1. Anasayfa
  2. Din ve Hayat

“Önemli Olan İnsanlık, Farzlar Olmasa da Olur!”

“Önemli Olan İnsanlık, Farzlar Olmasa da Olur!”
1

Son zamanlarda fevkalâde uyanık olmayı gerektiren şeytanî bir furya ile karşı karşıyayız. Kısaca anlatayım:

Deniliyor ki:

“Müslümanlar merhamet, hürmet-şefkat, nezaket, zarafet, ihsan, ikram, dürüstlük, helal kazanç, iffet, haya ve daha edeb-ahlak namına ne varsa hepsinden uzaklaşmış; çürüme, yozlaşma ve kokuşmuşluk yediden yetmişe, köylüden kentliye, cahilden alime kadar her yanı kaplamış durumda. Dindarlık; bilinçsizce eda edilen ve davranışlara yansıması olmayan namaz-oruç gibi ibadetlere, anlamı ve amacından uzaklaşıp şekle, tesettüre ve sınırlı bazı haramlardan uzak durmaya indirgenmiş bulunmaktadır.”

Peki çözüm için ne öneriliyor? Teklif kısaca şöyle:

“Ahlakı merkeze alan ve kimliğe değil kişiliğe odaklanan bir yaklaşım benimsenmelidir. Önemli olan kişilik yani dürüstlük, üretkenlik, nezaket, edeb, ahlak… değerlerinin vücut bulduğu bir şahsiyete sahip olmaktır. Namazında sorun olabilir, tesettürlü olmayabilir, yer yer birkaç kadeh içebilir, kadın erkek ilişkilerinde oldukça rahat davranabilir… Asıl belirleyici olan ve odaklanılması gereken nokta bunlar değil insancıl yöndür…”

Son zamanlarda bu tespit ve teklif sabit, bir hakikatmişçesine planlı ve organize halde sürekli gündemde tutuluyor ve her seviyeden insanın bilinç altına iyice kazınmaya çalışılıyor. İffet, haya, şefkat gibi ahlak ve erdem çağrıları şu ya da bu alan uzmanı sıfatıyla bilhassa tesettürden uzak modern kadınlar tarafından gündeme getirilmekte, esasen sorunun açıklık, ölçüsüz kadın erkek ilişkileri ya da namaz, zekât vb. dinî vecibelerin yerine getirilmemesiyle değil insanlık bilinci ve empati yoksunluğuyla ilgili olduğu vurgulanıyor. Bu teşhis ve telkinlerle şu anlayış ön plana çıkarılıyor, ilgi odağı haline getiriliyor:

İyi insan olman yeterlidir, ibadetler başta olmak üzere kulluğun gereklerini uygulamasan da olur. Namaz kılmayan ya da tesettürlü olmayan ama insancıl yönü gelişmiş olanlar; namaz, zekât, tesettür, mahremiyet gibi dini gereklere bağlı yaşayan fakat ahlakî değerlere sadakat hususunda sorunlu olanlardan üstündür. Huzuru, ibadet gibi formel uygulamalarda değil insancıl duygularda ara!

Konunun toplum düzeni ve devlet yönetimine bakan yönü itibariyle şu düşünce tahkim edilmek isteniyor: İslam’la ve Müslümanlarla adil ve hakkaniyetli bir yönetim sistemi oluşturmak ve uygulamak mümkün değildir.

Böyle yapmakla, hemen her seviyede Müslümana güven duygusuna ağır bir darbe vuruluyor; din temelinde geleceğe dönük hayır umuduna darbe vuruluyor.

Ahlak ve erdem çağrısı için ön plana çıkarılan figürlerle ahlak, dinden soyutlanarak sekülerleştiriliyor.

Benimsenen iman, ahlak, ibadet ve davranış değerleriyle hayat pratiğinin uyumu noktasında Müslümanların ertelenemez, ihmal edilemez, geçiştirilemez nitelikte büyük ve hayatî sorunlarının olduğu aşikardır. Bu meselede dikkat çekmeye çalıştığım husus, dindar ile seküler insanların, dinin temel vecibeleri ile ahlakî erdemleri karşı karşıya getirerek birincisini önemsizleştiren ikincisini yücelten ve önceleyen bir tutumun yerinde ve isabetli olmadığıdır. Ahlaki hatırlatmanın yolu, namaz, tesettür gibi farzları sıradanlaştırmak değildir; bu yaklaşım meşru da görülemez.

Demem o ki, bu tür söylem ve dayatmalara karşı âgâh olmak, toplumu da uyandırmak gerekir. Elbette Müslüman, özü sözü bir olur. İnançta olduğu gibi ahlakta da tertemiz olur. Her yönüyle kendisine güven duyulan insan olur. Ancak amaç ne olursa olsun, açık ya da örtük şekilde farzları ve haramları önemsizleştiren her söylem ve telkin, nefsanîdir, şeytanîdir.

Aman dikkat!

Ordu İmam Hatip Lisesi (1988) ve Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden (1993) mezun oldu. Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Anabilim Dalı'nda araştırma görevlisi olarak akademik hayata başladı (1993-1996), ardından mezun olduğu Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ne döndü (1997). Bir yıl süreyle (1999) Ürdün Üniversitesi'nde dil eğitimi aldı ve sahasıyla ilgili araştırmalarda bulundu. 2001'de doktor, 2005'te doçent, 2011'de profesör oldu. Halen Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. İslam Hukukunda Özel Mülkiyet ve Sınırlamaları, İslam’da Kolaylaştırma İlkesi-Azimet Ruhsat İlişkisi, İslam Hukukunda Ehliyet Teorisi, Dinî-Fıkhî Açıdan Komşuluk Hukuku, Günümüz Fıkıh Problemleri, İslam Hukuku El Kitabı, İslam Hukukuna Giriş gibi müstakil ve müşterek eserleri yanında, hakemli dergilerde yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır.

Yazarın Profili

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (1)

  1. Çok önemli uyarılar…
    Allah Teâlâ razı olsun değerli hocam.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir