Topladım güzel şeyleri bu kış
Ölmeye az kalmış
Hep bekleniyor bir nisan
Kolayca gidemiyor insan
Gece sinema çıkışı
yağmurlu sonbaharda
Neredeyse neşeyle felsefe
şiir ve nergis koklarken
Karlı yolda tren yolculuğu yapar gibi
Dingin ve geniş bakışlarla
izlerken evreni
Köprülerden dağlardan geçişimizi
Kuş bakışı bilirken
Ağaçların altında berrak su sesi
Odun ateşiyle müzikli kahve
Renkli ampuller
Tütsü bahçe rüzgâr gülü ve deniz
Billur uyumla orkestra
Araya katılır çocuk gülüşü
Uzun masada insanlar
Uzaklar görünüyor pencere kenarında
Kızılay’da eski kitaplar
Şahane gonklarıyla tiyatro
Kuş cıvıltılı simit dergi
Lavanta kokusu bulvarda
Sarıyer’de rüzgâr
elde demli çay susmak
Adalar’da denizden çıkınca
buzlu portakal suyu
gül suyu ve sonra derin uyku
Medine’de kış gecesi
sessiz gar
Kâbe’de gecelerken
Dönen kuşlara bakmak
Zemzem içip ağlamak
Bir anın içine sığar
Binlerce haz
Dalgayla gelip çekilir
Bir parça tuz kalır
Avuçlarımızda
Sanat nakış nakış akar
Nağmeler dizeler mevsimler
Bir yanda
Hayat alan savaşlar
Korkunca yok olmaktan
Savrulmak yok oluşa
Savaşmak için bin bir çeşit
Kanlı kılıçlar kokteyller uydular
Zindanlar miğferler kalkanlar
Gözetleme kuleleri surlar kaleler
Timsahlı hendekler dikenli teller
Yaşamak daha çok yaşamak
hep yaşamak için
Hazdan bir lokma bir lokma daha
Topladım güzel şeyleri bu kış
Ölmeye az kalmış
Hep bekleniyor bir nisan
Kolayca gidemiyor insan
