Bizimle İletişime Geçin

Edebiyat

İki Savaş Arasında Paris

1940 yazında Bohem Paris, nefretini artık dünyaya saçan Nazi süngüsüne teslim oluyor. Fransa Hükümeti, Paris ’in Truva’yı bıraktığı gibi, Yahudilerin Mabedi bıraktıkları gibi bırakıyorlar Paris’i. ‘Bir daha dönmek üzere’. Nazım Hikmet, Çankırı’da mahpusundan Piraye’ye mektuplar yazıyor. Soğuk Savaş döneminde Paris, düşman tarafından yanıp yıkılmayacaktır. Ancak içten içe kaynamaya başlar. Afrika kökenli Amerikalılar gibi, Mağrip’li gençler de ‘tutunmak’ için efendilerinin başkentlerindedir artık ve bir daha terk etmeyeceklerdir bu şehri.

EKLENDİ

:

Paris, 1920.

Yüz yıl önce.

Eyfel Kulesi, dünyanın en yüksek yapısı.

Yazarların, şairlerin, sanatçıların buluşma noktası.

İki savaş arasında. Cihan harbi bitmiş, yenisi daha kar topluyor. İspanyol gribinden yakayı kurtaran dünya toparlanmaya çalışıyor.

Avusturya vatandaşı Hitler, Nazi Partisi Başkanlığına yürüyor. Cihan Harbi sonrası Paris’te imzalanan Versay Barışı’nı Eyfel Kulesinin tepesinden alıp diplere vuruyor. Bu söylem, Alman halkında büyük bir karşılık buluyor.

Paris, Afrika kökenli Amerikalıları da kendine çekiyor. Jazz, Montmartre tepesinde yeni bir soluk buluyor.

Ernest Hemingway, Proust, James Joyce ve XX. Yüzyılın edebiyatına şekil veren hemen hemen tüm figürler Shakespeare eseri gibi, Paris dekorunda arz-ı endam ediyor.

İki savaş arasında Paris.

Ve Necip Fazıl.

Paris’te öğrenci.

O da iki savaş arasında. İkincisi nefsiyle.

Kendi söylediğine göre, Paris’in gündüzünü görmeden aylar geçiriyor. Kumarda ve sefahatte paralar suyunu çekince Konsolos’un yakasına yapışıp, senet karşılığı 1000 frank kapıyor doğru kumara.

1940 yazında Bohem Paris, nefretini artık dünyaya saçan Nazi süngüsüne teslim oluyor. Fransa Hükümeti, Paris’in Truva’yı bıraktığı gibi, Yahudilerin Mabedi bıraktıkları gibi bırakıyorlar Paris’i. ‘Bir daha dönmek üzere’. Nazım Hikmet, Çankırı’da mahpusundan Piraye’ye mektuplar yazıyor.

Paris, 1960

İki savaş arasında. Bu kez, biri Sıcak diğeri Soğuk.

‘Bir Daha Dönmek üzere’ bırakılan Paris, çoktan kurtarılmış.

Ve Nazım Hikmet. ‘Gülüm’ dediği Paris’te. Birkaç kez ziyaret etti ama asla yerleşemedi.

Paris yanıp yıkılmadan”, diyor Nazım.

Nazım iki savaş arasında. İkincisi vatan hasretiyle.

Soğuk Savaş döneminde Paris, düşman tarafından yanıp yıkılmayacaktır. Ancak içten içe kaynamaya başlar. Afrika kökenli Amerikalılar gibi, Mağrip’li gençler de ‘tutunmak’ için efendilerinin başkentlerindedir artık ve bir daha terk etmeyeceklerdir bu şehri.

1996 yılına gidiyoruz ve Hakan Albayrak’a kulak veriyoruz: ‘Bir gün var ya bu mağripli çocuklar bir gün yakacaklar Paris’i’.

Devrim ve karşı devrimlerin başkenti Paris, iki yangın arasında yanacağı günü bekliyor.

2005’te Mağripli gençler bir gün Paris’i yakıyor. 2018’de ‘Sarı yelekliler’ Paris’i yakıp yıkıyor. En son, Notre Dame Katedrali 2019’da yanıyor.

Paris, iki savaş arasında.

Eyfel Kulesi belki artık dünyanın en yüksek yapısı değil ama Paris gibi insan da iki savaş arasında. İkincisi kendisiyle.

Çok Okunanlar