Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

Ferik

“Ne diyeyim daha? Çok şükür, köyde üç tane eski elma ağacım var. Elma ağaçlarımın cinsine ekşi elma diyorlar. Her yıl topluyorum da sirke yapıyorum. Sirke yapmayı da hekîme Aidin Salih Hanımefendi’nin Gerçek Tıp adlı kitabından öğrendim. Yaptığım sirkeleri de satıyorum.”

EKLENDİ

:

Dinlemişsinizdir şu halk türküsünü: Konma Bülbül Konma Nergis Dalina. Eleşkirt çevresinden, Muzaffer Sarısözen derlemesidir.

İkinci bendi de şöyledir: “Eleşkirt’ten çıktım yüküm eriktir / Açmayın yâremi delik deşiktir / Benim sevdiceğim taze feriktir. / Demeyin demeyin aman, yârin vuruldi / Kanı duruldi, köye duyuldi”

Âşık, taze feriğe benzetir sevdiğini. Civcivlikten çıkıp pilice evrilmiş, büyümüş  civcivlere ferik derler o yörede. Zira Anadolu’da artık büyümüş, birkaç ay sonra yumurtlamaya başlayacak piliçlere değişik adlar verilir. Doğrusu ben de zorla kentli olalı hatırlamıyorum bu adları…

Bizim yörede ferik bir elma cinsidir. Dünyada bin kadar elma çeşidi olduğu söylenir. Söylenir de bir zamanlar, dense yeridir. Ferik elması sarı-yeşil bir renge ve yuvarlak olmayan, uzunumsu bir şekle sahiptir. Sahip çıkılmadığından birçok klâsik meyve gibi ferik elması da yerle yeksan olmak üzeredir.

Çocukluğumdan bilirim: Güdül armudu, mustâbey armudu, bardak eriği, mürdüm eriği gibi birçok meyvenin aşı kalemlerini yaşlı muhâcirler Rumeli’nden getirmişler ve meyve ağaçlarını hem çeşitlendirmişler hem de çoğaltmışlar. Köyümüzde herkesin bir meyve bahçesi vardı o zamanlar. Herkes, ağacın ve meyvenin her türünü adlarıyla bilirdi. Dedemle dağlara gider, yabani meyve fidanları çıkarır, getirip meyve bahçemize dikerdik. Aşı zamanı da önceki yazdan keşfedilmiş ağaçlardan aşı kalemi keser, bahçemizdeki yabani meyve fidanlarını aşılardık. Böylece çoluk çocuk, genç yaşlı istediği meyveye sahip olur, bu bir gelenek şeklinde sürerdi.

Geçen gün kent pazarına gitmiştim. Elma satılan tezgâhlarda ne yazsa iyi? Pitleydi şu kadar lira, fuji şu kadar lira, gala şu kadar lira… Daha gerisi de var: Bahar öncesinde seyyar fidancının fidanlarındaki etiketlerde ne yazıyordu? Crips pink fidanı, ginger fidanı, fuji fidanı vs. Elma fidanları bunlar, ıslah edilmiş, geliştirilmiş, kim bilir DNA’ları ile oynanmış elma fidanları… Yâhu bizim amasya elmasına, misket elmasına, arapkızı elmasına, ferik elmasına ne oldu? Satıcıya sordum da tuhaf tuhaf baktı bana, bir şey demeden…

Çocukluğumuzda, büyük dedemin tarlasında devasa bir ferik elması ağacı vardı. Yıllarca elma topladık, pekmez yaptık. Yıllar sonra mirasta dayıma düşen bu tarladaki ferik ağacı, kocadı yani yaşlandı artık gerekçesiyle kesilip odun yapıldı. Peki, yerine yenisi dikildi mi, hayır! Elma ağacı deyince artık köylere kadar gelen modern fidancıdan alınmış, kimsenin adını bilmediği, tatsız tuzsuz elmaları olan ağaçları biliyoruz.

Çok yıllar önce şâir Mevlüt Ceylan’dan dinlemiştim; hani şu “Barikatlar”, “Bir Garibin Şiir Defteri” şiir kitaplarından bildiğimiz şair Mevlüt Ceylan’dan. Kendisi uzun yıllar Londra’da yaşadı. Büyük marketlerin meyve reyonlarında Kütahya’dan götürülmüş ilaçsız, doğal elma şu kadar sterlin iken; gösterişli, iri, parlak endüstriyel elmaların onun belki üçte bir fiyatına satıldığını söylemişti. Londra’ya hiç gitmedim, kim bilir belki hâlâ öyledir, bilmiyorum.

Ne diyeyim daha? Çok şükür, köyde üç tane eski elma ağacım var. Elma ağaçlarımın cinsine ekşi elma diyorlar. Her yıl topluyorum da sirke yapıyorum. Sirke yapmayı da hekîme Aidin Salih Hanımefendi’nin Gerçek Tıp adlı kitabından öğrendim. Yaptığım sirkeleri de satıyorum.

Her kış dağlardan çıkardığım birkaç yabani meyve fidanını dikiyor, aşı yaparak çoğaltmaya çalışıyorum. Ayrıca bir hüvez ağacı, bir de bildiğimiz hurmayla ilgisi olmayan, Trabzon hurması diye bilinen hurmanın gerçeği, hani anlaşılır olsun diye yabanisi diyelim, hurma ağacı… Görenler ne diyor peki: “İşin gücün yok mu abi senin ya, git al fidancıdan istediğin meyve fidanını, dik. O senin dediklerin geçti artık…”

Geçmedi arkadaşlar… Geçip giderken dünya üzerinden, yüzyılların içinden gelen birkaç dikili ağacımız, bu ağaçların da fıtratımıza uygun meyveleri olmalı, değil mi?..

Âfiyette kalınız.

 

 

 

 

 

 

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çok Okunanlar