Şair: Mehmet Kabakçı
yedi adam girdi şehre
bıçakları keskindi
suları zehirliydi
ekmekleri katıydı
anlatacaktım hikâyelerini
bir gece karanlığında
çalan bir def eşliğinde
bir şey oldu sonra
dağıldı renkler
sonbahar yitirdi mevsimliğini
yedi adam çıktı şehirden
ellerinde kan
heybelerinde kan
simsiyah gözleriyle
geceye karışan
ben de unuttum sonra
hikâyeleri neydi
yedi adam buldum çok sonra
çölün ve kumun ortasında
su verdim onlara
hikâyeleri dirilsin diye
heyhat
yedi adam öldü sonra
susuzluktan olsa gerek
oysa şifa sanırdım suyumu
yedi adam gömdüm sonra
çok şükür yumuşaktı toprak
birer taş diktim başlarına
nereden bulduysam
taşlar hep duracak
yedi adam kaybolmayacak
yedi taşı bulamadım çok sonra
her biri gurbete çıkmış
başkasının terkinde
kim bilir hangi seferde
işte ben
taşlarını yitirmiş biriyim şimdi
hangi taşı görsem
benim taşım sanıyorum
yerlerinden alıp da
kendi gurbetime taşıyorum
20 Kasım 2021 – Trablusşam/Lübnan
