1. Anasayfa
  2. Edebiyat

Konya: Mevlâna, Şiir ve TYB

Konya: Mevlâna, Şiir ve TYB
0

“Bazı şehirler vardır; tarih onları yalnızca taşlarına, meydanlarına ve eserlerine değil kelimelerine de emanet eder. Konya işte böyle bir şehirdir. Bu topraklarda söz yalnızca söylenmemiş; asırlar boyunca gönülden gönüle taşınmış, mısralara dönüşmüş, kitaplarda yaşamış nesilden nesile aktarılmıştır. Selçuklunun ilim ve irfan ikliminden Mevlana’nın çağları aşan sesine, Yunus Emre’den Şeyh Galib’e, nice gönül ve söz ehline uzanan bu büyük miras, Konya’yı aynı zamanda Anadolu’nun şiir hafızasının en güçlü merkezlerinden biri hâline getirmiştir.”

Konya için bu sözleri dile getirmişti Karatay Belediyemizin çalışkan ve başarılı şehremini Hasan Kılca.

Kadim şehir Konya, 26 Eylül Cumartesi akşamı Sayın Başkan’ın tespitini bir kez daha haklı çıkaran çok özel bir şölene ev sahipliği yaptı: 15. Uluslararası Mevlâna Şiir Şöleni. Hz. Mevlana’nın huzurunda gerçekleşen programda şiir, sanat, tarih ve medeniyet bir araya geldi. Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Kurucu Başkanı D. Mehmet Doğan’ın aziz hatırasına ithaf edilen gecede yurt içinden ve gönül coğrafyamızdan yirmi civarında şair birer şiirini seslendirdi. 

Edebiyat dünyasının yakından tanıdığı Hicabi Kırlangıç, Bahtiyar Aslan, İbrahim Demirci, Atilla Yaramış, Kâmil Uğurlu, Mustafa Özçelik, Osman Özbahçe, Mehmet Ali Köseoğlu gibi şairler dolunay eşliğinde şiirlerini okudu.

Kubbe-i Hadra’nın hemen yanı başındaki Gül Bahçesi’nde icra edilen şiir ziyafetine Şemsettin Küzeci Kerkük’ten, Yunus Abu Jarad Gazze’den, Altınbek İsmailov Kırgızistan’ın Oş şehrinden, Barış Cavid Bakü’den, Gülnaz Cihan Kazan’dan gelip iştirak etti. Selçuklu Başkenti Konya, dolunayın aydınlattığı bu uhrevi gecede bir kez daha Doğu ile Batı’yı, şiir ile şuuru, duygu ile düşünceyi birleştiren bir coğrafya oldu.

Seslendirilen şiirlerin hepsi güzeldi. Şölen için mi yazılmıştı, bilemiyorum ama hepsinde ayrı bir tazelik ve canlılık vardı. Ter ü taze olduğu kadar sanki yıllar önce kaleme alınmış ve senelerdir zihinlerde yer etmiş gibi geldi bize. Okuyan da dinleyen de mest oldu.

Ehlince malumdur. Böyle “milletlerarası” niteliği haiz programları icra etmek zordur. Emek, gayret, fedakârlık ister. Bütçesi, planlaması, icrası başlı başına bir iştir. Ancak işin başında TYB Konya Şubesi Başkanı Ahmet Köseoğlu ve ekibi varsa bu tür programlar için imkânsız diye bir şey yoktur. Hepimiz Ahmet Ağabey’in yönetiminde başından sonuna kadar kusursuz, her bir detayın etraflıca düşünüldüğü bir faaliyete daha şahit olduk. Kendisine, yol arkadaşlarına teşekkür ederiz. 

Bu anlamlı programın hamisi Karatay Belediye Başkanımız Hasan Kılca’ya, önceki dönem Konya Milletvekili ve Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sorgun Ağabeyimize, TYB Şeref Başkanı ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Musa Kazım Arıcan hocamıza, TYB Genel Başkanımız Muhammet Enes Kala arkadaşımıza, sunucumuz Ruşen Eşref Bayraktar kardeşimize, şölen kitabını yayıma hazırlayan Atilla Yaramış dostumuza ne kadar teşekkür etsek azdır. 

Pek çok güzelliği bir araya getiren şölenin dikkat çekici bir tarafı da o gün programa davet edilen sanatkârların kısa biyografisi ile ikişer şiirinin yer aldığı şölen kitabı oldu. Dinleyiciler girişte kendilerine hediye edilen şölen kitabından şairlerin okuduğu eserleri takip etme imkânı buldu. İtiraf edeyim, sıra İbrahim Demirci’ye geldiğinde “İnsanca” başlıklı şirini okumasını bekledim:

Ne Zeus ne Prometeus

İlle Yunus ille Yunus 

Ne var ki kendisi son on üç mısrası “S” ile başlayan “Se Diyecektim” başlıklı eserini seslendirdi. Bu şiir de çok güzel, anlamlı ve etkileyici metin idi. Ama benim gönlüm, Yunus’un görklü adının geçtiği ve üstünlüğünün dile getirildiği yukarıdaki iki dizelik şiirde kaldı.

Konya’nın Mevlâna, şiir ve şiire her daim kucak açan TYB ile yekvücut olduğu, Huzur-ı Pir’de şiirle dolu geçen bir dolunay gecesini kısaca anlatmayı gaye edindiğimiz bu yazının son cümleleri, o müstesna gecede okunan bir şiirden olsun.

İbrahim Demirci Ağabeyimizin tercüme ettiği şiirde Gazzeli şair Yunus Abu Jarad, edebiyat vasıtasıyla tarihe şu notu düşüyor:

Ölümün çocukları var büyüyecekler
Hatırlayacak onlar
Ölümle kol kola boğuştular
Parçaladılar pençelerini ölümün
Yonttular tırnaklarını
Ateş ile taş ile
…
Onları korkutan bir insan tortusu bu
Gurur içinde sarhoştu belki Firavun
Fakat gün geldi, nehre atmış olduğu
Musa ile yüz yüze geldi
Ölümün çocukları var büyüyecekler
Anlayacaklar ki ertelenmiştir düğünleri
Yazsınlar diye kaderin o yaprağını.

1978 yılında Karaman’da doğdu. 2000 yılında Pamukkale Üniversitesinden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorasını aynı üniversitede tamamladı. 2010 yılında Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesinde çalışmaya başladı. 2015 yılında doçent, 2020 yılında profesör oldu. Hâlen Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Karaman İli Ağızları, Yunus Emre Divanı (Karaman Nüshası), Üss-i İnkılap, Yunus Emre Divanı’ndan Seçmeler, XX. Yüzyıl Başlarında Çağatay Türkçesiyle Yazılmış Bir Tıp Metni Tabibçılık adında telif, tercüme ve seçki niteliğinde eserleri; Türkçe, Osmanlı Türkçesi, Yunus Emre, yer adları, dil ilişkileri, şehir ve dil konularında yayımlanmış makaleleri vardır.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir