1. Anasayfa
  2. Edebiyat
  3. İnceleme

Bir Adam Yaratmak Üzerine

Bir Adam Yaratmak Üzerine
0

Baştan söyleyeyim, bir tiyatro eserini sinemaya uyarlamanın zorluğunu hesaba katmalıyız. Ne demek istediğimi Samuel Beckett’ın “Godot’yu Beklerken” eserinin sinema uyarlamasını seyredenler bilirler. Bu tecrübî bilgiyi bir kenara koyarak filmi konuşmaya başlayabiliriz.

Evvela “Bir Adam Yaratmak” dışında Necip Fazıl Kısakürek’in sinemaya uyarlanan diğer eserlerini zikredelim: Parmaksız Salih, Yangın Var, Zehra, Çile, Diriliş, Reis Bey, Mü’min ile Kâfir, Siyah Pelerinli Adam ve Mukâddes Emanet.

“Bir Adam Yaratmak” 1950’den bu yana sinemaya uyarlanan Necip Fazıl Kısakürek’in eserleri içinde, sinematografik açıdan en zorudur diyebiliriz. Psikolojik yönü çok güçlü, iç sesleri fazla, hemen hemen tek mekânda geçen bir eseri, beyaz perdede izleyicinin karşısına çıkarmak cesaret gerektiren bir iştir. Yönetmen Murat Çeri’yi tebrik etmeliyiz. Tiyatroda bile seyretmesi zor bir eseri sinemaya uyarlama cesareti gösterdiği için.

Bu önsözden sonra filmin eleştirisine geçebiliriz:

Filmi bir yönetmen arkadaşımla birlikte izledim. Filmden çıktıktan sonra fikrini sorduğum arkadaşım, bana bir soruyla cevap verdi: “Bu filmden üç sahne çıkarsak filmde ne eksilir?”

“Hangi sahneler?” diye ben de soruyla cevap verdim. “Birçok sahne var böyle.” dedi. Temel eleştirileri de şöyle oldu:

  • Bazı sahneler gereğinden çok uzun. Mesela, evdeki bir sahnede kamera akvaryumun yanında çok uzun duruyor. Farklı bir açı denemişsin güzel ama iki dakika boyunca aynı açıdan vermek, izleyiciyi yoruyor.
  • Bir diğer sahne, masanın etrafında, Engin Altan Düzyatan’ın uzun bir tirad sergilediği sahne. Kamera neredeyse üç dakika boyunca pan hareketi yapıyor. Gözlerimiz yoruldu 360 derece dönen görüntüyü izlemekten.
  • Yine aynı şekilde deniz kenarında, kumsalda oturarak çekilen diyalog sahnesi. Kamera çok güzel bir şekilde alçalarak, arkadan iki kişiye yaklaşarak, aralarından geçerek denize doğru ilerliyor. Gidiyor, gidiyor, epey bir gidiyor, herhalde bir geminin güvertesinde filan duracak derken, pat diye kumsaldaki kişilere yakın çekim dönüyoruz. İnsan, o kadar deniz boyu niye gittik diye merak ediyor.
  • Tamam, bu bir tiyatro eseri, uzun monologlar olması doğal. Ancak bunu birebir perdeye aktarmak zorunda değiliz. En ilgi çekici kısımlarının yer aldığı daha kısa monologlar şeklinde düzenlenebilirdi.

Yönetmen arkadaşımın eleştirileri böyle. Bense filmden çıktıktan sonra ilk izlenimimi paylaşayım: Engin Altan Düzyatan’ın performansı filmi izletiyor.

Bir Dostoyevski uzmanı ve yazarın eserlerinin sinema versiyonlarını izlemiş biri olarak, ben filmi sonuna kadar rahatlıkla izledim. Necip Fazıl Kısakürek’in eserinde işlenen konu çok iyi ve eser, daha çok psikolojik tahlillerle ilerliyor. Tıpkı Dostoyevski romanlarında olduğu gibi. Bunu sinematografik dile aktarmak öyle kolay iş değil.

Sonuçta popüler sinema kültürüne alışkın bir izleyici için zor bir film, bunu kabul etmek gerek. Filmin afişini Instagram’da paylaştıktan sonra bir arkadaşım mesaj atarak fikrimi sordu ve filme puan vermemi istedi. Ben de ona, “Bu film, bugünün Türkiye’sini bize hediye edenlerden biri olan, bir büyük dava adamının, bir büyük üstadın eserinin uyarlaması. Onun hatırına hepimizin gitmesi gerek. Hatırın puanı olmaz.” diyerek cevap verdim.

Ekrem Özdemir, Mehmet ve Fatma Özdemir’in oğlu olarak 1977’de İstanbul’da doğan yazar, aslen Trabzonludur. Bir kamu kuruluşunda metin yazarlığı yapmaktadır. “FENA Mevlana’da Özgürlük” isimli bilimsel bir çalışması, “Güzel Ayrılık” isimli bir romanı, 2020 TYB Şehir Kitabı Ödülü alan ‘Şehir ve Modern’ isimli bir inceleme-araştırma eseri, "Toprağına Yabancı Aydın" adını taşıyan, Dostoyevski üzerine bir de eleştiri kitabı bulunmaktadır. Mağara Dergisi ve Notlar Dergisi’nde editörlük ve yazarlık yapmış olan yazar, babasının hatıralarını içeren “Haviz-Bir Trabzon Masalı” isimli eserin editörlüğünü yapmıştır.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir