1. Anasayfa
  2. Din ve Hayat

Her Zorluktan Sonra Bir Nimet

Her Zorluktan Sonra Bir Nimet
0

Türkiye Diyanet Vakfı Yurtlar ve Sosyal Tesisler İktisadi İşletmesi Müdürlüğündeki görevimin ikinci yılıydı. Takvimler, Temmuz 2016 Cuma gününü gösteriyordu. “İhtilal ve darbe” gibi kelimeler artık konuşulmaz diye düşündüğüm bir anda millete ait uçaklarla masum insanların üzerine bombalar yağdırılması anlaşılır gibi değildi. Milletin parasıyla düşman için hazırlanan silahlar yine millete çevrilmişti. Kandırılan ve beyinleri uyuşturulan asker kıyafetli bu güruh, Haşhaşi Hasan Sabbah’ın fedailerine çok benziyordu.

Televizyondan ihtilal bildirisi okununcaya kadar böyle kalkışmanın olabileceğine inanamamıştım. Bildiri okununca ciddiye aldım ama bir şey yapamamanın aczi içindeydim. Halkın sokağa, meydanlara çıkmasını doğru bulmamıştım ilkin. Silahsız, bombalara karşı sokağa çıkmanın ne anlamı olabilirdi ki…  Mademki ihtilal teşebbüsü asker kaynaklıydı öyleyse polis ne güne duruyordu, elinde silah olan onlardı.

Yanılmış olmak belki de daha önce beni hiç bu kadar mutlu etmemiştir. İyi ki halk sokağa çıkmış, iyi ki polis çatışmaya girmemiş, iyi ki insanların elinde silah yokmuş. Darbe yapmaktan ziyade planlayıcılar sanki bir iç savaş hedeflemişlerdi. Darbelerin acısı beş on sene sonra geçiyor ve ülke bir nebze de olsa belini doğrultabiliyordu. Hâlbuki iç savaş olursa örneklerinde olduğu gibi ortada ne devlet ne de millet kalıyordu. Belki de teşebbüsün akşam erken saate çekilmesinin de bir sebebi buydu. Mahcubiyetimi telafi için sonraki günlerde eylemlere katılmış olsam da ilk gece sokağa çıkanların sevabına ulaşmam artık mümkün değildi. Teşbihte hata olmasın, onlar Bedir Harbi’ne katılan yiğitler gibiydi. Atalarımız “Akıllı düşünürken deli oğlunu evlendirirmiş” demişler. Bu gece de öyle oldu, bizim gibi akıllılar(!) düşünürken sevabın büyüğünü güzel yürekli insanlar toplayıverdiler. Ölümü öldüren, bedenlerini tank paletlerine takoz yapan bahtiyar güzel yürekli insanlara selam olsun. Şu anda bu yazıyı yazabiliyor ve yayımlayabiliyorsam bunda o yiğitlerin katkısı var.

Tarihe not düşülen bu süreç sonrası vebalimizi biraz olsun hafifletme düşüncesiyle biz de gençlerimizi bilinçlendirme faaliyetlerine ağırlık vermeye başladık. Bu düşüncemizi teyit sadedinde; İslam ilmihali, Kur’an-ı Kerim tefsiri ve meali, siyer ve manevi gelişim konularında sorumlu olduğum müdürlük bünyesindeki gençlere programlar ve yarışmalar tertipledik.  Yarışmalar sonunda dereceye giren öğrencilerimizi ilk yıl umre ile ikinci yıl ise Kudüs gezisi ile ödüllendirdik.

Umreye gidenlere küçük bir hatırlatma olarak şunları söylemiştim (belki umreye niyetlenenlere faydası olur düşüncesiyle paylaşıyorum):

  1. Peygamber Efendimiz’den gelen bir rivayete göre “Hacerülesved, Allah’ın yeryüzündeki sağ elidir. Onun vasıtasıyla kullarıyla musafaha eder.”1 Onu öpmek veya selamlamak Rabbimizin mecazen elini öpmek gibidir. Kime hac veya umre nasip olmuşsa şükretmeli, siz de şükredin. Allah sizi kabul edecek ve evinde misafir edecek.
  2. Umre ile ilgili bir kitap okuyacaksınız ama Cengiz Numanoğlu’nun “Beytullah’ta Ben” şiirini de okumayı veya dinlemeyi ihmal etmeyin. Hocaların Hocası Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma’nın “Sen Geldin” isimli şiir kitabını da yanınızda bulundurup o mekânlarda okumanız isabetli olacaktır.
  3. Niyet ettiğiniz andan gidiş sürecinde, ibadeti ifa ederken ve dönüş süreçlerinde bazı zorluklarla karşılaşacaksınız. Sabredin. Peygamberimiz sav ; “Ey Allah’ım hac/umre ibadetimi bana kolaylaştır ve onu benden kabul et” diye dua etmiştir. Bu dua, bu ibadetin zorluklarının olacağının ifadesidir. Şimdiden bu zorluklara hazırlıklı olun.
  4. Kâbe önemli ama insan daha önemlidir. Kimseyi incitmeyin, tartışmayın, başkasının ibadetini nasıl yaptığına karışmayın. Çok ihtiyaç olmadan konuşmayın.
  5. Çarşıya pazara kendinizi kaptırmayın. Şeytan sizi ibadetten alıkoymasın.
  6. İbadetlerinizi çok yapmak yerine ihlasla yapmaya gayret edin.
  7. Kur’an okumak oraya yakışır bir ibadettir. Hacıları seyredin, tefekkür edin. Yaptığınız ibadetlerin manasını düşünün. Neyi, niçin yaptığımızı, ritüellerin arkasındaki gerçek manayı anlamaya çalışın.
  8. Hurma ve zemzemden başka bir şey getirmeyin. Riyadan sakının.
  9. Not tutun, paylaşmak istediğiniz duygularınızı kaydedin. Fotoğraf albümü oluşturun.
  10. Bizim için ümmetin birliği ve tüm insanların hidayeti için dua edin.
  11. Umrede muhtemel yaşayacağınız olumsuzlukların ıslahı için dua edin. Umreden dönünce oranın eksikliklerini değil güzelliklerini anlatın. Yolunuz açık olsun.

Umreye giden öğrencilere bu hatırlatmaları yapıp onları uğurlarken gitmeyi arzu edip de henüz gidemeyenlerle rutin programlarımıza devam ettik. Yönetici arkadaşlarımızla zaman zaman toplantı, istişare, seminerler yaparak eksiklerimizi telafi etmeye gayret ettik. O toplantıların birinde hatırda kalıcı olması için şöyle konuşmuştuk:

Arkadaşlar, lütfen öğrencilerimizi

Az tenkit edelim, çok taltif edelim!

Az konuşalım, çok dinleyelim!

Az uyaralım, çok örnek olalım!

Az emredelim, çok imrendirelim!

Az nasihat edelim, çok fırsat verelim!

Az “ben” diyelim, çok “biz” diyelim!

Az yasaklayalım, çok alternatif sunalım!

Az cezalandıralım, çok ödüllendirelim!

Az acele edelim, çok sabredelim!

Az isteyelim, çok verelim!

Az uzlet edelim, çok hemhâl olalım!

Az somurtalım, çok tebessüm edelim!

Çok fedakâr olalım ve çok hemdert olalım.

Bu arada yurtlarımızda kalan öğrencilerimize yazma alışkanlığı kazandırmak maksadıyla “DEKİ” isimli bir dergi çıkartmaya başladık. Yurtlarımızın tanıtımı maksadıyla afiş ve el ilanlarına büyük masraflar yapılıyordu. Bu baskılı kâğıtlar dağıtılan yerlerde üç beş gün kalıyor veya kalmıyor, doğrudan çöpe gidiyordu. Hâlbuki reklamlara harcanan paranın çok daha azı ile dergi çıkartılarak hem kabiliyetli arkadaşların temayüz etmesine vesile oluyor hem de ciddi manada tanıtıma katkı sağlamış oluyorduk. Sehpaların üstünde bir yıl kalan dergilerimizi gördük. Sonra da yine çöpe gitmiyor, kitaplıklarda yerini alıyor, sonraki nesle nostalji oluyordu. Eski tarihli gazete ve dergilerin arasında dolaşmak, meraklısı için eğlenceli bir nostaljidir.

Yurtlarımızdan mezun ettiğimiz öğrencilerimize her yılın sonunda mezuniyet törenleri yapıyor ve “Mezuniyet Belgesi” veriyorduk. TDV yurtlarında çalışmak isteyen mezunlarımıza işe alımlarda öncelik veriyorduk. İşleyişi bildikleri için yurtlarımızdan mezun olan çalışanlarımızdan daha fazla verim alıyorduk.

Gerek yurt hizmeti veren ve gerekse gençlere yönelik faaliyetler yapan vakıf ve derneklerle belli aralıklarla istişarelerimiz olurdu. Birlikte çok faydalı projelerimiz oldu. Bu projelerden biri dünyanın farklı coğrafyalarındaki yurt hizmetlerini yerinde görmek için yaptığımız yurt dışı ziyaretlerimiz oldu. Bir grup arkadaşımız Balkanlara gitti. Ürdün’e gidenler oldu. Biz de Hindistan ve Pakistan’a gittik. Harika bir ekibimiz vardı. Nasip olursa gezi notlarımı buraya sıkıştırmayıp farklı bir yazıyla paylaşmak isterim.

Yine çok önemli bir istişare toplantısını 2-4 Eylül 2016’da Kızılcahamam’da gerçekleştirdik.  Bu çalışma toplantısını Gençlik Spor Bakanlığı ve İmam Hatip Liseleri Mezunları Derneği (ÖNDER) ile ortaklaşa organize etmiştik. “Gençlik ve Spor Politikaları Çalışma Toplantısı” başlığıyla yapılan toplantıya Türkiye Diyanet Vakfını temsilen katılmıştım. O güne kadar katıldığım geniş katılımlı organizelerin belki de en samimi ve en verimli olanıydı. Türkiye’de gençlik faaliyetleri yapan, gençlik üzerine yazılar yazan ve sözü olan neredeyse hemen herkes oradaydı. Daha sonraki yıllarda kendisinden istifade ettiğim Erol Erdoğan’ı burada tanıdım. Prof. Dr. Ayşen Gürcan’ı medyadan tanırdım ama bu çalışma vesilesiyle bizzat tanıma fırsatım oldu. Hem Erol Erdoğan’ın hem de Ayşe Gürcan’ın eğitim ve gençliğe dair fikirlerini çok anlamlı ve kıymetli buldum.  Yıllar sonra düşüncelerimizin benzeştiği iki kişiyle tanış olmak bayramım oldu.

Bu toplantıdan geriye kalan önemli görüş ve önerileri hatırlatarak yazımı bitirmek isterim:

  1. Gündem takipçisi olmaktan ziyade gündem oluşturmalıyız.
  2. Sürekli yanlışları tartışmak yerine doğru alternatifler sunmalıyız.
  3. Gençlerin boş vakitlerini, onların da görüş ve katkılarıyla hayırlı meşguliyetlerle doldurmalıyız.
  4. Sinema, tiyatro gibi görselliklere ağırlık vermeliyiz. Güzel sanatlara daha fazla önem vermeli ve katkı sağlamalıyız.
  5. Gençlerin ilgilerine uygun dijital oyunlar üretmeliyiz. Yöresel oyunları güncelleyerek gündeme taşımalıyız.
  6. Kitabı değil, öğretmeni önceleyen bir eğitim sistemine geçiş yapılmalı.
  7. Ahilik benzeri yaygın eğitime ağırlık verilmeli, örgün eğitim iş bulma kapısı olarak görülmemeli.
  8. Gençlere bilgi yüklemek yerine davranış kazandırmaya gayret edilmeli.
  9. Nitelikli öğretmen yetiştiren kurumlarımız olmalı ve kıymetli olmalı.
  10. KYK sadece barınma ve beslenmeye yoğunlaşmak yerine üniversitelerle koordineli olarak kültürel faaliyetlere ağırlık vermeli. Bu etkinliklere katılanlara örgün okullarda kredi verilmeli.
  11. Okullarda zorunlu ders sayısı azaltılmalı, seçmeli ders sayısı artırılmalı.

Bazen boşlukları doldurmak için verilen aralarda bir şeyler karalamayı severim. Bu toplantının boşluklarında da aşağıya aldığım şiiri yazmıştım.

           Sümbüller, güller soldu

            Heybeler vebal doldu

            Hevesler hitam buldu

            Tövbeye gelmez misin?

 

            Gelenler durmaz gider,

            Nicesi ah vah eder

            Sermaye erir biter

            Tedbirin almaz mısın?

 

            Kabirler doldu taştı

            Kıyamet çok yaklaştı

            Ağıtlar arşı aştı

            Tefekkür etmez misin?

 

            Muhabbet çoktan bitti

            Madde ruhu eritti

            Beden kalbi incitti

            Bismillah demez misin?”

 

Bu toplantı bizim açımızdan çok hayırlı bir şeye daha vesile oldu. Halı sahada yaptığımız futbol karşılaşmasından sonra terler içinde odama geldiğimde arkadaşım Akif Ertekin’den hayatımın en güzel müjdelerinden birini aldım. Eşimle bana yedekten hac çıkmıştı. Toplantının son gününe kalamadan pazar sabahı ayrıldım hazırlık için. Salı sabahı Hicaz yolundaydık.

Milletçe atlattığımız 15 Temmuz zorluğundan sonra Rabbim hac nimetiyle gönlümüze huzur verdi. İnşirah suresinde beyan edildiği gibi: “Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Evet, o zorlukla beraber bir kolaylık vardır.”2

Dipnot

  1. TDV İslam Ansiklopedisi, “Hacerülesved”
  2. İnşirah Suresi, 5 ve 6. ayetler

1963 Kahramanmaraş-Göksun doğumlu. 1984 yılında Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1985-2014 yılları arasında öğretmenlik-okutmanlık, okul yöneticiliği, il millî eğitim müdürlüğü ve daire başkanlığı görevlerini ifa etti. Emekli olduğu 2014 yılından itibaren sivil toplum kuruluşlarında görev yapmaktadır. Evli ve biri kız, ikisi erkek olmak üzere üç çocuk babasıdır. bazı çalışmaları: ✓ Asr-ı Saadette Tıp. (Mezuniyet Tezi) ✓ Hafız Ali Efendi ve Mücadelesi. (Müşterek) ✓ Biz Böyle Gördük. (Müşterek) Basılı.​​ * Dua Zamanı Mektuplar. ✓ Kahramanmaraş İmam-Hatip Lisesi’nde yayımlanan “Dost” ve “Gonca” isimli dergilerin yayın kurulunda yer aldı ve yazılar yazdı. ✓ “Heybe”, “Bohça”, “Mezun Duygular”, “Fuyuzat”,"Kulluğun Tadı"  “Sohbetler”, “Seyahatname”, “Rehberlik”, “Anketler” gibi isimlerden oluşan çalışmaları yayımlanmayı beklemektedir.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir