1. Anasayfa
  2. Edebiyat
  3. İnceleme

Siyonizm’in Dini Temelleri (İnançtan İdeolojiye)

Siyonizm’in Dini Temelleri (İnançtan İdeolojiye)
0

Siyonizm, Filistin’de bir Yahudi devleti kurma amacıyla ortaya çıkan siyasi bir harekettir. 19. yüzyılın sonlarında Doğu Avrupa’daki Yahudiler arasında başlayan bu hareket, zamanla tüm dünya Yahudileri arasında yayılarak siyasi, sosyalist, kültürel, revizyonist ve dini-mesihçi gibi farklı yaklaşımlar geliştirmiştir. Bu hareketin karşısında da antisiyonist, asiyonist ve postsiyonist gibi farklı görüşler oluşmuştur. Hareketin dayandığı dini temelleri görmek maksadıyla bu yazıda öncelikle Yahudilik Tarihi incelenecek ardından Siyonizm’e ilişkin değerlendirmeler yapılacaktır.

A. Yahudilik Tarihi

Yahudilik tarihini dönemlere ayırarak daha anlaşılır hale getirebiliriz:

  1. Patriarklar Dönemi (M.Ö. 2000-1500): Yahudiliğin kökeni, İbrahim ve onun soyundan gelen İshak ile Yakup’a dayanır. Bunlar, Yahudi halkının ataları kabul edilir. Yahudi inancına göre Tanrı, İbrahim ile bir antlaşma yaparak onun soyunu kutsamış ve onlara sözü edilen toprakları vaad etmiştir. Yakup’un 12 oğlunun soyundan gelen kabileler, İsrail halkının temelini oluşturur.
  2. Mısır’da Kölelik ve Çıkış (M.Ö. 1300- 1200): Yakup’un soyundan gelen Yahudiler, zamanla Mısır’a göç etmiş ve burada köle olarak yaşamışlardır. Tanrı’nın emriyle Musa önderliğinde Mısır’dan çıkmışlardır. Bu olay Yahudi halkı için özgürlüğün sembolü olmuştur. Musa, Sina Dağı’nda Tanrı’dan aldığı kutsal yasaları (Tevrat) halka iletmiştir. Bu yasalar Yahudi hukukunun temelini oluşturur.
  3. Krallık Dönemi (M.Ö. 1000- 586): Musa’nın ölümünden sonra Yahudiler birleşik bir krallık kurmuşlardır. Bu dönemde Saul ilk kral olurken, Davud Kudüs’ü başkent yapmış, oğlu Salomon ise burada Tanrı’nın Mabedini inşa ettirmiştir. Bu dönemde tek tanrı inancı güçlenmiş ve dinî yaşam daha düzenli hale gelmiştir.
  4. Babil Sürgünü ve Pers Dönemi (M.Ö. 586- 332): Yahuda Krallığı önce Asurlular, sonra Babilliler tarafından işgal edilmiştir. Halk sürgüne gönderilmiştir. Daha sonra Persler, Yahudiler’in kendi topraklarına dönmelerine ve Kudüs’te yeniden yapılanmalarına izin vermiştir. Bu dönemde ikinci mabet inşa edilmiştir.
  5. Helenistik ve Roma Dönemleri (M.Ö. 332- M.S. 70): Büyük İskender’in bölgeyi ele geçirmesiyle Helenistik kültür Yahudiler üzerinde etkili olmuştur. Sonrasında Yahudiler sırasıyla Ptolemaios ve Selevkos Hanedanları’nın yönetiminde yaşamışlardır. Bu dönemde Filistin Yahudiliği’nin yanında, Grekçe konuşan diaspora Yahudiliği de gelişmiştir.
  6. Diaspora Dönemi (M.S. 70- 1800’ler): Kudüs’ün yıkılmasıyla Yahudiler dünya geneline yayılmış ve diaspora süreci başlamıştır. Orta Çağ’da çeşitli baskı ve soykırımlarla karşılaşmışlardır. Burada Yahudilerin tarih boyunca en rahat yaşamlarını Müslüman toplumlarda sürdürdüklerini ifade etmek gerekir.

Öte yandan Yahudilik, bir yapıdan ziyade farklı yorumlara sahip bir din olarak tanımlanabilir. Kudüs’ün kutsallığı Kral Davud dönemine dayanır.

“Seçilmiş halk” anlayışı Yahudi kimliğinde temel bir unsurdur. Bu anlayış İbrahim’e verilen sözlerle başlar ve Yakup’un soyuyla devam eder.

Tevrat, Yahudilerin diğer halklardan üstün olduğunu ve Tanrı’nın özel halkı olduklarını belirtir. İsrailoğulları, Tanrı tarafından kutsanmış ve diğer uluslara karşı üstün görülmüştür. Bu anlayış, Yahudi toplumunun diğer milletlerle olan ilişkilerini de etkilemiştir.

B. İnançtan İdeolojiye Uzanan Yol (Yahudilik Siyonizm İlişkisi)

Siyonizm, Yahudi milliyetçiliği olarak doğmuş ve modern İsrail devletinin kuruluşuyla birlikte dünya Yahudilerinin benimsediği bir ideoloji haline gelmiştir. Temelinde laik bir anlayış olsa da İsrail yöneticileri dini söylemleri kullanarak politik meşruiyet sağlamaya çalışmışlardır.

İsrail toprakları, Tanrı’nın kutsallığını temsil eder. “Siyon Tepesi” ve “Mabet Bölgesi” bu kutsallığın zirvesidir. Ancak bu kutsal değerlerin, dinî mesajların evrensel boyutunu gölgede bırakacak şekilde politik amaçlara alet edilmesi, tüm dünya tarafından endişeyle izlenmektedir.

Yahudilik binlerce yıllık dini bir gelenek, Siyonizm ise modern çağın politik bir ürünüdür. Her ne kadar Siyonizm, Yahudi kimliğinden doğmuş gibi görünse de aralarındaki ilişki karmaşık ve zaman zaman çatışmalıdır. Yahudiliğin tarih boyunca şekillenen kutsal metinleri ve dinî ilkeleri ile Siyonizm’in milliyetçi hedefleri, aynı zeminde buluşmak yerine çoğu zaman birbirini zorlayan iki farklı boyut oluşturur.

Yahudilik, Tevrat ve diğer kutsal metinlerle biçimlenmiş, ibadet, ahlak ve toplum düzenine dair kapsamlı ilkeler sunan bir inanç sistemidir. Bu inanç sisteminde “seçilmiş halk” kavramı önemli bir yere sahip olsa da bu üstünlük iddiası dünyevi değil, manevi sorumluluğa dayalıdır. Siyonizm ise 19. yüzyılda Avrupa’daki Yahudilerin maruz kaldığı ayrımcılığa tepki olarak doğmuş ve Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurma hedefini benimsemiştir. Bu hedef, dini temellerden çok seküler kaygılarla şekillenmiş, zamanla dini referanslarla meşrulaştırılmaya çalışılmıştır.

Modern İsrail devletinin kuruluşuyla birlikte, Siyonizm sadece bir siyasi hareket değil, aynı zamanda dini motiflerle beslenen bir ideolojiye dönüşmüştür. İsrail yöneticileri, özellikle de günümüzde Netanyahu gibi figürler, Tevrat’taki bazı ayetleri bağlamından kopararak siyasi eylemlerine dini meşruiyet sağlamaya çalışmaktadır.

Bu yaklaşım, Yahudiliğin evrensel değerleriyle çelişmektedir. Tevrat’ın temel buyruklarından biri olan “öldürmeyeceksin” emrine rağmen sivillerin hedef alınması, sadece dini değil, insani değerleri de zedelemektedir. Hatta bu duruma karşı çıkan dindar Yahudiler, Siyonizm’in Yahudi inancına zarar verdiğini savunarak, antisiyonist hareketlerin içinde yer almaktadır.

Yahudilik ile Siyonizm arasındaki temel farklardan biri, barış ve merhamet anlayışıdır. Yahudilik, komşusunu sevmeyi, adaleti gözetmeyi ve zulmü reddetmeyi öğütlerken; Siyonizm, bu değerleri milliyetçi hedefler uğruna fütursuzca ve hunharca feda etmektedir. Özellikle Filistinlilere karşı uygulanan şiddet politikaları, bu ayrışmayı daha da görünür hale getirmektedir.

Sonuç olarak, Yahudilik ile Siyonizm arasında doğrudan bir bağ kurmak yanıltıcıdır. Yahudilik bir inanç ve ibadet düzeni sunarken, Siyonizm daha çok “ideolojik program”dır.

Kaynaklar:
  • https://islamansiklopedisi.org.tr/siyonizm
  • https://islamansiklopedisi.org.tr/yahudilik
  • https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3831811
  • https://kritikbakis.com/siyonist-teopolitika/
  • https://www.setav.org/analiz-israilin-katliamlarini-dini-referanslar-uzerinden-mesrulastirma-sorunu
  • Cengiz Batuk & Mevlüde Köroğlu, “Bir Yahudi Tanrıçası Olarak Aşera”, OMÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2016

1977 Gaziantep/Nizip'de doğdu. İlk ve Ortaöğrenimini aynı ilçede tamamladı. 2001 yılında İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 2004 yılında Yüksek Lisansını tamamladı. 2 yıl süreyle Diyanet İşleri Başkanlığı’nda din görevlisi ve vaiz olarak görev yaptıktan sonra 2004 Aralık ayında İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Ana Bilim Dalı’na Araştırma Görevlisi olarak atandı. 2006 yılında MEB bursuyla bir yıl süreyle Ürdün/Amman'da bulundu. 2011 yılında doktorasını tamamladı. 2012 yılında İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelâm Anabilim dalına Öğretim üyesi olarak atandı. 29 Mayıs 2020 tarihinde doçent oldu. Evli ve üç çocuk babasıdır.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir