1. Anasayfa
  2. Eğitim

Dijital Mecralar ve Hakikatin Bıkkın Bitkinliğe Yenik Düşmesi

Dijital Mecralar ve Hakikatin Bıkkın Bitkinliğe Yenik Düşmesi
0

Merhaba değerli okuyucu eğer ilk yazımı okuduysan artık beni tanıyorsun. Bugün sana çok daha temel bir soru sormakla başlayacağım yazıma. Hiç yangın hortumundan su içmeye çalıştın mı? Evet, farkındayım tazyikli bir suyla bir yangın hortumundan su içmeye çalışmak insanın kendine verebileceği en büyük zararlardan biri olur muhtemelen… Peki, sana bunu şu an her gün yapıyorsun desem bana ne dersin?

Evet, elimizdeki akıllı cihazlarla her gün çok fazla veriye maruz kalıyor ve bir tür bilgi bombardımanı altında yaşıyoruz. Neredeyse her on saniyede bir yeni bir bilgi ve yeni bir veri ile karşılaşıyoruz. Oysa yaratılış biçimi olarak açıkçası bu yoğun bilgi altında kendimizi yeniden düzenleme becerisine sahip değiliz. Fakat bu yoğun bilgi akışı sınırlandırılmaya ve çerçevelendirmeye çalışılsa da ister istemez başlangıçta sözünü ettiğim yangın hortumundan su içmeye benziyor. Tıpkı fiziksel olarak bunu yapmaya kalkıştığınızda yaşayacağınız zararlar gibi bilgi düzeyinde de bunu yaptığınızda benzer sonuçlar kaçınılmaz olacaktır. Dini bilginin dijitalleşmesi ve çok yaygın ve hızlı bir şekilde erişilebilir olmasının getirdiği çokça avantaj olmakla birlikte mevcut işleyişin dinin temellerine hizmet etmekten uzak olması ve bu konuda ehil olanların yeterince sorumluluk almıyor olması nedeniyle dolaşımda olan bilginin çok da sağlıklı bir şekilde üretilmediği ve tüketilmediği aşikârdır.

Bu yoğun veri akışına maruz kalan birey bir süre sonra gelen bilginin hakikatle ne kadar ilişkili olduğuna dair bir tetkik ya da tahkik yapma ihtiyacını hissetmemektedir. Çünkü bunun için kişinin ne yeterince zamanı ne de bu konuda güçlü bir motivasyonu kalmıştır. Bu yoğun bilgi evreninde neyin hakikat neyin hakikatin benzeri ya da hakikati çarpıtan bir safsata olduğunu tespit etmek için çok daha geniş ve büyük bir bakış açısına sahip olmak gerekir. Bu çaresizlik mecralardaki insanları bilinçli ya da bilinçsiz olarak neredeyse birçok konuda temel kanaatlerini ilgili kişilere teslim ederek geliştirdikleri ve herhangi bir konuda karar verirken kanaat ve düşüncelerini teslim ettikleri kişilerin refleksleriyle hareket ettikleri sonucunu doğurmaktadır. Bunun çarpıcı bir örneği deizm anlatısını yapan bir YouTube videosunda karşıma çıkmıştı. Olayın ne kadar trajik hâlde olduğunu göstermesi bakımından aynen iletiyorum. Bir YouTube videosunda sunucu deizmi savunan bir anlatı yaparken yorumlarda aynen şu cümleler yazıyordu. “Abi inşallah doğru söylüyorsundur bu konuda çok araştırma fırsatım yok sana güveniyorum. İnşallah sana uyuduğum için öbür tarafta yanmayız” 😊

Başlangıçta bir latife unsuru gibi görünse de aslında bu söylemin altında çok güçlü ve neredeyse herkesi etkisi altına alan yaygın bir eylem biçiminin olduğunu görebiliriz. Çünkü artık dünyada ve ahiretteki hayatını çokça derinden ve temelden etkileyecek olan bir konuda dahi araştırma yapma ve inceleme noktasında vakti olmadığını düşünen insan bu konudaki kanaat ve kararlarını belirlerken doğrudan otorite olarak kabul ettiği ve fikrine, düşüncesine, imajına ve temsil gücüne inandığı kişilere bu kanaatlerini bıraktığını açıkça ortaya koymaktadır.

Bu nedenle dinin dijital mecrada tıpkı gerçek dünyada olduğu gibi doğru ve güçlü temsillerle yer ediniyor olması ve insanların kanaatlerini teslim edecekleri güvenilir limanlar üretmek artık bu konuda sorumluluk hisseden her kalbin en temel görevi olmalıdır.

Yaygın olarak bilinen ve kabul edilen bilgiye daha hızlı ve yoğun bir şekilde erişim imkânı, sözünü ettiğimiz bilginin tahkik edilmesi noktasında bir hakikat körlüğüne başka bir deyişle hakikatin bıkkın bir bitkinliğe yenik düşmesine sebep olmaktadır. Bu nedenle bilgi toplumu ve bilgi çağı olarak nitelendirilen günümüzde temel bir paradoks olarak yoğun bilgiye maruz kalmak maalesef bilgilenmeyi ve irfanı beraberinde getirmemektedir. Mevcut hakikat körlüğüne sebep olan akışları düzenlemekle ilgili her birimize dair bir sorumluluk ve daha iyisini isteme yetkisi olduğu gibi bu konuda ortaya çıkan duruma palyatif çözümler yerine kalıcı bir perspektif geliştirmek de en temel ödevlerimiz arasında yer almalıdır.

Trabzon'un Çaykara ilçesinde dünyaya gelen Lokman Yıldırım, ilk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı. Eğitim Fakültesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği bölümünden birinci olarak mezun oldu. Yıldırım, Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri, Din Eğitimi Ana bilim dalında yüksek lisans ve doktora derecelerine sahiptir. Yıldırım çocukluk yıllarından itibaren medya, fotoğrafçılık, video alanlarına yoğun ilgi duymuş ve bu alanlarda çeşitli çalışmalar yapmıştır.  Pandemi döneminde uzaktan eğitim sürecinde TRT ile yapmış olduğu eğitim içerikleri çalışmaları ve teorik, pratik eğitimlerle bu ilgisini profesyonel bir alana taşıyan Yıldırım, günümüzde markalaşma, sosyal medya yönetimi, içerik üretimi ve yönetimi gibi alanlarda uzmanlaşmış ve bu çalışmaları profosyenel çalışma yaşamına aktarmıştır. Aynı zamanda dijitalleşme ve din konularında yazılar kaleme alan Yıldırım, bu alanda bitmeyen bir öğrenme aşkına sahiptir. Hâlihazırda Milli Eğitim Bakanlığı’nda Milli Eğitim Uzmanı olarak görev yapan Yıldırım, evli ve iki çocuk babasıdır. Yıldırım, İngilizce, Arapça ve Rumca bilmektedir.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir