Bizimle İletişime Geçin

Tarih

Avrupa “Endülüs”, Avrupa Müslümanları “Morisko” Olmadan Önlem Alınmalı

Günümüzde Avrupa anakarasında yükselen ırkçılık, İslamofobi ve yabancı düşmanlığının kökenlerinin Ortaçağ Avrupası’na kadar uzandığını belirtmemiz gerekmektedir. Aradan yüzyıllar geçmesine rağmen, Avrupa Müslümanları tıpkı Moriskolar gibi doğdukları ve büyüdükleri ülkelerde “öteki” kabul edilmektedir. Avrupa medeniyet değerlerini (Hıristiyanlığı) tam anlamıyla benimsemedikleri suçlamasıyla karşı karşıya kalmaktalar.

EKLENDİ

:

Endülüs Müslümanları’nın son kalesi ve başkentleri olan Gırnata (Granada) İspanya’nın Katolik Kralları (Fernando ve İsabella) tarafından işgal edilince (2 Ocak 1492), Müslümanların Endülüs topraklarında siyasî ve askerî varlıkları tamamen sona erdi. Bu tarihten sonra yaklaşık iki buçuk milyon Müslüman, Hıristiyan hâkimiyetinde yaşamlarını sürdürmeye başladılar.

Gırnata şehri uzun süren bir kuşatmadan sonra 57 maddelik bir anlaşma ile Hıristiyanlara teslim edilmişti. Teslim anlaşmasında, Müslümanların canlarına, mallarına, ibadet mahallerine, ört ve adetlerine karışılmayacağına dair taahhütler söz konusuydu fakat dönemin İspanyol yönetimi, bu anlaşmadan kısa bir süre sonra (10 yıl), Müslümanların şu iki seçenekten birini tercih etmelerini istedi; ya din değiştirip Hıristiyan olacaklardı ya da İspanya topraklarını terk edeceklerdi. Bu iki seçeneğin dışında ise Engizisyon Mahkemesi’nin idam sehpaları Müslümanları bekliyordu.

İmkânı olan Endülüs Müslümanları, evleri ve arazilerini satarak Kuzey Afrika topraklarına göç etti fakat geride kalan milyonlarca Müslüman ise, umutsuzluk içinde din değiştirip Hıristiyan oldu. İşte, İspanya tarihinde baskı altında din değiştirip, Hıristiyan hakimiyetinde yaşamak zorunda kalan Müslümanlara “Moriscos/Moriskolar” denilmiştir. Yani, Moriskolar, kalben Müslüman, görünüşte Hıristiyan olan kimselerdi.

İspanyol yöneticileri, 1502-1614 yılları arasında, Moriskoların gerçek birer Hıristiyan olmaları için akla gelebilecek her türlü baskı aracını kullanmıştır. Özellikle, Müslümanlara ve İslama ait ne varsa, sosyo-kültürel ve gündelik yaşamdan silinmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda, başta, Arapça olmak üzere, Müslüman kadınların başlarını örtmeleri, düğünlerde zambra ve leilalar (Araplara has oyun ve şarkılar) yasaklanmış, İslamın göstergesidir diye Gırnata’daki tüm hamamlar yıkılmıştır. Moriskolar, “Morería” ismi verilen mahallerde toplatılarak, toplumsal tecrîde tabî tutulmuştur. Hatta, Müslüman kadınların ellerine, ayaklarına ve saçlarına “Kına” yakmaları dahi yasaklanmıştır.

Moriskolar, bir asırdan fazla, İslâm dini ile olan bağlantılarını koparmadan yaşamaya çalıştılar. Evliliklerini kiliselerde yaptılar fakat eve geldiklerinde gizlice, İslami usullere göre nikâhlarını kıydılar. Yeni doğan çocuklarını kiliselerde vaftiz ettirdikten sonra, eve dönüp çocuklarının kulaklarına ezan okuyarak İslamî isimler verdiler. Beş vakit namazlarını gece yarılarında birleştirerek edâ ettiler. Kur’an dili olan Arapça’yı konuşmak, yazmak ve Arapça kitaplar bulundurmak yasaklanınca, İslamla olan bağlantılarını koparmamak için, İspanyolca’yı Arap harfleri ile yazarak yeni bir dil (Aljamiado) geliştirdiler.

Her ne kadar Moriskolar Hıristiyan olduklarını söyleseler de İspanyol yöneticileri, hiçbir zaman onların gerçek Hıristiyan olduklarını kabul etmemiştir. İspanyol Engizisyon Mahkemesinin takibatından kurtulamamışlardır. Nihai noktada, Moriskolar, “Böbrekteki taş” veya “Vücudun kanserli organına” ya da “Bahçedeki ayrık otlara” benzetilerek İspanya’dan sürgün edilmiştir.

Moriskolar, Hıristiyan inancını benimseyip, Hıristiyan toplumuna tam anlamıyla entegre olamadıkları, İspanya’nın düşmanlarıyla işbirliği yapan (Bilhassa, Osmanlılarla) dahilî düşman oldukları ve Avrupa medeniyetine aidiyetleri bulunmadığı (öteki oldukları) nedeniyle ülke dışına sürülmüşlerdir. Son sürgün olarak isimlendirilen süreçte (1609-1614) yaklaşık 600 bin Morisko İspanya’dan gönderilmiştir.

Günümüzde Avrupa anakarasında yükselen ırkçılık, İslamofobi ve yabancı düşmanlığının kökenlerinin Ortaçağ Avrupası’na kadar uzandığını belirtmemiz gerekmektedir. Aradan yüzyıllar geçmesine rağmen, Avrupa Müslümanları tıpkı Moriskolar gibi doğdukları ve büyüdükleri ülkelerde “öteki” kabul edilmektedir. Avrupa medeniyet değerlerini (Hıristiyanlığı) tam anlamıyla benimsemedikleri suçlamasıyla karşı karşıya kalmaktalar.

Almanya Şansölyesi Merkel, ülkesindeki yabancıların (bilhassa, Türklerin), Alman kültürünü yeterince benimsemediğinden şikayet etmiştir. Avrupa’nın başat ülkelerinden biri olan Fransa’nın Cumhurbaşkanı Macron, İslam dininin reforme edilmesi gerektiğini ifade ederek, “ötekine” karşı ne kadar tahammülsüz olduğunu göstermiştir. Sadece Almanya ve Fransa da değil, Danimarka, Norveç, İsveç gibi diğer Avrupa ülkelerinde de Müslümanlara karşı bir öfke dalgası yayılmaktadır.

Avrupa Müslümanları, tıpkı Moriskolar gibi, temelde iki seçenekle karşı karşıyalar; ya din değiştirip Hıristiyan olacaklar (en azından yeterince asimile olacaklar) ya da Avrupa’yı terk etmek zorunda kalacaklar. Birinci seçenek Avrupa açısından hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğine göre, ikinci seçenek daha olasıdır. Üçüncü bir seçenek ise-ki bize göre bu Avrupa’yı kurtaracaktır- Avrupalı yöneticilerin, Avrupa’nın bir parçası olan  Endülüs’te Müslümanların, üç semavî din mensuplarını yüzyıllar boyunca nasıl bir arada ve barış içinde yaşattıklarını örnek almalarıdır.

İfade ettiklerimiz çerçevesinde, Avrupa ENDÜLÜS, Avrupa Müslümanları MORİSKO olmadan acil önlem alınmalıdır. Bu hususta yapılacaklarla ilgili olarak, bir Avrupa ülkesi olan Türkiye’nin yaklaşımı ve çalışmaları kıymetlidir. Müslüman ülkeleri içinde, Avrupalıların dilini en iyi anlayan ve onlara anladığı dilden en iyi cevap veren ülke olmamız hasebiyle, sorumluluk da bizim omuzlarımızdadır.

Unutmayalım ki Osmanlılar, Endülüs’ün yıkılışına seyirci kalmadılar ama yıkılışını da durduramadılar. Günümüz imkânları içerisinde, Avrupa Müslümanlarının derdine çare olma olasılığımız düne göre daha fazla.

Çok Okunanlar