1. Anasayfa
  2. Edebiyat
  3. Deneme

Dünyadaki Tüm Yetişkinler Bir Günlüğüne Çocuk Olsa

Dünyadaki Tüm Yetişkinler Bir Günlüğüne Çocuk Olsa
2

Günaydın,”dedi Küçük Prens.

 

“Günaydın,” dedi satıcı.

 Susuzluk giderici haplar satan bir adamdı bu. Haftada bir hap içtiniz mi artık içecek bir şey aramıyordunuz. 

“Bunları neden satıyorsun?”  diye sordu Küçük Prens. 

“Zamanın boş yere harcanmasını önlemek için. Uzmanların hesabına göre bu haplar alınınca haftada 53 dakika kazanılıyor.”

“Peki bu 53 dakikada ne yapacağız?”

“Canın ne isterse.”

“Keyfimce harcayacak 53 dakikam olsaydı ağır ağır bir çeşmeye doğru yürürdüm,” dedi Küçük Prens. 

Çocukluk dediğimiz şey biz büyüdükçe nereye gidiyor? Ya da gidiyor mu? Yoksa içimizde bir yerlerde bize hâlâ iyi ve güzel şeyler mi fısıldıyor? En son ne zaman sarıldık içimizdeki çocuğun masumiyetine? Ne zaman taradık onun saçlarını? 

Çocukluk hiçbir yere gitmiyor aslında. Biz büyüdükçe cebimize saklanıyor yahut bir bulutun ardına. Belki kuş seslerine, belki okuduğumuz bir şiire, annemizin sesine… Sonuçta bir şekilde elimizi hep tutmaya çalışıyor aslında. Ne olursa olsun çocukluğumuz hep bizimle. Çünkü ona kulaklarımızı tıkarsak kötülük yapmaya başlarız, birdenbire büyürüz, birdenbire yetişkinlerin ciddiyetine bürünür ve bencilleşiriz. Keşif ve üretkenlik yönümüz azalır. Hayret makamına erişmek şöyle dursun, kendimizi “piştik, olduk” sanırız da böbürlenmeye başlarız. Tüm bunlardan yüce Allah’a sığınırız.

Dünyadaki bütün yetişkinler yalnızca bir günlüğüne çocuk olsa mesela; biter mi kötülükler? Afrika’daki açlık, susuzluk… Gazze’deki soykırım… Doğu Türkistan’daki zulüm… Dünyanın bütün çocuklarının karnı doyar mı, mutluluktan yanakları pembeleşir mi mesela? Biter mi kolonyalizm? 

Dünyadaki tüm yetişkinler çocuk olduğunda bir çocuk için yağmurdan sonra çıkan salyangozlar kasalar dolusu paradan daha kıymetli olacağı için kapitalizm bitebilirdi belki. 

Çocuklar paylaşmayı çok severler. Böylece sömürgecilik de biterdi. Ya yüksek gökdelenler? Bütün çocukların gökyüzünü ve yıldızları görme hakkı olduğundan tüm evler bahçeli olurdu. Bahçelerde türlü türlü çiçekler, kuşlar, tavuklar…

Bir günlüğüne çocuk olsak, çok değer verdiğimiz o makamlar, eşyalar öyle büyük görünürdü ki gözümüze, hiçbirine ulaşamazdık. Bir masanın, sandalyenin bile kıymeti kalmazdı belki. Malın, mülkün gerçek ve tek sahibinin Allah olduğu bir kez daha hatırlardık belki. Yeryüzüne sadece sevgi, şefkat, empati, merhamet hâkim olurdu. 

Bir gün boyunca fabrikalar doğayı kirletemezdi mesela. Ormanlarda yangın çıkaramazdı hainler. Savaşlar biterdi bir günlüğüne, çiçek toplardı askerler…Bulutlarla oynayıp doğanın dengesini bozmaya çalışamazlardı bozguncular.

Bütün dünya lunapark olsa mesela, bir günlüğüne…

Çocuk deyince akla ilk gelen şey oyundur. Biz büyüdükçe oyunlarımız da masumiyetini kaybetmeye başladı. 

Rahmetli Şair Nuri Pakdil, “Çünkü anne/Bir çocuktan bir Kudüs yapar” diyor ya, işte tam olarak böyle bir şey. Çocuk dürbününden bakıldığında dünyada her şey oyun ve oyuncaktan ibarettir. “Bir çocuk, her şeyden ‘Kudüs’ yapabilir.” der, Prof. Dr. Şaban Sağlık. Gelin görün ki bugün dünyanın pek çok yerinde yetişkinlerin bazıları kirli oyunlar oynamaya başladılar ve bozdular çocukların masum oyunlarını.

Beş büyük teknoloji devi; bugün sahici hikâyeleri, çocukluktan gelen güzel anıları, annemizin yaptığı tarhana kokusunu bile ortadan kaldırmaya ant içmiş gibi. Çocuklarımızı ekranın karşısına hapsederek kültürümüzden, geleneğimizden ve en önemlisi dinî hassasiyetlerimizden uzaklaştıracak her türlü dijital oyunları fütursuzca sokuyorlar evlerimize. 

Hepsi bir günlüğüne çocuk olsaydı ve hayatın salt “0” ve ‘“1” lerden, kodlardan oluşmadığını anlayıp çokça sıkılsalardı mesela. 

Neredeyse gökyüzündeki yıldızları bile satın almayı düşünen aç gözlü adamlar bir günlüğüne mütevazı bir evin damına ağustos böceklerinin sesini dinleyerek, sırt üstü uzanıp yıldızları seyredebilseydi, ne çok üzülürdü kaçırdığı bu büyük nimete.

Her şeyi öylesine hızlı yaşayan, bir an durup yavaşlamak yerine oradan oraya koşturan, bir an olsun kalbine, ruhuna ses vermek yerine adeta modern hayatın hız kölesi olan insanlar sadece bir günlüğüne çocuk olsalardı belki de hayatlarının en uzun zaman dilimini geçirirlerdi. Mesela çamurdan minik eşyalar yapıp sonra onların kurumasını beklerler ya da yağmurun yağışını uzun uzun seyredebilirlerdi. 

Bugün sadece konuşan, hiçbir şekilde karşısındakini dinlemeyen yetişkinler bir günlüğüne çocuk olduklarında en çok hayıflanacakları şeyler şunlar olabilirdi mesela: masallar ve kuş sesleri. Hız ve haz, modern insanın parçalanmış ve içi boşaltılmış ruh hallerinin ekmeğine yağ sürmeye devam ediyor.

Dünyaya içindeki çocuğun gözünden bir günlüğüne bakabilse insan, çocuk olsa bir günlüğüne. 

Yavaşlasa mesela…

Dursa hatta. Tefekkür etse. Tevekkül etse. Dinlese. Baksa. Sevse…

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (2)

  1. Güzel bir yazı olmuş. İçimizdeki çocuğa sımsıkı sarıldığımız günlere…

  2. 17 Ağustos 2026

    Ayşegül Sözendağ, büyüklere bir zamanlar çocuk olduğunu hatırlatan kıymetli insan. Kalemin daim olsun. :)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir