1. Anasayfa
  2. Düşünce

Tahdis-i Nimet ve Yazmak

Tahdis-i Nimet ve Yazmak
0

Tahdis-i nimet: Allah’ın kereminden lütfettiği nimeti anlatmak, nimetin nereden ve kimden geldiğini gizlemekten sakınmak, nimeti vereni ve göndereni her daim hatırlamak, o nimetin Cenâb-ı Rahman’dan geldiğini gizlemeyip ilân etmek, Cenâb-ı Rahim’in bir lütfu olan nimeti kendi eseri gibi görmekten ve göstermekten sakınmak gibi anlamlarda kullanılır.

Tahdis-i nimetin en önemli neticesi şükran-ı nimettir ki; Şükran-ı nimet de nimeti verene o nimeti, O’nun isteği ve rızası çerçevesinde değerlendirerek hamd etmeyi ifade eder.

Tahdis-i nimet bir Kur’ân-ı Kerim’de açıkça emredilen ve ikinci, üçüncü kişilere taalluk ettiği için salihat kapsamında değerlendirilen kuvvetli bir farzdır.

Cenâb-ı Hak, Peygamber Efendimiz’e (sav) ve O’nun şahsında bütün inananlara şöyle emretmiştir:

“Bununla beraber Rabbinin nimetini tahdis et! (söyle).” (Duha, 93/11)

Hazret-i Hüseyin (ra) bu âyetin tefsiri bağlamında şu izahı yapmıştır:

“Bir hayır işlediğin zaman, başkalarının bunu örnek almasını istersen, bunu insanlara söyle. Tâ ki hayırda yarışsınlar. Fakat riyakârlıktan kaçın.” 

Aslında vakar-gurur, tevazu-zillet yakınlığı gibi; tahdis-i nimet şekil itibariyle riyakârlığa ve gurura yatkın bir konumdadır.

Fakat nimeti vereni anmak ve konu sadece o bağlamda ele alarak aktarıldığında; şükran-ı nimette gurur ve riya tehlikesi yoktur.

Tahdis-i nimet’i kısaca izah ettikten sonra işin “yazma” boyutuna gelebiliriz.

İnsan bir “bal arısı” gibi olmalıdır.

“Bal arısı” insan; Kur’an-ı anlamak için okuduğu her kitaptan, hızır değeri yükleyerek muhatap olduğu her insandan ve Allah’ın kendisini tanıtmak için her gün yenilediği tabiat sayfa ve sahnelerinden nektarını/özünü/usaresini toplamalıdır. (%49)

“Bal arısı” insan; topladığı usare/öz/nektarları işlemek için kendi kovanında çekilmeli, iç dünyasına yoğunlaşmalı (%51), o dünyada 6 T rehberliğinde; tezekkür, tefekkür, taakkul, tedebbür, tevekkül ve teşekkürle “kendi özgün bal” ını yapmalıdır.

İşte o balı Allah’ın ve insanların dikkatine sunmak için “bal arısı insanın bir kalem ve kâğıda dolayısıyla yazmaya ihtiyacı vardır.

O özgün, eşi benzeri olmayan balı üreten “bal arısı” insan ürünü yazıya ya da müzik eseri veya resim tablosuna vb. dökmezse en büyük küfran-ı nimeti etmiş, tahdis-i nimet farzını yerine getirmemiş olur.

“Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.” İbrahim, 14/7.

Tahdis-i nimet’in birinci şartı olan yazmanın formülünde âcizane “bilgi süzgeci” ismini verdiğim ve sağlıklı ve doğru bir iletişim için önerdiği formülüm de şudur:

3 okunacak (kitap/insan/tabiat)

2 dinlenecek (insan ve tabiat)

1 yazılacak,

Bazen konuşulacak

Ara sıra (en son-8. Adım) sosyal medyadan paylaşılacaktır.

İnananlar olarak “yazmak/yazamamak” en büyü engelimiz diye düşünüyorum.

Nice değerli fikir ve düşünceler, tespitler insanlarla beraber dünyadan göçüp gidiyorlar.

Oysa “oku” diyen Allah, aynı bağlamda “yaz” emri de veriyor;

“Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir.” Alak, 96/3-5.

İlmi kalemle kayıt altına alın diyor.

Kaleme yemin ediyor ve dikkat çekiyor:

“Nûn. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun ki” (Kalem, 68/1.

Haydi!

Elimize kalemi alalım ya da klavyenin başına geçelim!

Tahdis-i nimet, şükran-ı nimet için yazalım.

Bizden geriye kıyamete kadar bizim için çalışacak, susmayacak bir “sadaka-i cariye” bırakalım.

Olur mu?

"1969’da Tokat’ta doğdu. İlkokulu Çeltek Köyü İlkokulu’nda, Ortaokulu Zile’de tamamladı. Sağlık Meslek Lisesi’nin iki yılını Kırklareli, son iki yılını da Konya’da okuyarak 1987 yılında mezun oldu. 1993’de S.Ü. İlahiyat Fakültesi’ni, 1996’da Konya Sağlık Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi. 1997-2000 yıllarında Yüksek Lisansını İslam Mezhepleri Tarihi alanında “İslam Düşünce Tarihinde İlk Akılcılar: Mutezile” teziyle tamamladı. 2017’de başladığı Kelam Anabilim dalındaki “Kelam İlminde Yenilik Arayışları ve M. Şerefeddin Yaltkaya’nın İctimai Kelam Projesi” başlıklı doktora çalışmasını 2023’de tamamladı ve Kelam alanında doktor oldu. 1987-1996 yıllarında Sağlık Bakanlığı, 1996-2015 yıllarında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda çalıştı. 2015-2019 yıllarında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Konya ve Afyonkarahisar İl Müdürlüğü görevlerini ifa etti. 2019’dan beri Selçuk Üniversitesi’nde çalışıyor. 2019-2021 Yılları arasında Engelli Öğrenci Birimi koordinatörlüğü yaptı. Haziran 2023-2024 tarihileri arası S.Ü. Sağlık Bilimleri Fakültesi Nasreddin Hoca Uygulamalı Ana Okulu Müdürlüğü görevini yürüttü. 2024-2025’de Selçuk Üniversitesi Prof. Dr. Erol Güngör Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı görevini icra etti. Şubat 2025 den itibaren Selçuk Üniversitesi’nde Araştırmacı olarak görevine devam ediyor. Yeni Konya gazetesi ve birçok internet adresinde haftalık yazılar yazan Paslı’nın birçok eseri bulunmaktadır. Türk Aleviliği” (2006), “Aile Huzur ve Mutluluğu için 9 S” (2013’), “Anadolu Aleviliği” (2013), “Akıl” (2016), “Bilge Kral Aliya’nın Camisi” (2018), M. Şerefeddin Yaltkaya’nın İctimai Kelam Projesi” (2024) ve “Kelam İlmi ve Sosyal Hayat (2024), Hikayeden Hayat (2025) ve Mutluluk ve Başarı İçin 3+3 (2025) adlı kitapları bunlar arasındadır. Paslı, Aileyi Destekleme Derneği başkanlığı, Konya Platformu Derneği Yönetim Kurulu üyeliği gibi görevlerle Sivil Toplum Çalışmalarına katkı veriyor. İngilizce ve Arapça bilen yazar evli ve 3 çocuk babasıdır. Dr. Cemil PASLI- www.cemilpasli.com

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir