1. Anasayfa
  2. Edebiyat
  3. Anı

Gül/lük Bir Mazlum

Gül/lük  Bir Mazlum
1

Bir mazlumla beraber oldunuz mu hiç? Onu dinlediniz mi? Onunla yan yana olup gözlerindeki hüznü, gece karanlığında bile fark ettiniz mi?

Ben mi? Evet tüm bunları yaşadım ben!…

Bir genç ki on iki yılını ordumuzun muzafferiyetine adamış, samimiyetinden, dürüstlüğünden başka hiçbir kusuru olmamış.

Askerine güzel muamele edip onu kardeşi olarak görüp bilmiş.

Askeriyeye lojman yaptırmış, susuz karakola milyarlar harcayarak su getirtmiş.

Ama tüm bunların o kadar ehemmiyeti yok son noktada. İki önemli kabahati var: Kendisinin namaz kılması ve eşinin başını örtmesi.

Ve ferman verilir…

…Evet ben bir mazlumun yanındaydım az önce. Ve bir de mazlum babasının.

Anlam veremiyordu oğlunun başına gelenlere. Şaşırıyordu. Oğlu yolsuzluk yapmamış, devlet-millet malına bir zarar vermemiş, görevini aksatmamış, şimdiye kadar hiçbir disiplin cezası almamış (tam tersi, dosyası takdir ve başarı belgeleriyle dolu) ülkesine bir hainlik yapmamıştı.

Öyleyse niçin?

Hep yanında olduğu devleti acaba bu muameleyi neden hak gördü?

Hayıflanıyor, iç çekiyor, gözyaşlarına hâkim olmaya çalışıyor, kendi kendini yiyip bitiriyordu.

Bir mazlumun yanından geldim az önce. Küçük oğlunun bir rüyasını anlatıyordu: Bedeni insan, başı ejderha bazı yaratıklar babasına ve kendisine saldırıyordu. Çok korkmuştu. Acaba bu rüya ne demekti?

Kendisi teselliye muhtaç baba evladına teselli veriyordu.

Bir mazlumla beraberdim az önce. Mazlum, her şeye rağmen ümitvardı…

Mazlum, bir mü’mindi.

Mazlum, inancından ödün vermiyordu.

Mazlum, inandıklarının doğruluğuna bir kez daha iman ediyordu.

Mazlum, inanç mücadelesinde yeni bir sayfa daha açıyordu.

Mazlum, mazlumdu…

İşte bir mazlumun yanından geldim daha şimdi.

Küçücük yavrusu vardı yanında. Hiçbir şeyden habersiz, babasının ayaklarına sarılıyordu.

Vâkur bir hanımı vardı yanında, onurlu. Ve başında suç unsuru, örtülü.

Üzgün, kızgın ve kendini suçlayan bir baba vardı yanında.

Ve arkadaşları vardı onu teselli etmeye, sabır dilemeye gelen.

Ve ben vardım. Benim de çocuklarım vardı, benim de örtülü eşim vardı, hassas bir babam vardı, benim de bana destek olan, olacak arkadaşlarım vardı. Benim de imanım vardı.

Ve mazlumun da benim de arkadaşlarımın da hepimizin de Rabbi vardı tüm olanlara şahit olan ve mühlet veren…

Ben bir mazlumun yanındaydım biraz önce.

O mazlum mü’mindi.

O mazlum inancını yitirmemişti.

Ve o mazlumun, Allah’a sunacağı bir belgesi vardı elinde.

Mahkeme-i Kübra’yı beklemekteydi…

20.06.1998/ Nizip

 

Bugün edebiyat dersinde bir mülakat yaptık. Ben Afganistan’dan gelen bir gazeteci oldum, Yusuf da muhabir. O bana sordu ben cevapladım. Cihattan, mücahitlerin önderlerinden, yaşam zorluklarından, er geç zafere ulaşacaklarından bahsettim. Kendimi cihada katılmış biri gibi hissettim. Kim bilir belki de giderim.

Mülakatımızı arkadaşlarımız ve hocamız beğendi, daha önce çalışıp çalışmadığımızı sordu. Tabii ki ön çalışma yapmamıştık ama Afganistan bizim bir parçamızdı, buna gerek yoktu.

Kelam dersinde müdür beyin tatlı üslubuyla, maç kritiğini dinlerken nöbetçi kapıyı vurup içeri girdi. Müdür Bey’e misafirlerin geldiğini söyledi. Kelam dersindeki maç sohbetinin yarım kalması bazı arkadaşlarımızı üzdüyse de dersin kaynamış olmasından çoğu arkadaş memnundu. Müdür Bey’in gitmesinden birkaç dakika sonra nöbetçi gelerek beni çağırdı. Ne için olduğunu merak ederken bir şey bulamadım.

Müdür odasına girdiğimde dört polisi görür görmez heyecanım arttı. Evet, yarışmayla ilgiliydi bu çağrı. Demek ki dereceye girmiştim. Nabi Hoca beni görür görmez tebrik etti. Sonra da diğer polisler… Ve hemen ardından 10 Nisan günü Gaziantep’teki törene beklediklerini söylediler.

Sevincime diyecek yoktu. Polis Günü vesilesiyle yazdığım kompozisyon ile il üçüncüsü olmuştum.

8.4.1982/ Nizip

 

Cuma namazı için camiye gittiğimde ünlü Adil Özberk Hoca’nın sesi kulaklarımda yankılandı. Hoca Efendi insan tiplerinden, müminlerin vasıflarından bahsediyordu. Cemaatten kimileri uyuklarken kimileri de can kulağıyla dinliyordu.

Ah cemaat. Bu insanlar gerçekten cemaat olmuş mu?

Yoksa cemadat mı? Neyse…

Akşam üzeri saat 7 sularında kapalı spor salonuna gittim. Salonun yarısı dolmuştu. Resmi giyimli birinin yanına giderek Nizip’ten yarışma dolayısıyla geldiğimi söyleyince ilgilendi. İmam-Hatip’ten olduğumu biraz övünerek söyledim. Karşımdaki de okulumdan memnun olacak ki, arkadaşlarına beni tanıtırken imam-hatipli olduğumu özellikle vurguladı.

Komiserin beklememi istediği yerde dururken Abdussamed’i gördüm. Kısa hâl hatırdan sonra o da yarışmada ikinci olduğunu söylemesin mi? İki imam-hatipli; biri ikinci, diğeri üçüncü. Ne kadar güzel.

Gaziantep İmam-Hatip Lisesi’nden Abdussamed ile epey muhabbet ettik.

Saat dokuza geldiğinde komiser gelerek bizi protokolün bulunduğu yere götürdü. Birinci olan kişiyi merak ediyorduk ama ortalıkta görünmüyordu.

Sanatçı Nil B. konserini bitirince sunucu programa başladı. Konsere gençlerin ilgisi doğrusu beni çok düşündürüyordu. Aç ve şehvetli bakışlar gelecek adına ürkütücüydü. Yarı çıplak bedenleriyle arzı endam eden kişiler gençler için gerçek birer bombaydı.

Ve nihayet bizi heyecanlandıran an gelip çatmıştı.

Birincinin ödülü verildi. İkinci olarak Gaziantep İmam-Hatip Lisesi’nden Abdüssamed Köse…

Üçüncü olarak Nizip İmam-Hatip Lisesi’nden…

Ne kadar heyecan verici, mutluluk verici bir tablo.

İmam-hatip ismini tüm salona duyurmak ne kadar sevindirici…

Muzaffer ve Abdüssamed ile salondan çıktık.

11 Nisan 1982/ Gaziantep

1965 yılında Gaziantep’te doğdu. Nizip İmam-Hatip Lisesini 1983’te bitirdi. Aynı yıl Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesine girdi ve 1987’de mezun oldu. Hatay-Dörtyol, Erzurum-Köprüköy ve Nizip Anadolu İHL’de öğretmenlik ve idarecilik yaptı. Eğitim yönetimi, din öğretimi, öğretmen yetiştirme gibi alanlarda, MEB Şurası’nda özel ihtisas komisyonu üyesi olarak çalışmalarda bulundu. Hâlen Millî Eğitim Bakanlığında çalışmaktadır. Gül; öğrencilik yıllarından itibaren yazı çalışmalarında bulundu. Diyanet Çocuk, Yeni Dünya, Genç Doku, Anadolu Gençlik, İlk Adım ve Turuncu dergilerinde, Akit, Millî Gazete ve Milat gazetelerinde pek çok yazı, makale yazdı ve röportajları yayımlandı. Yazı çalışmalarının yanı sıra, sosyal etkinliklerde de yer aldı. Türkiye Yazarlar Birliği Gaziantep Şubesinin kuruluşunda yer aldı. MGV, İHH, Türkiye Yazarlar Birliği, Eğitim-Bir-Sen, Cihannüma gibi dernek ve vakıflarda, üye ve yönetici olarak görev aldı. Yurt içi ve yurt dışında “Peygamber Efendimiz, Aile Eğitimi, Mehmed Akif, Gençlik Meseleleri, İmam Hatip Nesli” gibi konularda pek çok konferans ve seminerler verdi. Evli; üç çocuk babasıdır. Yayımlanmış çalışmaları: Tüm Zamanların Efendisi - 100 Soruda Hz. Muhammed, Elips Kitap. Esmâü’n-Nebi - Peygamberimizin İsim ve Sıfatları, Nesil Yayınları. Cemil Dede Namaz Surelerini Anlatıyor (Resimli, Ortaokul Öğrencileri İçin), Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları. Cemil Dede Namaz Dualarını Anlatıyor (Resimli, Ortaokul Öğrencileri İçin), Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları. İslam’ı Aşkla Yaşayanlar, Elips Kitap En Yüce İnsan, Elips Kitap. Duruşunu Bozmayan Adam - Mehmet Akif Ersoy, Elips Kitap. Yusuf - Bitmeyen Sevdanın Romanı, MGV Yayınları. Bana Sana Ona Dair Öyküler, MGV Yayınları. Latîfeler-Hikmetler, Mevsimler Kitap; O’nun İzinde, Mevsimler Kitap Fâtıma –bir genç kızın kalbi- MGV Yay.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (1)

  1. 18 Temmuz 2026

    Cenab’ı Allah (cc) iyiliklerinizi artırarak daim eylesin Hepimizi Cennetiyle Cemaliyle müşerref eylesin inşallah
    Selam dua ve muhabbetle Allaha emanet olun Allah’ı güzel kulu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir