Bizimle İletişime Geçin

Din ve Hayat

Modern Çağda Sünnet ve Hadisi Anlamak

“Bizim sünneti koruyan zevât-ı kirâmımızın (!) ekserisi, çeşitli tembellik ve fütur ile kılınan öğle namazının dört rekât sünnetini, acele bir işi sebebiyle terk eden adamı, “Sünneti terk ettin!” diye uyarmak suretiyle başına kıyameti kopartırlar. Cânım efendim, arz edilen şekillerdeki gibi kılınan dört rekat namaz mıdır sünnet? Yahut bıyıklarını ziyadece keserek dudaklarının kırmızılığını meydana çıkarmak? Ya da sakalını bir tutam uzatarak sünnete uyduğunu halka göstermek midir sünnet? Veya belinde ya da cebinde veya elbisesinin cebindeki misvakıyla takva fürûşluk yapmak mıdır sünnet?

EKLENDİ

:

Yaşadığımız gezegende Ortaçağ’ın sonlarında ortaya çıkan büyük dönüşümün adı olan modernitenin tezahürlerini yaşamaktayız. Bu da dinsel açıdan, “dünyevîleşme” diye nitelenen bir süreci ortaya çıkarmıştır. Bu süreç dini ortadan kaldırma ve etkisini azaltmayı, biraz amiyane bir deyişle, onu kılıksız ve kalıpsız bir hale getirmeye hedeflemekle birlikte, meydan okuma ve baş döndürücü hızıyla insanlığa yeni eserlerini sunmaktadır. Genelde din özelde dini mahiyetini oluşturan her şey bundan etkilenmektir. Meseleye dinimiz İslam dini açısından baktığımızda dini değer ve kaynaklarımız bu etkiden uzak değildir. Son dönemlerde İslam dünyasındaki ortaya çıkan genelde dini özelde sünnet ve hadis tartışmalarında bunun izlerini görmek mümkündür. Hadis ve sünnet açısından modernitenin etkilediği tartışmalardan belki de önemlisi hadislerin anlaşılmasıyla ilgili olanlardır. Bununla birlikte hadisle ilgili tartışmaların ana ekseninin iki noktada odaklaştığını söylemek mümkündür. Biri hadis/sünnetin subütu (Hz. Peygamber’e (s.a) aidiyeti), ikincisi hadis/sünnetin anlaşılması yorumlanmasıdır (delâleti). Bu itibarla hadislerin anlaşılması ve yorumlanmasının hem eski hem de güncel tarafı bulunmaktadır. Nitekim bundan yaklaşık 150 yıl önce yaşamış olan Mehmed Arif Bey’in (1845-1897) şu satırları Müslümanların o zamanda hadis/sünneti nasıl anladıklarıyla ilgili bir fikir vermektedir:

“Bizim sünneti koruyan zevât-ı kirâmımızın (!) ekserisi, çeşitli tembellik ve fütur ile kılınan öğle namazının dört rekât sünnetini, acele bir işi sebebiyle terk eden adamı, “Sünneti terk ettin!” diye uyarmak suretiyle başına kıyameti kopartırlar. Cânım efendim, arz edilen şekillerdeki gibi kılınan dört rekat namaz mıdır sünnet? Yahut bıyıklarını ziyadece keserek dudaklarının kırmızılığını meydana çıkarmak? Ya da sakalını bir tutam uzatarak sünnete uyduğunu halka göstermek midir sünnet? Veya belinde ya da cebinde veya elbisesinin cebindeki misvakıyla takva fürûşluk yapmak mıdır sünnet? Ah Sünnet! Ah Sünnet! Lütfedilsin kütüb-i sünen ve ehâdîs karıştırılsın. (O zaman) bütün cemaat-i müslimîni hey’et-i mecmuasıyla (Müslüman toplumun tamamını) selâmet-i dareyne ulaştırıp, iki cihanda hedefe ulaştıracak ve onu olgunluk mertebesine yükseltecek sünen-i seniyyenin haddi hesabının çok olduğu görülür.”

“Acaba bunlar niçin iltizam olunmuyor ve o kadar sünneti ve belki farzları terk eden ne sebeple uyarılmıyor? Meselâ halka kerem ve rahm göstermek (merhametli ve yumuşak olmak) sünnet; kimsenin elindeki şeye göz dikmemek sünnet; kelâm-ı hakkı (doğru sözü) her yerde söylemek sünnet; yağcılık yapmamak sünnet; Müslümanları birbirine sevdirip bir din kardeşliğinin fiilen gerçekleşmesine çalışmak sünnet; hatır gönül kırmamak sünnet; hak işte ve söz de kınayanın kınamasından korkmamak sünnet; mütebessim (güler yüzlü) ve tatlı dilli olmak sünnet; her işi iyi yapmak sünnet; bir cemiyete girdiğinde özel bir yer aramayıp rast geldiği ve açık gördüğü yere oturmak, kimsenin ayağa kalkmamasını beklememek sünnet; ihvânını ziyaret, hasta iseler ziyaret etmek sünnet, sünnet, sünnet!!!”

Benzer anlama problemlerini farklı boyutlarıyla günümüzde de görmek mümkündür. Bu yüzden konuyla ilgili asırlardır biriken problemlerimizin çözümü ve bu bağlamda hadis/sünnetin doğru anlaşılması biz Müslümanların en fazla ihtiyaç duyduğu husustur. Bu sebeple doğru bir usûlle hadis/sünnetin anlaşılması, bizim ihtiyaç duyduğumuz ve edinilmesi gereken dinî anlayış ve sağlıklı bir bakış açısının oluşmasına yardımcı olacaktır. Bütün olumsuzluklara rağmen son zamanlarda bu konuda önemli ve ümit verici çalışmalar ortaya çıkmaktadır. Bunlardan biri Diyanet İşleri eski Başlarından Prof. Dr. Mehmet Görmez’in hazırladığı Sünnet ve Hadisi Anlama Kılavuzu adlı çalışmasıdır. Çalışma bu alanda önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Prof. Dr. Mehmet Görmez’in yıllarca konuyla ilgili birikimlerini bir araya getirmiş daha sonra kitap haline getirip bizimle paylaşmıştır. Eserdeki bilgiler o kadar önemlidir ki, belki bu bilgiler sayesinde bazı yanlış anlayışlarımız düzelecek, tartışmalar bitecek, böylece alana yeni bir bakış açısı gelecek ve yeni bir ufuklar açacaktır.

Eserin muhtevasına baktığımızda eser, bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında İslam dünyası ve Türkiye’de sünnet ve hadis tartışmaları, bu tartışmaların başlıca sebepleri ve tezahürleri üzerinde durulmuştur.

Sünneti Anlamak başlıklı birinci bölümde, sünneti doğru anlamının ilke ve prensipleri, sünnetin dindeki yerini tarif eden klasik sünnet anlayışının ötesinde sünnetin; insanlık için ne ifade ettiği, İslam medeniyetinin ve İslam ümmetinin kurucu örnekliği olarak ne anlama geldiği, İslam’ın değişimlere karşı nasıl mukavemet gücü oluşturduğu, Kur’an’ın beyanı ve tefsiri olarak asr-ı saadeti sürekli güncelleyen fonksiyonları gibi sünneti doğru anlamaya dair konular yer verilmiştir. Bunun yanı sıra bu bölümde Hz. Peygamber’e ittibanın taklit ve teşebbüh ile değil, bilakis onu örnek almakla mümkün olacağı, Hz. Peygamber’in hangi tasarruflarının sünnet olduğu hangisinin olmadığı ile ilgili hususları da içermektedir.

Bu başlık altında yer alan İslam ümmetini inşa eden bir örneklik olarak sünneti anlamak’ ve ‘asr-ı saadeti tüm zamanlara taşıyan bir hayat tarzı olarak sünneti anlamak’ ilkeleri sünnetin birleştirici vasıflarını öne çıkarmaktadır. ‘İslam’ın değişim karşısında sürekliliğini sağlayan manevi bir güç olarak sünneti anlamak’ ilkesinde şeriatın mübahlık alanına ayırdığı önem vurgulanır. Buna göre tüm zaman ve tüm mekanlara ulaşacak olan risalet pınarı her durağında şeriatın ona çizdiği sınırlar içerisinde yaşam alanı ve cereyan bulmaya çalışacaktır.

Yukarıdaki örnekte de görüldüğü üzere bugün sünnet denilince sadece salt şekilsel fiillerin akla gelip adalet güvenilirlik, liyakat, hak, hukuk, merhamet, fazilet ve sadakat gibi risaletin ana öğretilerinin göz ardı edilmesi Hz. Peygamber’in mesajını doğru bir şekilde okumamak ve anlamamak olacaktır. Buna göre sadece dişleri fırçalamak değil, adaletin de sünnet olduğu unutulmamalıdır. Buradan hareketle Prof. Dr. Mehmet Görmez, kalbin en büyük sünnetini Allah’a hakkıyla kulluk etmek, aklın en büyük sünnetini tedebbür ve tefekkür etmek, ruhun en büyük sünnetini kâinata rahmet nazarıyla bakmak ve dilin en büyük sünnetini doğru söylemek olarak tanımlamıştır

Hadisi Anlamak başlıklı ikinci bölümde ise, İslam’ın evrenselliği göz önünde bulundurularak sünnet-siret bütünlüğü, konu ve rivayet bütünlüğü içinde Kur’an’a arz ederek akl-ı selimin sarih ilkeleri ışığında anlaşılmasına dair ilke ve prensipler üzerinde durulmuştur. Bunun yanı sıra vurûd sebeplerinin bilinmesi, tedriciliğin dikkate alınması, mana ile rivayet hakikatinin göz önünde bulundurulması, illet-hikmet ve makâsıdın doğru tespit edilmesi ile Hz. Peygamber’in kavramlar dünyasına vukûfiyetin de hadis doğru anlaşılmasında ihmal edilmemesi gereken elzem hususlar konu edilmiştir. Bu hususların yanı sıra kıssalar, temsilî anlatımlar, sayı, ölçü ve miktarlar, melek, şeytan sembolleri ile müteşabih, terğîb ve terhîb, tıbb-ı nebevî, fiten ve melâhim, ahkâm ve ahlâk hadislerinin nasıl anlaşılması gerektiğine dair hususlar da bahis mevzu edilmiştir.

Eserde Prof. Dr. Mehmet Görmez’in en büyük prensibinin risalet-i Muhammediyye’yi hiçbir rivayete feda etmemek ve en büyük gayreti ise Allah Resûlü’nden bize intikal eden her sahih rivayetin sadece İslâm ümmeti için değil, bütün insanlık için de çok değerli olduğunu ortaya koymaya çalışmak olduğunu, gayesinin ise bir örneklik olarak Hz. Peygamber’in sünnetini ve bu örnekliği bütün zamanlara taşıyan hadis rivayetlerini bütünlük için yeniden anlamak ve değerlendirmek olduğunu ifade etmektedir.

Eser hadis/sünneti anlamaya ilgili duyan herkesi istifade edeceği önemli bir araştırma ve kaynaktır. Eserde ortaya konan düşünce ve fikirler yılların birikimiyle ulaşılan bilgilerin ve edinilen tecrübelerin yerine göre hülasası yerine göre ayrıntısıdır. İfade ve anlatım yönüyle polemiklerden uzak, birleştiren ayrıştırmayan, sıkıcı olmayan, okudukça merak ve heyecan uyandıran bir çalışmadır. Bu eseriyle Prof. Dr. Mehmet Görmez, sünnet ve hadisi anlama noktasında bizlerin ihtiyaç duyduğu ve edinilmesi gereken anlayış ve sağlıklı bir bakış açısının oluşmasına yardımcı olacak bir çalışma ortaya koymuştur. Kendisinden insanlığın ve ümmetin meselelerine inceleyen başka çalışmalar beklemekteyiz.

Kaynakça

Mehmed Ârif Bey, Hadisleri Anlamada Toplumsal Boyut, , Haz. İbrâhim Hatiboğlu, Darü´L-Hadis, İst., 2000.

Mehmet Görmez, Sünnet ve Hadisi Anlama Kılavuzu, Otto , Ank. 2020.

Mukadder Esen, Mehmet Görmez, Sünnet ve Hadisi Anlama Kılavuzu Kitabının Tanıtım ve Değerlendirmesi, Kocaeli İFD, 2020, Cilt 4, Sayı 2, 523 – 530,

Daha Fazla Yükle

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çok Okunanlar