Bizimle İletişime Geçin

Söyleşi

25/Sorgusuz Sual – Bünyamin Yılmaz

Tarihi romanlara hatta çizgi romanlara meraklı bana sorulacak soru mudur bu, bilemem. Akınlardan akınlara koşar dururuz ama Fatih’in yeni bir çağa hazırladığı dönemi görmek o dönemde yaşamak isterdim elbet. Ama öbür yanım da 3. Selim döneminde Şeyh Galib’in yanında kalmak istiyor. En iyisi tayyi zaman tayyi mekan.

EKLENDİ

:

1973’te Düzce’nin Gölyaka ilçesinde dünyaya geldi. Düzce’de yayın yapan Hilal FM ve Radyo Ozan’da çeşitli kültür programları hazırladı ve sundu. Hilal Sahnesi’nin ‘İskele Alabanda’ adlı oyununa yazarlığıyla katkıda bulundu. Düzce İmam Hatip Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Hasan Nail Canat’la birlikte vefatına kadar, Bir Avuç Ateş, Ha Hasan’a Ha Sana, Mesnevi’den Damlalar, Aynalar Yolumu Kesti’nin de aralarında olduğu çok sayıda oyunda görev aldı.

Marmara FM’de Kültür Gündemi adlı programı hazırlayıp sundu. Ayrıntı, Vuslat, Tohum, Kırkayak, Kırklar, Cafcaf ve Deve dergilerinde sinema ve kültür yazıları yayımlandı. Uzun yıllar Milli Gazete’de kültür sanat sayfası yönetti. Hazırladığı Kültür-Sanat sayfasıyla 2008’de ESKADER, 2009’da Türkiye Yazarlar Birliği “En İyi Kültür Sanat Sayfası” ödülünü aldı. 15 yıl boyunca kültür, sanat ve sinema alanında yazılar yazdı, söyleşiler gerçekleştirdi. Yeni Şafak Gazetesi’nde gündem editörlüğü yaptı. Çeşitli kısa film yarışmalarında Jüri üyeliği görevlerinde bulundu, sinema üzerine seminer verdi, toplantılar yönetti. Yakaza Tiyatrosu tarafından sahneye çıkarılan Bana Mahşeri Anlat adlı oyunda sahne aldı. TRT Türk ekranında iki buçuk yıl boyunca Gündem Kültür Sanat adlı programın danışmanlık ve sunuculuğunu yaptı. Hâlen Anadolu Ajansı Kültür Sanat Haberleri Editörlüğü görevini sürdürüyor.

1-Sizi çarpan ilk kitap?

Düzce İmam Hatip’te okurken sınıfta derslerden bunaldığım vakit kütüphaneye inerdim. Rahmetli Mehmet ağabey, bir kitaptan fazlasını almamıza müsaade etmezdi ama zamanla bir ayrıcalık kazandım, okuma listemi genişletmeme vesile oldu. İncecik bir kitaptı aslında beni çarpan. İns. Kütüphane rafından indirdiğim Cahit Zarifoğlu’nun hikâye kitabını günlerce yanımda gezdirdim. Sonrası yedi güzel adam, Mavera, Büyükdoğu arşivleri derken kendi dönemime gelebildim. Ümit Nesline Selam ve Gül Çocuk dergilerinde çoğunlukla onun izini sürdüm. Gazetelerde ise Ahmet Can ve Vedat Sağlam’ın Zarifoğlu olduğunu öğrendiğimde hiç şaşırmadım. Onu okumaya hem büyüyen yanımla hem de çocuksu bir heyecanla devam ettim.

Beni çarpan ikinci kitap hakkım varsa onun için de Edip Cansever’in “Gün Dönüyor Avucumda” adlı şiir kitabına gidelim. Ama dersen ki ilk para verip aldığın ve unutamadığın an. İşte ona “Nuke Türkiye” derim. Çünkü yeni bir kitapçı açılmıştı ve Alev Alatlı’nın bu kitabı benim bir haftalık okul harçlığıma bedeldi. Düzce’yi üç kere turladığımı hatırlıyorum. Sonrası kararlı adımlarla kitapçı, pişman değilim.

2-Yayımlanmış kitaplardan birini siz yazmış olacaksınız, hangi kitap?

Elbette Küçük Prens. Tanışma anım çok farklı. Ben kitap hâliyle çok sonra karşılaştım. Çocukluğumun gazetesinde resimli bir macera gibi, Arapça bir eserden tercüme edilerek yayınlanıyordu. Dolayısıyla Exupery ile çölde karşılaştığı Küçük Prens’in sonraki maceralarını yazmayı isterdim. Kim bilir belki de gökyüzüne baktığımda onun “Asteroit B 612”sini görenlerden olduğum gibi çölde de karşılaşmışızdır. Yaz deseydi devamını yazardım belki de ama ah bu büyükler…

Küçük Prens’in yayıncısı Fatih Erdoğan üniversiteden hocamdır. Telifini ödeyerek yıllarca sahip çıktı o esere. Şimdi artık herkes basabiliyor. Ama onun çabası, heyecanı bende sadece takdir hisleri uyandırıyor. Küçük Prens’in daha sonra neler yaptığını, ne maceralar yaşadığını sanırım en iyi o bilir.

Sezai Karakoç

3-Yaşamayan/yaşayan bir yazar veya şairle bir gününüz var. Kimi seçtiniz?

Elbette Sezai Karakoç. Üstatla aslında zaman geçiriyor muyuz, evet. Allah uzun ve bereketli bir ömür versin. Diriliş yayınlarından içeriye ilk adımı attığım gün bir dostumun açtığı sohbette heyecanlı konuşmalarımızı hatırlarım. Elbette heyecanlı olan bendim. Ama yine de Karakoç’un yanına her gittiğimde sükûtun güzelliğini keşfederim. Dinlemek bize verilen en güzel haslet. Üstadın yanında bize hep “Masal” şiiri eşlik eder:

“Batılılar !

Bilmeden

Altı oğlunu yuttuğunuz

Bir babanın yedinci oğluyum ben

Gömülmek istiyorum buraya hiç değişmeden

Babam öldü acılarından kardeşlerimin”

4-Şiir mi, düzyazı mı?

İlk ve son şiirimi mahcup bir edayla Ankara’da üniversiteye hazırlanırken Akif İnan rahmetlinin ellerine teslim ettim. Onun olduğunu bilmeden gitmiştim yanına. Arkadaşlarım bir dergi çıkaracaklardı. Ben de onlara dâhil oldum. Bir şiir yazmıştım. Sendika destek verecek dediler, öyle gittik. İnan’la tanışınca dergiyi de şiirleri de geride bıraktım. Onun neşeli sesiyle söylediği çaylardan içtim, muhabbetlerinde demlendim. Şiirim onda, sonrası yok. Ama düzyazıyla dostluğum sürüyor. Sait Faik’in dediği gibi, “Yazmasam deli olacaktım.” Uzun yıllar gazete sayfalarında, dergilerde kalan yazılar yazdım. Kim bilir belki de yazmanın vakti gelmiştir.

5-İzlemelere doyamadığınız film?

Haksızlık ederim ayırırsam filmlere. Elbette Mustafa Akkad’ın şaheserini başa koyarım. Her Ramazan’da TV’lerin vazgeçilmezi Çağrı, benim için de çok kıymetli. Hacıbayram Camiinin etrafındaki kitapçıların birinin vitrininde bir küçük çocuk Ömer Muhtar’ı izlerdi. Kimsin, ne dolaşıyorsun demesinler diye farklı zamanlarda gelip sahnelerin devamını seyrederdi. Tıpkı Ali’nin dedesini izlediği gibi. O gözlük var ya Akkad onun dedesinden Ali’ye geçişini verir. Emanete sahip çıkacaktır. İşte o emanet sadece Ali’de değil, hepimizde. Mazlum coğrafyalara ilgimiz, atların kişneyeceği zamanları özlememiz bundandır.

6-Dizi, film, belgesel?

Yabancı dizileri bir yabancı gibi izlerim. İşimin gerektirdiği şekilde önemli yapımları kaçırmam. Yerli dizilere de baktığım olur. Ama her pazartesi “Uyanış Büyük Selçuklu” için zamanım ayarlıdır. O kadar ki sevgili Emre Konuk, ön izleme ya da fragman paylaştığında trafikte eve yetişme telaşı gibi bir hâl ile izlemenin yollarına bakarım. “Yıldızlararası”nı (İnterstaller) ara ara izlerim. Belgeselde ise sevgili Emre Karapınar ve Abdullah Kibritçi’nin o güzel işi “Aile Olmak” hüzünle sevinç arası bir duygu yaşatır bana. Bir de “Su Savaşları” var ki Uğur Veli’ye söylediğimi size de söyleyeyim. Bu yapım sizin duanız, bize amin demek düşer. Devamı gelse de suya kavuşan insanların mutluluk pınarlarından bizler de kana kana içsek.

7-Sizi en çok ne üzer?

Duyguları yaralı bir çocuk. Çocuklar büyürler elbette ama yaralarıyla. Merhamet peygamberi Efendimizi hatırlarım hep mahzun bir çocuk görünce.

8-Ruhunuzda derin iz bırakan şarkı?

“Uyan ey gözlerim gafletten uyan”

9-Yaşamak/ölmek istediğiniz şehir?

Saraybosna şehri beni çok etkiler. Uzun süre İstanbul’dan ayrı kalamam ama teşehhüt miktarı gidişlerim bile hayatımın en önemli anlarıdır. Hafızamda yeri çok belirgindir. Son nefesi vereceğim yer ise memleketim olsun isterim. Sınır koymak bana düşmez ama.

10-Hayattaki en önemli üç kavram?

Muhabbet, araştırmak, paylaşmak.

11-Günlük hayatta kullanmayı en çok sevdiğiniz kelime?

Sevgili Suat Köçer’in esprisi geldi aklıma. ‘Bir diyeceğin var mı delikanlı’ der telefonu kapatırken, “Sağlık, Sıhhat, Afiyet” derim. Güler, ne güzel dua. Korona günlerinde söyleyince daha dikkat çekici olduğunu ben de onun tebessümüyle fark ettim. Öyledir yani. Hayırlısı demeyi de çok severim ama o daha çok Abdulhamit Güler’e yakışıyor, elinden almayayım.

12-Nefret ettiğiniz kelime?

Hayır.

13-Başarı sizce nedir?

Çalıştığının, emeğinin karşılığı, hakkın. Faydalı olmak, fazlası değil.

14-Ne olmadan yaşayamazsınız?

Kitaplar sanırım.

15-İlk aldığınız hediye neydi, kimdendi?

İlkokul öğretmenim İlhan Başar’ın verdiği “Pinokyo” kitabı. Okuma sevgime karşılıktı, o eli hiç bırakmadım.

16-Hangi gün unutulmazınız?

İstanbul’a gelme hayalinin tamam olduğu, üniversiteyi kazandığım o gün.

17-Facebook/İnstagram/Twitter güne başlarken ve günü kapatırken hangisini kullanıyorsunuz?

Artık eskisi kadar kullanmamaya çalıştığım Twitter.

18-Sizce çocukluk?

Hiç bitmeyen, daima içinde yaşamaya devam ettiğiniz oyun.

19-Sevgi neydi?

Bazen hayal kırıklığı ama çoğunlukla da iç huzurunu getiren güzellik.

Hasan Nail Canat – Tiyatro Sanatçısı, Şair, Yazar

20-Yapmak isteyip de yapamadığınız bir şey?

Rahmetli Hasan Nail Canat’a verdiğim söz. Gazeteciliğe başlarken izin istemiştim. Verdi ama omuzlarıma bir yük bindirerek. Bu ülkenin hamuruyla yoğrulan, kendi değerlerimizi anlatabilmek için olmayacak yokluklarla mücadele eden ve sözlerini sahnelerde söylemekten vazgeçmeyen, dava sahibi o insanların tarihi yazılmadı. Gazetelerin iz sürmediği, televizyonların, radyoların söylemediği, kulaktan kulağa, kalpten kalbe aktarılan o hikâyenin yazıcısı olmak isterdim. Ve inanıyorum bir gün yazılacak, bir gün belgesel hâline gelecek ve bir gün “Hak dostlar başladık söze” diyen ustamın cümlesi kayıtlara düşülecek.

21-Bir gece uyuyorsunuz sabah bir lisanı ana dil akıcılığında konuşma yetisine sahipsiniz. Hangi dil?

Sanatın dili. O dil bazen Türkçe, Arapça, İngilizce, Farsça bazen de çok daha uzak coğrafyaların dilleri olur. Ne fark eder. Köprüleri sanatla kuracağız, sanatla güzelleştireceğiz. Yeter ki dilimiz Hakkı, doğruyu söylesin, umut versin. Sineması, müziği, tiyatrosu, çağdaş ve geleneksel sanatları ve daha niceleri. Yeter ki ‘Dünyayı kurtaracak iyiliğin’ ülkesi olduğumuzun farkına varalım.

22-Dilediğiniz bir dönemde yaşayacaksınız. Hangi dönem?

Tarihi romanlara hatta çizgi romanlara meraklı bana sorulacak soru mudur bu, bilemem. Akınlardan akınlara koşar dururuz ama Fatih’in yeni bir çağa hazırladığı dönemi görmek o dönemde yaşamak isterdim elbet. Ama öbür yanım da 3. Selim döneminde Şeyh Galib’in yanında kalmak istiyor. En iyisi tayyi zaman tayyi mekan.

23-‘Şimdiki aklım olsa’ diye başlayan cümleyi nasıl tamamlarsınız?

Notlar alırdım, günlük tutmayı küçümsemezdim.

24-Annenize ve babanıza çok isteyip de kuramadığınız cümle ne olur?

Gidiyorum ama daha sık geleceğim.

25-Sizce ‘insaniyet’?

Vefa duygusunu hiç yitirmemek.

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çok Okunanlar