1. Anasayfa
  2. Edebiyat
  3. Öykü

Bir Önemi Olmalı-1

Bir Önemi Olmalı-1
0

Botsvana’da ayak izleri iki oluk oluşturan bir fil, yürümekte olduğu yolda kararlı adımlarla devam ediyordu. Ayakları toprağı yalamaktan nasırlaşmış, kulakları çimen tozuyla yeşile boyanmış olsa da dişleri batan gün ışığı altında turuncudan kırmızıya çalan bir renkle alev gibi parlıyordu. Bir karıncanın ayakları, ışık demetinin dişlerde parıldadığı o an, filin yürüdüğü oluğun kenarında durdu. Ömrünün ilk yarısını geçirdiği yolun ucunda gördüğü o ateş, karıncanın aklını bulandırmıştı. Öyle güzel ışıldıyordu ki, karınca kalakaldı. Oysaki gördüğü, birbirine benzer milyonlarca filden sadece biriydi. Öyleyse, onu diğerlerinden farklı kılan şey neydi? Hadi adını biz koymuş olalım da inanmak isteyenler inansın. Alev topu gibi parıldayan dişleri, karıncaya ‘Kalan ömrümü vakfetmeye değer.’ dedirtmişti.

Yola çıkmanın da yolda kalmanın da hatta ölerek ayrılmanın da bir bahanesi olmalıydı şu hayatta. Karınca bahanesine sığındı, fil yolundan hiç şaşmadı. Nasip bu ya fil aynı yoldan bir kez daha geçti, dakikalar içinde. Karınca bu sefer kendini feda etmekten hiç çekinmeden zıpladı filin ayaklarına. Ancak yola düştükten sonra düşünmeye başladı. Yol kimdi? Kim içindi? Kimin içineydi? Karınca kendi nefsine soracak bir dünya soru buldu, cevapları meçhul. Lakin yola sadık kalmaktan vazgeçmeyecek kadar cesurdu. Çünkü âşık bir iddiaya sahipti ve kimse sınanmadığı yolun yolcusu olamazdı. Karınca da sarayın merdivenleri gibi domuz yağıyla sıvanmış bir yolda olduğunun farkındaydı. İhtişamlı yükselişlerin kanlı biteceğini bilecek kadar yaş almıştı. Hoş karınca ömrü dediğin iki yıldan çok da fazla değildi. Ancak ağlaya ağlaya yürümüştü karınca, susarak muhabbet etmenin ne demek olduğunu çok iyi biliyordu. Ve bu yürüyüş onun terbiyesinde oldukça etkiliydi. Bakışları buğuluydu, fikri açık ve keskin. Sadece filin kulağına ulaşacaktı. Bildirecekti aşkını. Hiçbir şey olmasa da karıncanın aşkı fil tarafından bilinir olacaktı. Fil bir karıncayı sever miydi? Sevmezdi elbet. Peki, bunun bir önemi var mıydı? Olmamalıydı. Filin mevcut hayatı, karıncanın gözleri filin dişlerine değdiği andaki halinden daha huzurlu olsa, karıncaya yeterdi.

Fil sırtında geçen günler hiç de kolay olmadı. Karınca, filin heybetinden, çıkardığı seslerin kudretinden, ona ulaşmak için yürünecek yolun uzunluğundan, batan güneşten, çöken karanlıktan çok korkuyordu. Peki, bunun bir önemi var mıydı? Olmamalıydı.

Karınca, ayakları filin kulaklarına değdiği zaman çöle düşen, düştüğü anda kaynamaya başlayan ilk su tanesi gibiydi. Konuşmaya çalışmakla kaynarken fokurdamak arasında bir hal ile anlatmaya çabalıyordu. Kendini tanıttı önce, ömrünün ilk yarısında yürüdüğü yolu, düştüğü kuyuları, savrulduğu rüzgârları anlattı korkma der gibi. Fil, bir yandan dinliyor, bir yandan gece gündüz hiç ara vermeden yürüyordu. Neredeyse hiç durmuyordu. Ayakları diyordu karınca, Ah ayakları! Ayaklarının dokunduğu toprak ne şanslı. Bir yanda da içi kan ağlıyordu.

Dakikalar saatleri, saatler günleri kovaladı. Karınca konuşmaktan, fil dinlemekten bıkmadı. Karınca gayret makamındaydı, fil bihaber. Altı küçük bacağı ile sarmaladığı filin huzura kavuşması için bir şey yapmak zorundaydı. Filin onun söylediklerine inandığından emin olduğu günlerden birinde, başka bir öykü anlatmaya başladı. Filin öyküsünü. Sen bir zamanlar, ayaklarından bağladıkları zinciri kıramayacak, etrafında örülü kalın duvarları yıkamayacak kadar küçücük bir fildin. Seni birileri eğlensin diye hapsettikleri yuvan sandığın yerin adı panayırdı ve senden başka herkesin bir kârı vardı o hayatta. Buraya çok değil karınca adımıyla bir yıl uzakta. Sen bir yıldır aynı olukta döner gibi yürüyorsun. Oysa şimdi kocaman dişleri olan güçlü bir filsin. Etrafında seni çocukken hapsettikleri o taş duvarlar, ayaklarında seni bağladıkları demir zincirler yok. Bir ormandasın, ayağında sadece pamuktan bir ip var. İpin ucu beyaz plastik bir sandalyeye bağlı. Demire bile değil. Gitmek istersen gidersin. Özgürsün. Aynı sandalyenin etrafında ayaklarınla döne döne daireler çizerek oluşturduğun iki derin oluğun mimarı da sensin. O oluk dışında başını kaldırıp bakmadığın, cesaret edip uzanmadığın koca bir orman var. Sen de o ormanı keşfedecek kudrette ve kuvvettesin.

Bu cümleleri duyan fil başını ilk kez yerden kaldırıp ayaklarının bağlı olduğu beyaz sandalyeye bir çocuk tacirine bakar gibi baktı. Yine korktu. Oldukça fazla ve derinden. Sonra bir kez daha baktı. Bakışları öfkeli ve nefret doluydu. Karıncanın sözlerine güvendi. Hiddetli bir şekilde oluktan dışarı ilk adımını attı ve hızlıca sandalyeye son bir kez daha baktı. Koşarak olduğu alandan uzaklaştı. Durmaksızın yürüyen fil şimdi ormanın derinliklerine doğru ara vermeden koşuyordu. Dakikalar saatleri, saatler günleri kovaladı. Fil koşmaktan, ormanı keşfetmekten bıkmadı. Karıncanın sesi duyulmaz olmuştu. Ağaçların hışırtısı, çayırda yayılan kara yel, çiçek kokuları, kuşlar, yeni arkadaşlar filin kulaklarını tıka basa doldurmuştu.

Peki ya karınca? Karınca fil oluktan çıkmaya yöneldiğinde, filin kulağından ön bacağına doğru sürüklenmişti. Fil beyaz sandalyeye bakmak için döndüğü an bacağındaki kıllardan birine tutunmuştu. Fil hiddetle yola devam ettiği sırada oluğa düşmüş, filin arka ayağının altında ezilmişti. Peki, bunun bir önemi var mıydı? Olmamalıydı.

Yakınından geçen diğer karıncalar, ölen balinaların cesetleriyle deniz altında bin yıllık yeni yaşamlar başlatmasının verdiği gurura benzer bir gülümsemeyle bakan bir dudak görüyordu. Yol en azından biri için bitmişti. Eksik her zaman fazladan daha çok yer kaplardı. Ancak fil bunu henüz bilmiyordu. Peki, bunun bir önemi var mıydı? Olmamalıydı.

14 Ocak 1983 yılında Amasya' da doğdu. İlköğretim ve lise eğitimini Amasya' da tamamladı. İlköğretim yıllarında şiir ve kısa öyküler yazmaya başladı. 2001-2007 yılları arasında Bursa, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinde eğitim aldı. 2010- 2015 yılları arasında Samsun, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Bölümünde uzmanlığını tamamladı. Şuan Amasya üniversitesi Tıp Fakültesi, Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi Patoloji Bölümünde doktor öğretim üyesi olarak görev alıyor.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir