Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Eski Bir Hikâye

Anadan Mektup Oğul oğul, canım oğul Gitti gider gelmez oğul Sahi, yüzün sarı mı Dağ çiğdemleri gibi Ekine kesti tohum Bolluk geçti geçen Çok şükür çok şükür Yeniledim entarimi Gün soluğu şalvarımı Kardeşin kavalını Bire iki oldu sürümüz Hani bir ilk mart günü Komşu Ayşe kadından Alıp sürgününü Sevinçle ve özenerek.

EKLENDİ

:

-Aş ve iş için köyünden kopup kente gelen gence-

Sözbaşı

Umutların adıydı: Kent!

Umutlarını

Seherler gibi taptaze tutan

Güzel yürekleriyle

Çalışana, üretene, düşünene

Merhaba

Merhaba Anadolu’m

Size

Uzak bir diyarda

Bir çift öküzüyle

Sabanıyla, orağıyla, çapasıyla

Umut umut delen toprağı

Kentteki oğulu

Sonra vefasız çok insanı

Düşleyip duran

Ve sonra çıkarıp al nakışlı peşkirini

Gözyaşını mı, terini mi silen

Bir garip anayı

Sonra gençlik aşklarını

İlk kar düşlerini

Nasıl anlatsam?

Yaşanmış Zamanlar İçre

Bir çocuktun hani

Renkli kuşlar uçardı ikindilerde

Hani ardında yalnızca hüzün çizgileriyle

Ağır acılı suların ay ışığı dalgalarını

Bırakarak uçup giden kuşlara

Bakıp da sorardın

/Mavi atlas

İğne batmaz

Makas kesmez

Terzi biçmez/

Hani ağıt mı türkü mü

Hüzün mü umut mu

Çaldığı bilinmez çobanların

Önde kara gözlü koyunun

Sevgili gibi çekip götürdüğü

Sürüyü ve düşleri

Çıngırak çıngırak

Acele acele

İndirdikleri yaylağa

Sonra peynir, yumurta, ekmek

Yıllanmış meşe ağacına yaslanıp

Aslında mor bulutlara

Ve dağlara yaslanıp

Uzayıp giden ikindi gölgeleri

Dağlar ey

Ve sonra dalıp gidilen

Kent düşleri

Buruk akşam bekleyişleri

Bir o yandan, bir bu yandan

Güneşe ağıt gibi

Çalınıp dinlenen, yakıp yıkan

Kaval sesleri

Seni çağırdı sonra kent

Siyah yeleli bir küheylanın koşu hazırlığı

Minik bir ak güvercin kanadı, yani kardeşin

Masallar söylediğin bahçelerde

Anlamsız bakışlar ve el sallayışlarla

Kente geldin

/Kutu kutu kutular

Üstünde çanaklar/

Kent sokakları çağrıştıramadı

Pınar başlarını

Ak sevdaları

Suları, sılayı

Ak tülbentli anayı

İçindeki yarayı büyüttün sonra 

Anadan Mektup

Oğul oğul, canım oğul

Gitti gider gelmez oğul

– Sahi, yüzün sarı mı

Dağ çiğdemleri gibi-

Ekine kesti tohum

Bolluk geçti geçen

Çok şükür çok şükür

Yeniledim entarimi

Gün soluğu şalvarımı

Kardeşin kavalını

Bire iki oldu sürümüz

Hani bir ilk mart günü

Komşu Ayşe kadından

Alıp sürgününü

Sevinçle ve özenerek

Minicik avuçlarınla diktiğin

Yediveren gülümüz uzadı göğe

Her kurak alaza günü

Sen geldin aklıma

Sularken açarken ağlarken

Elbet ağlar analar

Oğul

Ha, boynu bükük Fatma’yı

Mor menekşe patiskayı

Kesip yakıştıran üstüne

İlk kar şırıltısı

Kar çiçeği, nar çiçeği

Fatma’yı gelin ettik

Keten hasadında

İşte böyle böyle

Yâr, yâr

Üstü başı yağmur yâr

/Yiğidi kılıç kesmez

Bir acı söz öldürür/ 

Son Söz

Anladı

Ve döndü kentten

Dönmeden önce bir

Sıcak yaz akşamında

Kâh inledi, kâh söyledi

Ve şair

Dinledi

Çok Okunanlar