Bizimle İletişime Geçin

Söyleşi

25/Sorgusuz Sual – Prof. Dr. Lütfihak Alpkan

1969 yılında İstanbul’da doğdu. Marmara Üniversitesi’nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra akademik çalışmalarına devam etti. Çeşitli idari görevler üstlenen Alpkan’ın başarı tanımı ‘nefsi yenebilmek’ oldu.

EKLENDİ

:

1- Sizi çarpan ilk kitap?

John Steinbeck’in Cennet Çayırları.

2- Yayımlanmış kitaplardan birini siz yazmış olacaksınız, hangi kitap?

Henry Mintzberg’in Strategy Safari.

3- Yaşamayan/yaşayan bir yazar veya şairle bir gününüz var. Kimi seçtiniz?

Peyami Safa.

4- Şiir mi, düzyazı mı?

Şiir.

5- İzlemelere doyamadığınız film?

Inception (Başlangıç).

6- Dizi, film, belgesel?

Belgesel.

7- Sizi en çok ne üzer?

Kimsede olmasını istemediğim kötü bir özellikle itham edilmek, ve hatta bu ithamın da pek haksız olmaması, örnek: adaletsizlik

8- Ruhunuzda derin iz bırakan şarkı?

Pek yok galiba.

9- Yaşamak/ölmek istediğiniz şehir?

İstanbul.

10- Hayattaki en önemli üç kavram?

İmtihan, aile, iyilik.

11- Günlük hayatta kullanmayı en çok sevdiğiniz kelime?

Allah razı olsun.

12- Nefret ettiğiniz kelime?

Lanet olsun.

13- Başarı sizce nedir?

Nefsi yenebilmek.

14- Ne olmadan yaşayamazsınız?

Güneş.

15- İlk aldığınız hediye neydi, kimdendi?

Kol saati, babam.

16- Hangi gün unutulmazınız?

Çocukların doğdukları günler.

17- Facebook/İnstagram/Twitter güne başlarken ve günü kapatırken hangisini kullanıyorsunuz?

Hiçbiri.

18- Sizce çocukluk?

Hayal ve oyun.

19- Sevgi neydi?

Sadakat, özveri, vefa.

20- Yapmak isteyip de yapamadığınız bir şey?

Hacca gitmek.

21- Bir gece uyuyorsunuz sabah bir lisanı ana dil akıcılığında konuşma yetisine sahipsiniz. Hangi dil?

Arapça.

22- Dilediğiniz bir dönemde yaşayacaksınız. Hangi dönem?

Yine bu dönem.

23- ‘Şimdiki aklım olsa’ diye başlayan cümleyi nasıl tamamlarsınız?

Aile büyükleri vefat etmeden onların kişisel tarihine ve şahit oldukları yakın tarihimize dair anı ve tespitlerini çok ayrıntılı olarak dinlemek, sorgulamak ve kaydetmek isterdim.

24- Annenize ve babanıza çok isteyip de kuramadığınız cümle ne olur?

Benim için çok değerlisiniz.

25- Sizce ‘insaniyet’?

Merhamet, adalet, ünsiyet.

 

Prof. Dr. Lütfihak Alpkan Kimdir?


1969 yılında İstanbul’da doğan Prof. Dr. Lütfihak ALPKAN, Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden 1993 yılında mezun olmuştur. 1996 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nden Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında ve 1997 yılında ise Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nden Genel İşletme alanında yüksek lisans dereceleri almıştır. 2000 yılında ise Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde Genel İşletme alanında doktorasını tamamlamıştır. 2004’te Yönetim ve Organizasyon Doçenti ve 2009’da profesör olmuştur.
Stratejik Yönetim, Örgütsel Davranış, İnsan Kaynakları Yönetimi, Girişimcilik vb. konularda eğitim, araştırma, yayın ve hakemlik faaliyetlerini sürdürmektedir. Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Bölüm Başkanlığı, Sosyal Bilimler Enstitü Müdürlüğü, Vekil Dekanlık, Rektör Danışmanlığı, Rektör Yardımcılığı vb. idari görevler üstlenmiş olan ALPKAN, Uluslararası Stratejik Yönetim ve Yöneticiler Derneği kurucu Başkan Yardımcısı ve International Strategic Management Conference’ın Başkanı olup İngilizce ve Fransızca bilmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Okumaya Devam Et...

Söyleşi

Evsizlerin Hâmisi Emin Kır Hoca

Bir tevafuk eseri İstanbul Eyüp Müftülüğüne bağlı Hz Kaab Camii’nin faaliyetlerinden haberdar oldum. Yapılan çalışmalar önemli bir yaraya merhem oluyordu. Marifet iltifata tabidir sözü uyarınca broşürdeki irtibat numarasını aradım ve bu yazıya konu olan Emin Kır Hoca ile tanıştım. Tanışmadan sonra yaptığı çalışmanın örnek teşkil etmesi açısından yazıya dökme arzumu iletince Emin Hoca “Bu çalışmayı her yere yayabilsek keşke” diyerek memnuniyetini izhar etti. Emin Kır Hoca 1965 Trabzon/Araklı doğumlu. İlkokulu memleketinde okuduktan sonra ortaokul ve İmam Hatip Lisesini Eyüp Sultanda okumuş. Otuz dört senedir Eyüp Müftülüğüne bağlı camilerde görev yapan Emin Hoca 2006 yılından beri Hz. Kaab Camii’nde görev yapıyor. Cami sahabe-i Kiramdan Kaab b. Malik Hazretlerinin türbesi yanına yapılmış.

EKLENDİ

:

Bir tevafuk eseri İstanbul Eyüp Müftülüğüne bağlı Hz Kaab Camii’nin faaliyetlerinden haberdar oldum. Yapılan çalışmalar önemli bir yaraya merhem oluyordu. Marifet iltifata tabidir sözü uyarınca broşürdeki irtibat numarasını aradım ve bu yazıya konu olan Emin Kır Hoca ile tanıştım.

Tanışmadan sonra yaptığı çalışmanın örnek teşkil etmesi açısından yazıya dökme arzumu iletince Emin Hoca “Bu çalışmayı her yere yayabilsek keşke” diyerek memnuniyetini izhar etti.

Emin Kır Hoca 1965 Trabzon/Araklı doğumlu. İlkokulu memleketinde okuduktan sonra ortaokul ve İmam Hatip Lisesini Eyüp Sultanda okumuş. Otuz dört senedir Eyüp Müftülüğüne bağlı camilerde görev yapan Emin Hoca 2006 yılından beri Hz. Kaab Camii’nde görev yapıyor. Cami sahabe-i Kiramdan Kaab b. Malik Hazretlerinin türbesi yanına yapılmış…

Ebu Eyyub el-Ensarî ve diğer pek çok sahabe gibi Hz Kaab (ra) da Rasulullah’ın müjdesine nail olmak arzusuyla Konstantiniye surları dibinde şehit düşmüş. Türbe ve Cami surların hemen yanı başında Haliç köprüsünün yanında altı dönümlük bir alanda yer alıyor.

Okuduğum broşürde Hz.Kaab Camii’nde;

-Sokakta kalan kimsesiz vatandaşlarımız için kış aylarında barınma yeri olduğu,

-Sabah-akşam çorba ve çay ikramı yapıldığı,

-Ailesi ile barışmak, buluşmak isteyenlere yardımcı olunduğu,

-Evsizler için sıcak su, banyo ve çamaşır imkânı olduğu yazıyordu…

Emin Hocayla bu güzel hizmetleri üzerine küçük bir sohbet gerçekleştirdik.

Sevgili hocam “Kıldır beşi al maaşı” demek yerine sizi böyle hayırlı hizmetleri yapmaya iten sebep nedir, nasıl başladınız?

Camimiz surların dibinde olduğundan madde bağımlısı insanların uyuşturucu içtikleri, sarhoşların bol olduğu bir yerdi burası. Camiye gidip gelirken korkuyordum. Zaman zaman önümü kesip benden para istiyorlardı. Ben de bir- iki lira veriyordum.

Daha sonra bunlara –Camide size sıcak çorba, çay yapayım içer misiniz? deyince memnuniyetle kabul ettiler. Böylece iletişime geçmiş olduk…

Artık bu bağımlı, evsiz gençler etrafımda toplanmaya başladılar. Birbirlerine haber verdikçe etrafımızdaki halka genişliyordu. Böylece güvenlerini kazandım, dostluk kurduk, artık birbirimize önyargısız bakıyorduk. İşte bu olay hizmetlerimizin başlamasına vesile oldu.

Çok güzel bir başlangıç olmuş Hocam Allah sizden razı olsun.

Camide Her gün sabah- Akşam Çorba ikramınız oluyor değil mi?

Evet, Cami avlusunda oluşturduğumuz mekânda sabah ve akşam sıcak çorba ikram ediyoruz. Bunun yanında çayımız da oluyor.

İstanbul Eyüp Müftülüğüne bağlı Hz Kaab Camii

Ama benim asıl dikkatimi çeken barınma ve banyo hizmetiniz oldu?

Hocam zaten çayı çorbayı herkes veriyor, sokakta kalan insan için asıl önemli olan kış gününde başını sokacak, banyosunu yapabileceği bir yer. Biz camimizin altında yirmi kişinin kalabileceği bir misafirhane oluşturduk.

Ayrıca Haftada üç gün banyo imkânı sağlıyoruz, sabah dokuzdan akşam yediye kadar…

Herkes için Havlu, iç çamaşırı, çorap ve temizlik malzemesinin içinde olduğu birer temizlik setimiz var bunlar da bizim hediyemiz oluyor. Günde en az yirmi kişi banyo hizmetinden faydalanıyor.

Sadece sokakta yaşayanlar mı, yoksa iş için İstanbul’a gelmiş kalacak yeri olmayanlar da kalabiliyor mu misafirhanede?

Tabii ki hocam, otuz güne kadar kalabiliyorlar, hatta iş bulunca ilk maaşlarını alıncaya kadar bir ay daha misafir ediyoruz.

Bir de bizim buyuru panomuz var, iş bulmak için gelenlerin bilgilerini, mesleklerini, orada paylaşıyoruz, Cumaya camimize gelen işverenler zaman zaman bunların içinden kendilerine lazım olan elemanı da seçebiliyor.

Maşallah İş-Kur gibi de çalışıyorsunuz

Hocam İslam’da cami böyle olmalı esasında, sadece namaz kıl vaaz dinle, git olmamalı…

Hizmetlerinize çevreden destek geliyor mu hocam?

Elbette, bizim hizmetlerimizi duyanlar, hayırseverler destek oluyor, Allah onlardan razı olsun. Hatta Eyüp sultana ziyarete gelen bazı hanımlar biz de yemek yapalım getirelim diyorlar. Ben de pasta börek yapın getirin, hatta kendi ellerinizle dağıtın burada diyorum..

Yaşadığınız ilginç hatıralarınız vardır, bizimle paylaşabilir misiniz?

Bizim aylık kumanya dağıttığımız ailelerimiz de var… Bir abla kumanya paketini almış metrobüse doğru giderken yolda bıçaklı bir kapkaççı önünü kesmiş elindeki paketi almaya çalışınca Hanımefendi “Erzak paketini aşağıdaki camiden aldım git sen de oradan iste!” deyince,  kapkaççı vatandaş onu bırakıyor ve “Emin Hoca’nın camisi o, hoca bize çorba ikram ediyor, güler yüz gösteriyor” diye bize minnettarlığından kapkaç yapmaktan vazgeçtiği gibi hanımefendiye yardım edip metrobüse kadar paketini taşıyor. Bu ilginç hadise de insanlara güler yüzle davranmamızın önemi açısından önemli bence.

Bir de hocam Geçenlerde bir genç geldi, cezaevinden çıkmış, uyuşturucu kullanmış, bir haftadır uykusuz vaziyette misafir haneye aldık iki gün uyudu. Bu arada biz Kaymakamlık, ilçe emniyet ve ilçe sağlık müdürlüğüyle koordineli çalışıyoruz. Polisler her gün gelip burada GBT yaparlar, kaçak falan var mı diye. Geçen sabah kimliği olmadığı için bu genci almak istedi polisler, genç misafirhaneden çıktığı gibi benim yanıma geldi. “Ben sizinle gelmiyorum, İmam abiye geldim ben, o beni bu illetten kurtaracak dedi. Aldım kaymakamlığa götürdüm, kimlik tespiti ve kimlik çıkarma işlemlerini yaptım. İnşallah AMATEM’e götürüp tedavisine başlatacağız.

Ailesi ile barışmak, buluşmak isteyenlere de yardımcı olduğunuzu öğrendik. İstanbul’un her yerinden size geliyorlar mı?

Bir vatandaşımız bize başvurduğu zaman öncelikle hangi ilçede ikamet ediyorsa o ilçenin müftülüğünü arayarak, oradaki Dînî Rehberlik Bürosuna yönlendiriyoruz. Geçenlerde eşiyle problemi olan bir kardeşimiz bizi duymuş, geldi. Bu vatandaş eşini öldürmek için pusuya yatmış. İlgilendik, yapma etme, sana bir iş buluruz, sorunlarını çözeriz dedik. Bir hafta misafir ettik, sohbet ettik vazgeçirdik. Şimdi duyuru panomuza ismini, vasfını yazdık, inşallah iş de bulacağız.

Allah sizden razı olsun hocam, siz ilgilenmeseniz az ilerinizde kiliseler var, belki bu gençler üç-beş kuruş yardım karşılığında dinlerini değiştirecekler. Siz İmamlığın sadece namaz kıldırmak ve vaaz etmekten ibaret olmadığını bize gösterdiniz. Rabbim toplumun derdiyle dertlenip yarasına merhem olmaya çalışan imamlarımızın sayısını artırsın.

Hizmetleriniz daim olsun hocam…

Okumaya Devam Et...

Söyleşi

25/Sorgusuz Sual- Ömer Aksoy/Öğretmen

1965 yılında Trabzon da doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokul ve liseyi Trabzon İmam Hatip Lisesinde okudu. İlahiyat Fakültesi’nden mezun olan Aksoy, lisans eğitiminin ilk iki yılını Erzurum’da; son iki yılında Bursa’da okudu. Öğretmen ve idareci olarak Mardin, Bayburt ve Türkmenistan’da görev yaptı. Halen Trabzon ‘da öğretmenliğe idareci olarak devam eden Ömer Aksoy’a göre sevginin tanımı ”Masum İlkokul aşkları” şeklinde oldu.

EKLENDİ

:

1-  Sizi çarpan ilk kitap?

Huzur Sokağı- Şule Yüksel Şenler.

2- Yayımlanmış kitaplardan birini siz yazmış olacaksınız, hangi kitap?

Safahat- Mehmet Akif Ersoy.

3- Yaşamayan/yaşayan bir yazar veya şairle bir gününüz var. Kimi seçtiniz?

Mehmet Akif Ersoy.

 4- Şiir mi, düzyazı mı?

Şiir tabii ki.

5-  İzlemelere doyamadığınız film?

Aamir Khan- Dangal.

 6- Dizi, film, belgesel?

Dizi.

7- Sizi en çok ne üzer?

Yapmadığım bir şeyle itham edilmek.

8- Ruhunuzda derin iz bırakan şarkı?

Dünyada ölümden başkası yalan- Candan Erçetin. 

9- Yaşamak/ölmek istediğiniz şehir?

Bursa.

10- Hayattaki en önemli üç kavram?

Sevgi-Umut-Yardımlaşma.

11- Günlük hayatta kullanmayı en çok sevdiğiniz kelime?

Hikaye…

12- Nefret ettiğiniz kelime?

Yalancı.

13- Başarı sizce nedir?

Hedefi için çaba göstermek.

14- Ne olmadan yaşayamazsınız?

Kitaplarım.

15- İlk aldığınız hediye neydi, kimdendi?

Bir kurşun kalem. İlkokul öğretmenim Ali Haydar İslam ‘dan.

16- Hangi gün unutulmazınız?

Erzurum İlahiyatta Hazırlık sınıfı muafiyet sınavını kazandığımı panoda gördüğüm gün.

17- Facebook/İnstagram/Twitter güne başlarken ve günü kapatırken hangisini kullanıyorsunuz?

Facebook.

18- Sizce çocukluk?

Köyde sığır çobanlığı.

19- Sevgi neydi?

Masum İlkokul aşkları.

20- Yapmak isteyip de yapamadığınız bir şey?

Eşimle birlikte hac yolculuğu.

21- Bir gece uyuyorsunuz sabah bir lisanı ana dil akıcılığında konuşma yetisine sahipsiniz. Hangi dil?

Fransızca.

22- Dilediğiniz bir dönemde yaşayacaksınız. Hangi dönem?

Gün bu gündür.

23- ‘Şimdiki aklım olsa’ diye başlayan cümleyi nasıl tamamlarsınız?

Fırsat eldeyken daha çok yer gezerdim.

24- Annenize ve babanıza çok isteyip de kuramadığınız cümle ne olur?

Bu konuda haklı olduğumu bildiğiniz halde niçin söyleyemezsiniz.

25- Sizce ‘insaniyet’?

Bir büyük köy olan dünya hepimize yeter birbirimizin haklarına riayet edelim: Merhamet…

Okumaya Devam Et...

Söyleşi

25/Sorgusuz Sual-Kürşat Dulkadir/Daire Başkanı

1979 yılı Malatya doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Malatya’ da bitirdi. Lisans öğrenimini Sütçü İmam Üniversitesi Kimya bölümünde, yüksek lisansını Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinde tamamladı. Yaklaşık 16 yıllık Tokat mesaisinde 4 yıl öğretmenlik 12 yıl çeşitli kademelerde idarecilik yaptı. 2019 yılında Özel Eğitim ve Rehbelik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne ‘Daire Başkanı’ olarak atandı. Evli, bir erkek bir kız çocuğu bulunmaktadır. Kürşat Dulkadir’in aldığı ilk hediye tuttuğu oruca karşılık yengesinin kendisini sırt üstünde mahallede gezdirmesi oluyor.

EKLENDİ

:

1- Sizi çarpan ilk kitap?

Âmâk-ı Hayâl.

2- Yayımlanmış kitaplardan birini siz yazmış olacaksınız, hangi kitap?

Kürk Mantolu Madonna.

3- Yaşamayan/yaşayan bir yazar veya şairle bir gününüz var. Kimi seçtiniz?

Mitat Enç.

4- Şiir mi, düzyazı mı?

Düzyazı. Ayrıntılı anlatmayı severim.

 5- İzlemelere doyamadığınız film?

Akıl Oyunları.

6- Dizi, film, belgesel?

Film, bazen kurgu bazen gerçek ama ufku geniş filmler

7- Sizi en çok ne üzer?

Çaresiz kalmak, çözüm bulamamak, hele de sevdiğin biri için.

 8- Ruhunuzda derin iz bırakan şarkı?

Yüksek Ayvanlarda Bülbüller Öter. Bağda bahçede çalışırken babam mırıldanırdı.

9- Yaşamak/ölmek istediğiniz şehir?

Malatya/Malatya.

10- Hayattaki en önemli üç kavram?

İman, Çocuk, Haysiyet.

11- Günlük hayatta kullanmayı en çok sevdiğiniz kelime?

İnşallah.

12- Hoşlanmadığınız bir kelime?

“Bana ne” ne kötü kelime.

13- Başarı sizce nedir?

İnsanın hayata geliş gayesini yerine getirmesidir başarı.

14- Ne olmadan yaşayamazsınız?

Aile, akraba, dost, ahbap, arkadaşlar…

15- İlk aldığınız hediye neydi, kimdendi?

Hatırladığım ve unutamadığım ilk hediyem büyük yengemden. İlk tuttuğum oruca karşılık sırt üstünde mahalle gezisi.

16- Hangi gün unutulmazınız?

Oğlum Göktürk’ün dünyaya geldiği gün. Aynı günde her an birbirini kovalayan o heyecanı, korkuyu, sevinci unutamam.

17- Facebook/İnstagram/Twitter güne başlarken ve günü kapatırken hangisini kullanıyorsunuz?

Günü kapatırken twittera bakarım. Diğerlerini pek kullanmam.

18- Sizce çocukluk?

Her daim keşke diye iç geçirdiğim, huzur, saflık, kaygısızlık.

19- Sevgi neydi?

Babamın “Vay! Allah’ına kurban” demesiydi sevgi.

20- Yapmak isteyip de yapamadığınız bir şey?

Bir üniversitenin bir fakültesinin dekanına “Haksızlık yapıyorsunuz!” diyemedim hala uhdedir içimde, sonra hoca vefat etti.

 21- Bir gece uyuyorsunuz sabah bir lisanı ana dil akıcılığında konuşma yetisine sahipsiniz. Hangi dil?

Ne yazık ki İngilizce.

 22- Dilediğiniz bir dönemde yaşayacaksınız. Hangi dönem?

Soyadımdan dolayı Osmanlı-Yavuz dönemi.

23- ‘Şimdiki aklım olsa’ diye başlayan cümleyi nasıl tamamlarsınız?

Üzüldüğüm bir çok şeye üzülmezdim.

24-  Annenize ve babanıza çok isteyip de kuramadığınız cümle ne olur?

Ben hala sizin küçük oğlunuzum.

25- Sizce ‘insaniyet’?

Bazen yola fırlayacak kediyi korkutmaktır geri kaçsın diye, bazen fırçayı yiyeceğini bile bile uyarmaktır arkadaşını, amirini, memurunu, büyüğünü, küçüğünü, bazen bir film seyrederken ağlamaktır acılı babaya, anneye… Doğru sözdür, merhamettir, kararmamış kalptir insaniyet.

Okumaya Devam Et...

Çok Okunanlar