1. Anasayfa
  2. Din ve Hayat

Kognitif Siyer: Analitik Savaşlar ve Nefsani Mücadeleler Fenomenolojisi

Kognitif Siyer: Analitik Savaşlar ve Nefsani Mücadeleler Fenomenolojisi
0

BEDİR…

Müslümanca taşkınlık yapmadan galip ve muzaffer olmayı… Gerilim olarak Müslümanlığın gerçek durumu. Biz hiç çok olamadık bilişselliği ve az olmamıza rağmen ihlas ve tevekkül gururu ve gururu yendi. İlahi rıza ile yapılan işlerde her zaman ilahi inayet vardır. Her galibiyetimiz Bedir, her askerimiz “Bedir’in arslanı” karşı taraf ihanet içindeki Babil. Her galibiyetimiz Bedir.

UHUD…  

Dövünmeden, üst baş yırtmadan mağlup olmayı bilip insanca, irfanca yas tutma. En sevdiğin maddiyatı kaybetsen de gözün gibi koruduğun maneviyatınla sevinç içinde olma. Yüz yüze tercihte karşılaşacağın meydan okuyucu maddiyatı dillendirip açıkça tercih edersen başına gelecekler de aynından olacaktır.  Peşinden kovaladığın ganimetler döner dolaşır gelir seni can evinden arkadan vurur. “Nebevi imanı”nı tüm düşmanlarına karşı etrafında etten duvar örerek muhafız gibi koru, ondan sadece maddiyatı ısıracağın dişin (Danda-ı Şerif) zaiyat izi olarak kırılabilsin. Baş düşman (Halid B. Velid) senden ve senin için fetihler yapabilmeli. Güven duyduğun en yüce dağ bile olsa maddiyatlara yaslansan da onların etrafından dolanacaklar mutlaka olacaktır. Sen oklarından taşlarından asla vazgeçme. En yakın ile düşman olsan da Allah düşmanına karşı bariz ol, asla güvenme.  Kan ve intikamı Allah için, Rabbin için yap. Kimsenin ciğerini dünya için hırsla dişleme. Güvendiğin putlar yerlere mutlaka serilir. Her mağlubiyetimiz Uhud.

HENDEK… 

“Soğuk savaş”… Hatta yapılması gerekenleri yapmamak, yapılmaması gerekenleri yapmak. En büyük müjdeler (Konstantinople’in fethi, Kisra’ların gibi) en daraltıcı ve kuşatıcı anlarda sana bahşedilir. Sen derinliklere irfanınla dal yeter. Sabır ve metanetle istianeye devam et, bilmediğin bir yöntem (Hendek) sana yabancı olsa da senden (Selman) olur. Kazmanın sivri ucundaki kıvılcımlar sana müjdeler olur. Hain ve düşmanın baban (Mekke) kadar yakın, kuşatıldığın yer seni bağrına basan ana yurdun (Yesrib) olacaktır. Karnına taş bağlamaya devam et; muzafferiyeti daima bulutlar arasındaki dokunuşta değil, içinde kopan çadır söken iç kasırgalarında sağanak sağanak yağan yağmurda bulursun.

MEKKE…

Seni kovanları, öz yurdundan edenleri sensizlik senden mahrum içinde kalıverenleri, bir müddetliğine uzaklaştığın en sevdiğin sana geri verilsin diye; nurdan yoksun olup zulmet içinde bıraktıklarını aydınlatma, yeniden kazanma seferi. Her fetih yeni bir kapı, her şehir Mekke. Sen gönlüne sefer edersen habis olanlar (Ebu Süfyan) bir gün karşına dikilenler “pirüpak İslam” olacaklar. Zaten sana ait olanları (Mekke emirliği) layık olduklarını, yine türlü süslerle göz boyamalarla senden aldıklarını tam bir teslimiyetle ve barış içinde en kutsalına sığınma şartıyla kimseden intikam almadan geri alma, yeni fetihlere kapı aralama… Asıl fetih şirk dolu gönül Kâbe’ndeki putları tek tek asanın ucuyla yere serilişi olmalı. En sevdiğin, içselleştirdiğin “Allah’ın aslanı” diye isimlendirdiğin meydan okuyucu imanına (Hamza) sinsice kollayarak vahşet ile ihanet edenleri, ciğerini bile dişleyebileceklerini unutma, yanında barındırma.

HUNEYN…

İmanı içselleştirmeyip İslamlarını zahire çekenlerin sayısal çokluğu karşısında küfrün tek millet olduğu bilişselliği ve seni aslında köklerin kurtarabilir, gurur ve kibrin değil farkındalığı. Mağlubiyetlerin hikmeti, galibiyetlerin irfanı çağrıştırsın. Tam tersinin peşinden gitme. Sana ait yolunda gidenlerden çok, dışarıdan gelen aksilikler, acılar, felaketleri fırsata çevirmeyi bilerek seni büyüten yücelten güçlendiren süreçler, anla.

YAHUDİLERLE KARŞILAŞMALAR…

Beni Kurayza, Beni Nadir ve Beni Kaynuka galibiyetleri… Tarih boyunca savaş meydanına çıkmayan Hz. Süleyman’dan beri hiçbir kavme savaş ilan etmeyenleri, kapandıkları, çekildikleri en yüksek kalelerinden çıkaracak yöntemler bulmalısın. Toprak tapınak ve krallık namına hiçbir şeyi olmayanların elinde oyuncak olma, evlerinden çıkart, ucuz kahramanlıklarını idam et, maddiyatları senin, binlerce yıldır biriktirdikleri maneviyatlarını sürgüne yolla, uzaklaş onlardan. Unutma, küreselleşen Siyonistleşir mantığın beynine kazınsın, kitabını insan yayınları basmaya devam etsin, Oxford basınca yanı başında bitecek Siyonist olacaktır. Asimetrik Yahudi karşısında daima uyanık ol, bu dünyada gafil olmamayı maddi açıdan da arif olmayı sana öğreten Siyonist’in eseri ve esiri olma, hile oyun ve tuzaklarına karşı daha bir gece, bir erken vakitte hareket içinde ama her dem uyanık ol, zekâ dolu ömrün rikkatli harp sanatlarını icra süreçlerine dönüşsün.

SON SÖZ…

Bu bilişselliği, irfan dolu incelikleri anlayamazsan Sıffin, Cemel kaçınılmaz olur. Kerbela’da seni can evinden (Ehli Beyt) bizzat senden gözükenler onu hakiki kaynağından uzaklaştırıp susuz ve biçare bırakır, vurur, tecavüz edip paramparça ederler. İmam arayanlara inat başın asıl gövdeye gömülü (Baki mezarlığında) gövdeden uzaklaşanlar işlevsiz başla yırtınıp dururlar (Kerbela).

 

 

Mustafa Alıcı, 1969 yılında Erzincan'da doğdu. 1988 yılında Erzincan İmam Hatip Lisesi’nden mezun oldu. Aynı yıl girdiği Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğrenciliği sırasında hafız oldu. 1993 yılında İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1996 yılında Marmara üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Dinler Tarihi anabilim dalında doktoraya başladı. Ocak 1996- Aralık 1996 tarihleri arasında bir yıl süreyle İtalya, Perugia'da Yabancılar İçin İtalyanca Üniversitesi'nde ileri düzey İtalyanca dil eğitimi aldı. 1996- 1998 yılları arasında İtalya, Roma’da doktora teziyle ilgili araştırmalarda bulundu. 1998 yılında 3 ay İngiltere'de, Bristol, Birmigham ve Londra'da doktora teziyle ilgili araştırmalar yaptı. 1995- 2010 yılları arasında Rize Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde Dinler Tarihi öğretim üyesi olarak görev yaptı. 2011-2012 yılları arasında Erzincan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan yardımcısı olarak hizmet etti.2012 yılının yazında üç ay süreyle YÖK bursu ile İtalya’da akademik çalışmalarını sürdürdü. 2013 yılında Profesör olan ve2014 yılında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı olarak atanan Alıcı, 25 Kasım 2017 tarihinde aynı fakültenin dekanlığına asaleten atanan Alıcı, 24 Nisan 2019 tarihine kadar bu görevi sürdürdü. Alıcı, Evli ve üç çocuk babası olup Arapça, İngilizce, İtalyanca ve Latince bilmektedir. Alıcı halen dinlerarası ve kültürlerarası ilişkiler, İslam irfanı, monoteizm, postmodern din bilimleri konularında çalışmalarını sürdürmektedir. Bazı çalışmaları şunlardır; 1. Dinler Tarihinin Batılı Öncüleri”(2008, 2011) 2. Evrimci Politeizm Devrimci Monoteizm (2014) 3. Din Bilimlerinde Klasik ve Çağdaş Metodolojik Yaklaşımlar (2017) 4. Postmodern Din Biliminin Batılı Öncüleri (Yayımlanmak Üzere)

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir