Ramazan, sözlükte “şiddetli sıcak” anlamına gelir. Şaban ve Şevval ayları arasında yer alan Ramazan, Arabî ayların dokuzuncusudur. Arapça savm kelimesi yerine Farsçadan Türkçeye geçen Oruç, İslam dininin beş temel şartından biridir. İmsakten güneş batıncaya kadar yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmayı esas alan bir ibadettir Oruç. Ramazan ayı boyunca tutulur. Oruç ibadeti, sadece Allah için tutulur ve bu ibadetin karşılığını Allah verir.
Ramazan orucu aynı zamanda insanı maddi ve manevi yönden eğiten bir ibadettir. İnsanı maddi yönden eğitir; on bir ay boyunca her türlü yiyeceği tüketen insanın; Ramazan ayı boyunca gün içinde belli saatler arasında yemeden içmeden uzak kalması, bedeni eğitmenin önemli bir yoludur. Vücudumuzda biriken fazlalıklar dışarı atılarak bedenimiz böylece fazlalıklardan arındırılır. On bir ay boyunca bir fabrika gibi çalışan bedenimiz, oruç tutunca bir aylık bakıma alınır, vücuttaki eksiklikler tamamlanır, yanlışlıklar giderilir.
Ramazan orucu, insanı manevi yönden de eğitir. Manevi eğitim birkaç basamaktan oluşmaktadır: İlki, insanın az ve öz konuşmasını sağlamasıdır. İnsan az ve öz konuşunca hatalara düşmekten kendini korur. İkincisi, insan ilahi Kelamımız Kur’an-ı Kerim’le bu ay, daha çok baş başa kalır. Hem Yüce Kitabımızı mukabele bağlamında baştan sona okurken O’nun bereketinden istifade eder hem de Yüce Kitabımızın mealini okuyarak hatalarını düzeltme ve eksiklerini giderme imkânı bulur. Üçüncüsü aileler bu ayda kurdukları iftar sofrasına misafirler davet ederek paylaşmanın ve bir arada olmanın hazzını doyasıya yaşarlar. Hele davet ettikleri misafirlere diş kirası ödemeleri bu aya özgü güzelliklerdendir. Hem iftar yemeğine davet etmek hem de yemeği yerken dişlerin yoruldu diyerek ona çeşitli hediyeler vermek bu ayın getirdiği manevi zenginliklerdendir.
Ramazan ayında nisap miktarı malı olan her Müslüman, Ramazan orucunu tutup Bayrama ulaşmanın bir şükrü olarak bu aya özgü Fıtır (Yaratılış) Sadakası verir. Fıtır sadakasının hükmü hadis-i şeriflerle ve Peygamberimizin uygulamalarıyla kesinlik kazanmıştır. Bu sadaka bizi yaratan ve yaşatan Rabbimize bir şükran ifadesidir. Fitre nisap miktarı malı olmayan ve belli nitelikleri taşıyanlara verilir. Fıtır sadakası Allah’ın koyduğu kâinattaki dengenin sosyal yönünün sağlanması içindir.
Ramazan ayına özgü bir diğer uygulamada fidye uygulamasıdır. Fidye oruç ibadetini sağlık sebebiyle yerine getiremeyecek olan nisap miktarı malı olan her Müslümana farzdır. Bu ibadeti Rabbimiz Bakara Suresi 184. Ayet-i kerimede “Oruç tutmaya güç yetiremeyenler, bir yoksul doyumu fidye öder.” emir buyurmaktadır. Oruç tutulamayan her gün için en az bir fitre miktarı kadardır. Kişiler belirlenen miktarın üzerinde de ödeme yapabilir.
Kur’an-ı Kerim’in Yüce Rehberimiz Allah Resulü Hz. Muhammed’e (AS) indirilmeye başlandığı gece de Ramazan ayındadır. Müslümanlar bu geceye Kadir Gecesi derler ve mümkün olduğunca Ramazan ayının son on gününde saklı bu geceyi daha yoğun bir ibadetle geçirirler. Kur’an-ı Kerim’i okuyarak-anlayarak-yaşayarak hayatlarının merkezine yerleştiren Müslümanlar, Hz. Aişe Validemizin Hz. Peygambere nispetle söylediği “O, yürüyen bir Kur’an’dı” sıfatını haiz olmak için çaba gösterirler. Böylece Allah’ın rızasını elde etme yolunda önemli bir adım atmış olurlar.
Ramazan ayı aynı zamanda Müslümanlara sabretmeyi öğretir. Açlığa-susuzluğa sabretmeyi, uykusuzluğa sabretmeyi, ilim yolculuğunda karşılaşılan güçlüklere sabretmeyi, sinirlenmeye-asabileşmeye sabretmeyi ve daha birçok şeye sabretmeyi Ramazan orucuyla birlikte öğreniriz. Ramazan orucu bizi tepeden tırnağa eğiterek Bayram coşkusuna ulaştırır.
Ramazan Bayramı diğer adıyla Fıtır (Yaratılış) Bayramı, Müslümanlara Cenab-ı Allah’ın lütfettiği “kardeşlik” hediyesinin tecessüm ettiği bir bayramdır. Müslümanlar kardeşleriyle bu bayramı emniyet içinde kutlarlar. Küçükler büyüklerin ellerinden öperek hayır dualarını alırken büyükler de küçüklere çeşitli hediyelere vererek onları sevindirirler. Aileler birbirlerine bayram ziyaretine giderler. Birbirlerine izzet-i ikramda bulunurlar. Yetim çocuklar ve yalnız yaşayan yaşlılar özellikle ziyaret edilerek onlara çeşitli hediyeler verilir, böylece bulundukları ortama neşe hâkim olur. Kabristanlar ziyaret edilir; dualar, sureler okunarak vefat edenler de hayırla yâd edilir.
Bu bayram da maalesef daha önceki bayramlar gibi yeterince coşkuyla kutlayamayacağımız bir bayram oldu. İsrail adlı terör örgütünün Gazzeli Müslüman kardeşlerimize yönelik uyguladığı vahşet ve terör sınır tanımaz boyutlara ulaştı. Müslümanlar ve onların yöneticileri bu vahşete ve teröre karşı ya kalple buğuz ediyor ya da Gazze’de yaşayan kardeşlerimize şayet terör örgütü İsrail müsaade ederse yiyecek-içecek-giyecek yardımı dışında fazla bir yardım da bulunamıyoruz.
Gazzeli kardeşlerimiz sizler hem kendi onurunuzu hem de Müslümanların onurunu en iyi şekilde korudunuz ama ne yazık ki bizler bu konuda üzerimize düşeni yeterince getirememenin ezikliğini yaşıyoruz. Allah’ım ne olur bizlere Gazzeli kardeşlerimize ve dünyanın herhangi bir yerinde zulme maruz kalan diğer Müslüman kardeşlerimize fiilen yardım etme bilinci lütfet! Bizlere Müslüman olma izzetini taşıma bahtiyarlığını nasip et! Rabbim, bizlere kâfirlere karşı şiddetli, Müslümanlara karşı merhametli olmamızı ihsan buyur!
Yoksa Sen’in huzuruna çıkacak yüzümüz kalmadı. Sen affedicisin, Sen merhamet sahibisin, Sen kalpleri bir hâlden başka hâle çevirensin. Bizleri de dünyalık korkusundan berî kıl ki Müslümanlığımızın izzetini doyasıya yaşayalım!
