Selam Sana Hanzala
Acının en derininden selam…
Bir kelimen destan olurdu dönüp yüzünü konuşsan…
Kırgınlığın, kızgınlığın omuzlarını aşağı çekerken
Yüzünü döndün suskun dünyaya onurla…
Ahhh Hanzala
Öyle çığlık oldun ki dünyaya
Bir gün yüzünü döneceğin günü bekliyor tüm mazlumlar
Ver elini Hanzala
Beraber yürüyelim zulmün üstüne
Ben de senin gibiyim bu aralar
Yüzümü dönüp gidesim geliyor bu kirli dünyadan.
Mevlana’nın sözü dolaşıyor dimağımda
“Şems bana bir şey öğretti: «Dünyada bir tek mü’min üşüyorsa, ısınma hakkına sahip değilsin!» Ben de biliyorum ki yeryüzünde üşüyenler var; ben artık ısınamıyorum!..
Biz ısınamıyoruz yatakları sular içinde çadırlar olan çocukları gördükçe Hanzala
Biz yemek yiyemiyoruz açlıktan can veren bebekleri izledikçe,
Biz kanamıyoruz suya; kendinden ağır sularla düşe kalka yürümeye çalışan çocuğu gördükçe
Biz sevemiyoruz evlatlarımızı tüm evlatlarını kaybetmiş annelerin ıstırabını gördükçe
Biz yaşamaktan utanıyoruz
Biz yaşayamıyoruz
Gazze gözler önünde her gün öldükçe Hanzala
Dön yüzünü bize Hanzala
Tarihin kalemi asla yanılmaz
Ne yazacağını çok iyi bilir.
Zalim zulmünde dirense de tarih inananları yazar daima.
Bekle bizi Hanzala
Beraber yürüyeceğiz küfrün üstüne
Biz inanıyoruz Hanzala
Zaferin muştusu yolda
Dön yüzünü bize Hanzala
Sessiz çığlığın yankılanıyor dünyanın her köşesinde
Kardan aydınlık bir sabah yüzün gülerken görecek dünya seni de…
