1. Anasayfa
  2. Düşünce

İkizler

İkizler
0

Bazı hakikatler tek başına değil, daima bir eşiyle anlam kazanır. Şehirler şehirlerle, insanlar insanlarla, metinler metinlerle konuşur. Medeniyet dediğimiz büyük yürüyüş de çoğu zaman böylesi “ikizler” üzerinden okunur. Birbirini tamamlayan bu ikilikler, hafızamızı besleyen işaret taşları gibidir.

İki Güzergâh

Üç B Güzergâhı: Buhara – Bursa – Bosna

Şehirler birer meşherdir; medeniyetin sergilendiği büyük salonlardır. Bu yüzden yalnızca sokakları ve mimarileriyle değil, onları inşa eden fikir ve eserlerle birlikte korunmalı, okunmalı ve hazmedilmelidir.

Buhara coğrafyasını Ahmed Yesevî’nin Divan-ı Hikmet’i, Bursa ovasını Süleyman Çelebi’nin Vesîletü’n-Necât’ı, Bosna havalisini ise Cem Sultan’ın emriyle kaleme alınan Saltuknâme aydınlatmıştır.

Üç K Güzergâhı: Kaşgar – Kahire – Kurtuba

Asya, Afrika ve Avrupa’nın üç büyük medeniyet durağı…

Kaşgar vahalarına Dîvânu Lugāti’t-Türk, Kahire semalarına Hikem-i Atâiyye, Kurtuba ufuklarına ise el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye ışık saçmıştır. Coğrafyalar kadar onları anlamlandıran eserler de medeniyetin gerçek haritasını oluşturur.

İki Hutbe

Hutbe, İslâm geleneğinde yalnızca dinî bir konuşma değil, aynı zamanda bağımsızlığın sembolüdür. Bu sebeple hutbeler dikkatle dinlenmeli, mânâları üzerinde düşünülmelidir. Hutbe okunurken telefonuyla meşgul olan yetişkinleri görmek ise insanı hüzünlendiriyor.

Osman Gazi adına ilk hutbeyi Karacahisar’da okuyan Dursun Fakih, Karamanlıdır. Şeyh Edebâli’nin yanında hem medrese ilimlerini hem de tasavvuf terbiyesini tamamlamıştır. Mürşidinin vefatından sonra onun yerine geçmiş, geriye de Gazavatnâme adlı 640 beyitlik kıymetli eserini bırakmıştır.

Bursa Ulu Cami’nin 1399 yılında okunan ilk hutbesi ise Somuncu Baba tarafından irad edilmiştir. Şöhreti afet bilen Hamîdüddin Aksarayî, kısa süre sonra Bursa’dan ayrılarak Aksaray’a çekilmiş; ardından bu toprakların en büyük gönül sultanlarından Hacı Bayram-ı Velî’nin yetişmesine vesile olmuştur.

İki Na’t

Na’tlar, Peygamber sevgisinin en zarif ifadeleridir. Onlar sadece şiir değil, gönlün imanla yoğrulmuş aşk beyannâmeleridir.

Sultan II. Mahmud denildiğinde akla gelen güzel hatıralardan biri, Mescid-i Nebevî’ye gönderdiği altın şamdanın yanına iliştirdiği na’ttır:

Şamdan ihdâya eyledim cüret yâ Resûlellâh
Muradımdır ulyâya hizmet yâ Resûlellâh

Bir başka güzel örnek ise kızı Adile Sultan’dır. Osmanlı hanedanına mensup kadın şairler arasında divan sahibi tek isim olan Adile Sultan’ın na’tı da aynı muhabbetin farklı bir yankısıdır:

Yüzün mir’ât-ı zât-ı kibriyâdır yâ Resûlellâh
Vücûdun mazhar-ı nûr-i Hudâdır yâ Resûlellâh

Kabul eyle anı aşkından âzâd eyleme bir an
Kapında Âdile kemter gedâdır yâ Resûlellâh

Baba ile kızın aynı sevdayı mısralara dökmesi, nesilden nesile aktarılan muhabbetin en zarif örneklerinden biridir. Medeniyet de zaten böyle yaşar; şehirlerle, hutbelerle, eserlerle ve gönüllerde yankılanan na’tlarla…

1951, Güneyce / Rize doğumlu. Güneyce İlkokulu (1960), İstanbul İmam Hatip Okulu (1970), Kayseri Yüksek İslâm Enstitüsü (1974) mezunu. Şebinkarahisar ve İspir liselerinde öğretmenlik yaptı. 1977 yılında Bursa Yüksek İslâm Enstitüsünde tasavvuf tarihi asistanı oldu. Doktorasını 1983’te “İbn Teymiye’ye Göre İbn Arabî” konulu teziyle tamamladı. 1989’da doçent, 1994’te profesör oldu. Çalışmalarını Uludağ Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Tasavvuf Tarihi Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak sürdürdü. Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir. Deneme türündeki ilk yazısı “Onlar ve Biz”, Mayıs 1971 tarihli Hareket dergisinde yer aldı. Ürünlerini daha sonra Hareket (1970-80), Nesil (1978), Yönelişler (1983), Mavera (1984), Uludağ Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, Türk Edebiyatı, Yedi İklim, İktisat Fakültesi Dergisi dergileri ile Zaman ve Yeni Şafak gazetelerinde yayımladı. Araştırma ve incelemeleriyle Türkiye Millî Kültür Vakfı Jüri Özel Ödülünü aldı. İslâm dergisinin 1986’da açtığı araştırma yarışmasında “Zeynilerde Bir Sufî: Abdullatifi Kudsî” başlıklı çalışmasıyla mansiyon kazandı. 2002 yılında Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri adlı eseriyle Türkiye Yazarlar Birliği Araştırma Ödülünü aldı. ESERLERİ: Din Hayat Sanat Açısından Tekkeler ve Zaviyeler (1977), Tasavvufî Hayat (Necmeddin Kübra’dan, 1980), İslâm’da Tenkid ve Tartışma Usûlü (Mîzanü’l-Hak, Katip Çelebi’den, S. Uludağ ile, 1981), Tasavvuf ve Tarikatler Tarihi (1985), Tasavvufî Hikmetler (İbn Ataullah İskenderî’den, 1989), Bursa’da Tarikatlar ve Tekkeler (2 cilt, 1991 ve 1993), Vahdet-i Vücud ve Muhyiddin İbn Arabî (İsmail Fenni’den, 1991),İbn Arabî’de Varlık Düşüncesi (Ferit Kam’dan, 1992), Niyazî-i Mısrî (1994), Tasavvuf ve Tarikatler (1994), Eşrefoğlu Rumî (1995), Bursa Dergâhları (Yadigâr-ı Şemsî, Mehmed Şemseddin’den, Kadir Atlansoy ile, 1997), Evliya Menkıbeleri - Nefahatü'l Üns - Abdurrahman Cami (Lamiî Çelebî’den, Süleyman Uludağ ile, 1998), Gönül Mektupları (2000), Akşemseddin (H. Algül ile, 2000), Metinlerle Günümüz Tasavvuf Hareketleri (2001), Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi (2003), Metinlerle Osmanlılarda Tasavvuf ve Tarikatlar (2004), Mahabbet Mektupları (2004), Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları (2005), Dervişin Hayatı Sufînin Kelâmı (2005), Bursa’nın Gönül Sultanları (2006), Dildâr-ı Şemsî-Niyazî-i Mısrî’nin İzinde Bir Ömür Seyahat (Mehmed Şemseddin Mısrî’den, Y. Kabakçı ile, 2010), Bursa’da Kırklar Meclisi (2011), Buhara Borsa Bosna (2012), Türkistan'ın Işığı Necmeddin-i Kübra, Türküstan Diýarynyň Şuglasy Nejmeddin Kubra (Türkmence), 28 Şubat Öncesi ve Sonrası Türkiye’de Dinî Hayat (2012), Miraciyye ve Bursalı Safiye Hanım’ın Vakfiyesi (2014), Yazarlık Hayatının 50. Yılı Ajandası, Emir Sultan, Konuk Öğrencilerle Gönül Gönüle, Annem Babam ve Oğlum, Derviş Yunus Emre, Bursa’nın Gönül Doktorları,

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir