istiğfar ile ruhumuzu arındırma zamanı…

Şimdi diriliş günü… Şimdi, oruç tutma ve ona tutunma anı…Şimdi sevgili Peygamberimizin (s.a.s)

Kim faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır” (Buhârî, “İman”, 28; Müslim, “Salâtü’l-Müsafirîn”, 13) müjdesine nail olma zamanı…

“Oruç geldi, ondan bize ölümsüz bir şeyler katılacak demektir. Giderken bizden de ona ölümsüzleşecek birkaç şey katılmalı.”

Okumaya Devam Et...

Din ve Hayat

Ezan ve Bayî Kudsî İçin

EKLENDİ

:

İnsanlık kafilesinden bir Bey

Erguner ailesinden bir Bey

Geldi üçler tarihi itmam içun:

”Nâyi Mimar San’atkâr Kudsî Bey”

1442

Prof. Dr. Mustafa Kara

Okumaya Devam Et...

Çok Okunanlar