1. Anasayfa
  2. Kurumsal

Başkent İnsaniyet Buluşmaları Ocak Ayı Konuğu Yazar Dursun Çiçek “Benim Dağlarımdan, Hikmet Dağına: Dağ, İnsan ve Sanat” Konulu Sunum Gerçekleştirdi

Başkent İnsaniyet Buluşmaları Ocak Ayı Konuğu Yazar Dursun Çiçek “Benim Dağlarımdan, Hikmet Dağına: Dağ, İnsan ve Sanat” Konulu Sunum Gerçekleştirdi
0

İnsaniyet Eğitim, Kültür ve Sanat Derneği tarafından gerçekleştirilen “Başkent İnsaniyet Buluşmaları”nın ocak ayı konuğu; Eğitimci, Yayıncı ve Fotoğrafçı Dursun Çiçek “Benim Dağlarımdan, Hikmet Dağına: Dağ, İnsan ve Sanat” konulu sunumuyla Başkentlilere hitap etti.

Altındağ, Kabakçı Konağında gerçekleşen programın moderatörlüğünü Dr. Necdet Subaşı yaptı.

Sunuculuğunu İnsaniyet Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Karadayı’nın üstlendiği program, Ankara Dini Yüksek İhtisas Merkezinde Eğitim Görevlisi Fatih Altay’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

İnsaniyet Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nil Gülsüm Kurt, “insaniyet.net sitesi yayın tarihi itibarıyla beşinci yılına girdi. Yazarlarımızdan Ahmet Sezgin ve Müjdat Uluçam 2024 yılı Türkiye Yazarlar Birliği ödülünü aldı, kendilerini tebrik ediyoruz.” sözleriyle başladığı konuşmasına, konuğumuz Dursun Çiçek ile birkaç yıl önce gerçekleştirdiği bir röportajda Çiçek’in “Benim insan dediklerim dağ, dağ dediklerim insan” sözlerini hâlâ unutamadığını, bu cümle üzerinde uzun uzun tefekkür edilmesi gerektiğini vurguladı.

Fatih Karadayı’nın Dursun Çiçek’in özgeçmişini katılımcılarla paylaşmasından sonra Dr. Necdet Subaşı, “Dursun Çiçek’in programının moderatörlüğünü yapmaktan büyük bir mutluluk duyduğunu” belirterek Çiçek hakkındaki düşüncelerini şöyle dile getirdi: “Dursun Çiçek ile uzun yıllara dayalı dostluğumuz var, son yıllarda çok yakından birbirimizi takip ediyoruz. Dağlarla olan ilgisi gerçekten dikkat çekici, güzel şeyler, istifade edilecek hususlardan bahsediyor…  “Dursun Hoca” deyince Necip Fazıl, Akif Emre, Erciyes, Kırşehir, Çiçekdağı, ilahiyat, sosyoloji, Teklif Dergisi gibi şeyler akla geliyor ve bu bağlamlarda hayatımıza giren bir insan…” Subaşı daha sonra, katılımcılara ve Dursun Çiçek’e teşekkür ederek sözü konuğumuza bıraktı.

Dursun Çiçek konuşmasında İslam medeniyetinin önde gelen âlimlerinin mirası, geleneklerin hafızadaki yeri, günümüz şehircilik anlayışı ve İslam’ın toplumsal hayat düzeni gibi bazı temel konulara değinerek İslam’ın sadece bir inanç sistemi değil, aynı zamanda hafıza, dil, hayat nizamı ve dünya tasavvurundan oluşan bütüncül bir tutum, bakış açısı ve teklif olduğunu vurguladı.

Mekân kavramının da yalnızca bir fiziksel alan olmadığını aynı zamanda toplumsal ve kültürel hafızayı taşıyan bir yapı olduğunu ifade eden Çiçek, İslam’a göre mekânın kuru bir coğrafya parçasından ibaret olmadığından ve onun insanın hayatını şekillendiren önemli bir unsur olarak kabul edilmesinin öneminden bahsetti. Günümüzde şehirleşme ve modern şehircilik anlayışının, İslam’ın mekâna yüklediği anlamdan ne kadar uzaklaştığı üzerinde durdu. Mekânın sadece bir yerleşim alanı değil, aynı zamanda bireylerin maneviyatını, kimliklerini ve kültürlerini şekillendiren bir öğe olarak yeniden ele alınması gerektiği vurguladı. İslam’ın hayat nizamının tecessüm ettiği bir yer olarak tanımladığı bu yapının, yalnızca binalar ve yollarla değil, insanların değerleri ve inançlarıyla şekillendiğine dikkat çekti.

Dağlar ve Âlimler: Her Âlim Bir Dağa Benzer

İslam düşüncesinin temellerini atan büyük âlimlerin fikirleri, söyleşinin diğer önemli bir bölümünü oluşturdu. İmam-ı Azam, İbni Sina, İmam Maturidi, Gazali, Ahmet Yesevi, İbn Arabi, Yunus Emre gibi büyük düşünürlerin İslam temeddününe kattığı hikmetleri, “dağ” metaforu üzerinden derinlemesine değerlendiren Çiçek, bu âlimlerin sadece birer fikir insanı olmadıklarını, aynı zamanda hayat nizamını ve dünya tasavvurunu belirleyen, hafızayı ve dili kuran ve oluşturan insanlar olduğunu belirtti.

Çiçek, “Bir dağın eteğinde dolaşmadan, pınarlarından içmeden ve çiçeklerini koklamadan o dağın hikmetini anlamak mümkün değildir” şeklinde yaptığı bir benzetme ile bu âlimlerin mirasının daha derin bir şekilde anlaşılmasının önemini vurguladı. Ayrıca modern düşüncenin bu köklü mirası görmezden gelmesinin, toplumsal ve bireysel anlamda büyük eksikliklere yol açtığını ifade etti. İslam âlimlerinin, tüm insanlık için teklifler sunduğuna ve bu tekliflerin günümüze, bugüne yeniden ifadelendirilmesi gerektiğinin önemine değindi.

Hayatı Şekillendiren Unsurlar: Gelenek, Temeddün ve Sanat

Bir medeniyetin sağlam temeller üzerine inşa edilebilmesi için dini düşüncenin, gelenek ve sanatın ne denli iç içe geçmiş bir ilişkiye sahip olduğuna dikkat çeken Dursun Çiçek, İslam düşüncesinin şiir, musiki ve sanatla olan ayrılmaz bağları üzerine yoğunlaştı. Bir temeddün hareketinin ancak dini düşünce ve amelin sanatsal ifadesi ile hayatta kalabileceğini, yer tutacağını ifade etti.

İslam’ın, sadece bir ibadet biçimi değil, yaşamın her alanını kapsayan bir hayat nizamı ve dünya tasavvuru olduğunu vurgulayan Çiçek, medeniyetin ancak geleneğin temeddün ve sanatsal ifadesiyle ayakta kalabileceğini ve geleceğe taşınabileceğini belirtti.

Söyleşisinde Batı düşüncesinin İslam medeniyetine ve dünyasına etkilerini de değinen Çiçek, Batı’nın düşünce yapısının, İslam medeniyetinin derinlikli ve çok katmanlı düşüncesine nasıl bir etkisi olduğuna dair kritik bir bakış açısı sundu. Batı düşüncesinin İslam’ın çok boyutlu yapısını daraltarak, kültürel ve düşünsel alanlarda sınırlamalara neden olduğunu belirtti. İslam düşüncesindeki çeşitlilik ve derinliğin, Batı’nın katı düşünsel yapılarına sığamayacak kadar geniş ve kapsayıcı olduğuna vurgu yaptı.

Batı ile Doğu arasındaki düşünsel farkları ve bu farkların toplumsal yapılar üzerindeki etkilerini anlamak için her iki tarafın düşünce yapılarının kapsamlı bir şekilde incelenmesi gerektiğini belirten Çiçek, Batı’nın İslam dünyasıyla olan kültürel etkileşiminin, günümüz toplumlarını daha kapsayıcı, daha açık fikirli ve daha derinlemesine düşünmeye sevk etmesi ve hesaplaşmadan ve muhasebeden kaçınılmaması gerektiği ifade etti.

Dursun Çiçek programda İslam düşüncesine dair derin bir bakış açısı sunmakla kalmadı, aynı zamanda geleneği ve hafızayı yeniden keşfetmeye yönelik güçlü bir çağrı yaptı. Son cümlelerinde ise âlimlerin mirasına sahip çıkmanın, İslam’ın bir hayat nizamı ve dünya tasavvuru olarak değerini kavrayabilmenin ve onun sonuçlarını günümüz dünyasına tevil ve tabir etmenin öneminin altını çizdi.

Çiçek konuşmasını; Müslümanların kültürel bağlarını güçlendirerek, insanlık tarihinin önemli bir parçası olan mirasını ve geleneğini yeniden tevil ve tabir edip, tarihi tecrübesini kendine yeniden zemin ederek bugünü anlaması ve ifadelendirmesi gerektiğini vurgulayarak sonlandırdı.

Soru ve cevap kısmından sonra İnsaniyet Derneği Başkanı Nil Gülsüm Kurt tarafından Dursun Çiçek’e katılımlarından dolayı plaket takdimi yapıldı.

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir