Eğitimci – yazar Süheyla Karaca Hanönü; 2021 yılında Okur Kitaplığı’ndan çıkan “Karaca Gözü” isimli ilk kitabında çoğu yaşayan yazara ait hikâye, roman, deneme, derleme, şiir ve söyleşi türünde okuyup yüreğine dokunduğu kitapları titizlikle tanıtmaya, kitabın ismiyle müsemma olarak “karaca gözü”yle analitik değerlendirmeye ve yorumlamaya çalışmaktadır.
Yazar Süheyla Karaca; 133 sayfalık Karaca Gözü’nde “Gülşefdeli Yemeni Bir Yurtsama mıdır?”, “Bu Sesi Nasıl Ünlemeli?’, “Sessizliğin de Sesi Vardır Dedirten Hikâyeler: Kar ve Düğüm”, “Hikâyeleri Olan Adam: Zango”, “Kılçıklı Hikâyeler”, “Şiir, Şair, İnsan ve Hayat Üzerine”, “Allah Her Yüreğe Dokunur”, “Atları Uçuruma Sürmek”, “Ağır Boşluk”, “Yüreğim İrevan’da Kaldı”, “Unuttum Yalnız”, “Baltar”, “Sırma Saçlıların Badem Gözlülerin Kitabı: Yaşayan Portreler”, “Es ile Edebi Yolculuk”, “Alıntılar Işığında Estetik Endişe”, “Çöküşün Sembolü: İbrahim Efendi Konağı”, “Bir Reyhani Türküsü Tadında Derdimize Çare Çiçek”, “İnsanı Kurtarmak”, “Medeniyetine Âşık Derleme Ustası”, “Kuyunun İçinden mi Dışından mı Sesleniyor Gül Yetiştiren Adam”, “Kuklalar İçin İplerden Sonra Yaşam Üzerine”, “Mustafa Uçurum’un Uçurumda Bir Gömü’den Sundukları” başlıklarını taşıyan yirmi iki yazı ve yazara yer vermekte. Yazar, özellikle günümüz hikâye ve hikâyeciliğine dair kıymetli değerlendirmelerde bulunmakta, eserler üzerinden insana ait derin meseleler tahlil edilmektedir. Karaca’nın önceliği; ön sözde belirttiği gibi okuma yolculuğunda yüreğinde ve zihninde “iz bırakan ayrıntılara mercek tutmak” olmuş, “eleştirel denemeleri”ni yazarlara karşı “vefa borcu”nu sunmak istemiştir.
“Karaca Gözü” isimli kitapta Hüseyin Su, Bahtiyar Aslan, Recep Seyhan, Mustafa Everdi, Selvigül Kandoğmuş Şahin, Emin Gürdamur, Handan Acar Yıldız, Senem Gezeroğlu, Sinan Terzi, Sema Bayar, Mustafa Uçurum isimli hikâyecilerin birer hikâye kitabı tanıtılıp değerlendirilirken Sait Faik Abasıyanık’ın “Kumpanya” kitabından “Kriz” isimli bir hikâyesi yorumlanmış. Kitapta ayrıca Serdar Ünsal’ın “Yüreğim İrevan’da Kaldı”, Şule Köklü’nün “Baltar”, Samiha Ayverdi’nin “İbrahim Efendi Konağı”, Rasim Özdenören’in “Gül Yetiştiren Adam” romanları; Nuri Pakdil’in “Bağlanma”, Mustafa Özçelik’in “Şiir, Şair, İnsan ve Hayat Üzerine”, Alaattin Karaca’nın “Estetik Endişe” isimli deneme kitapları; Fahri Tuna’nın “Yaşayan Portreler” isimli portre kitabı; Mehtap Altan’ın “Es” isimli söyleşi kitabıyla Ahmet Sezgin’in derleme, deneme, biyografi ve şiir kitapları tanıtılıp samimi ve analitik olarak değerlendirilmiş. Bu yönüyle “Karaca Gözü”, “deneme”den ziyade değini-değerlendirme-eleştiri türünün özelliklerini yansıtmaktadır. Hatta kitaptaki yazılara Prof. Dr. Şaban Sağlık’ın ifadesiyle “öz anne şefkatiyle yazılmış eleştiri yazıları” diyebiliriz.
Hikâyeci Recep Seyhan’ın dediği gibi “Karaca’nın, ilk kitabında dilde yakaladığı istikrar yanında akıcı ve samimi üslubu da takdire şayan.” Yazar Süheyla Karaca; “Karaca Gözü” isimli kitabında ele aldığı kitapları yıllardır büyük bir gayretle yaptığı Türk dili ve edebiyatı öğretmenliğinin dil bilinci ve edebiyat birikimi, hikâye yazarlığının estetik zevki, çok yönlü ve bilinçli okurluğunun eleştirel ve analitik bakışıyla irdeleyip çok samimi ve titiz bir şekilde değerlendirmeyi, eserlerin edebî ve kültürel yönden haklarını vermeyi, ilgili edebiyat okurlarını meraklandırıp “birçok kitabı okumaya yönlendirme”yi başarmakta. Bunları yaparken hem üstenci, yargılayıcı bir tavır takınmıyor hem de sıkıcı, kuru, tatsız, bilimsel bir üslup kullanmıyor. Tam aksine yazar, edebî eserleri tanıtıp değerlendirirken bile edebiyatçı -yazar kimliğiyle akıcı, içten, duru ve özgün bir anlatıma sahip olmayı başarıyor. Hüseyin Çolak’ın ifadesiyle “Kalem, kelâmın titiz ve gizem hâline tekabül ediyor onda.”
Süheyla Karaca Hanönü, “Karaca Gözü” isimli kitabında ele alıp değerlendirme ve yorum yaptığı eserlerle ilgili kendisinde iz bırakan hususları öne çıkarmış. Bu eserlerin birçoğunu okumuş bir okur-yazar olarak bu kitabı okurken Süheyla Hocamın Karaca Gözü’ne, eserlere analitik, keskin ve ince bakışıyla samimi, akıcı, şiirsel ve etkileyici üslubuna hayran kaldım. Onun dikkatini çeken hususların bir kısmını fark edip ele aldığı on iki hikâyecinin dokuzuna “Gençler İçin Hikâye Antolojisi” isimli derleme kitabımda da yer vermiştim. Hatta antolojiye Hüseyin Su, Selvigül Kandoğmuş Şahin ve Emin Gürdamur’dan seçtiğim hikâyelerin bu kitapta tanıtılan kitaplardan olması, benim için daha anlamlı olmuştur.
Derin kavrayışla mercek tutup edebî bir üslupla değerlendirdiği hikâye kitaplarında Süheyla Karaca’nın dikkatini çekip vurguladığı bazı yönler, farkını fark edemediğim bazı hikâyeleri yeniden okumaya ve düşünmeye yöneltti beni. Handan Acar Yıldız ismini dergilerden görüp bazı hikâyelerini okusam da bu kitapta değerlendirilen “Ağır Boşluk” hikâye kitabını okumamıştım. Aynı şekilde hikâyelerinden bazılarını okuduğum Sema Bayar’ın “Kuklalar İçin İplerden Sonra Yaşam” isimli hikâyesinden de haberdar değildim. Kitapta yer verilen “Derdimize Çare Çiçek” isimli hikâye kitabıyla Sinan Terzi’yi ise hiç bilmiyordum. Bu üç hikâye kitabı dışında “Yüreğim İrevan’da Kaldı” isimli romanıyla Serdar Ünsal isimli yazarı da tanımıyordum. Okumak için not ettim bunları. Yazarı ve kitaplarını bildiğim hâlde alıp okuma fırsatı bulamadığım Mustafa Özçelik’in “Şiir, Şair, İnsan ve Hayat” isimli deneme kitabını, Mehtap Altan’ın “Es” isimli söyleşi kitabını, Alaattin Karaca’nın “Estetik Endişe”siyle Şule Köklü’nün “Baltar” isimli romanlarını da okuma listeme dahil ettim.
Süheyla Karaca’nın “Karaca Gözü”nde eserlerle ilgili yaptığı çok güzel ve özgün değerlendirmeler var. Benim en çok ilgimi çekip hoşuma giden değerlendirmelerden örnekler vermek istiyorum:
“Öykülerde eşyaya, yiyeceklere, davranışlara yansıyan bir yurtsama vardır.” (Gülşefdeli Yemeni Bir Yurtsama mıdır?, s.12)
“Yaradılış bilgeliğine ulaşabilmek için iç dünyamızı bakımlı tutmamızın gerekliliğini vurgular sıklıkla.” (Bu Sesi Nasıl Ünlemeli?, s.16)
“Yazarın hikâyelerini etkili kılan unsurlardan biri de gerçek yaşamdan alınan olayların, karakterlerin kurmaca ile yeniden şekillenmesidir, diyebilirim.” (Hikâyeleri Olan Adam: Zango, s.26)
“Everdi’nin hikâyelerinde çorbadan kıl değil, kılçık çıkar. Bu kılçık, tatlı takılmalardır diyebiliriz. Hüseyin Rahmi natüralizmiyle sokağa, yaşamlara, halkımıza mercek tutan bir bakışı vardır.” (Kılçıklı Hikâyeler, s.33)
“Bu denemeleri okurken halkın öğretmenliğine soyunup geleneği sırtlayan, geleceğe köprü kurmaya çalışan, çocukların ve gençlerin eğitimini önemseyen, çocuklarımızı hayatın kirli ırmaklarından kurtarmamızın gerekliliğini ve yollarını sıralayan, Türk dilinin inceliklerini önemseyen, doğaya duyduğu özlemi dile getiren çağdaş bir Yunus buldum.” (Şiir, Şair, İnsan ve Hayat Üzerine, s.44)
“Şahin’in öykülerinde dimdik duruşun yorduğu insanları, büyüklerin belirlediği hayatı yaşamak zorunda kalan mutsuz çocukları, eşinin gölgesinde ezildikçe ezilip hayat enerjisi çalınan kadınları, harama akan gençleri, sessizce yaşayıp sessizce ölmek isteyenleri, erdemli suskunları buluruz.” (Allah Her Yüreğe Dokunur, s. 50)
“Tarihî bir konuyu bireyler üzerinden başarılı bir şekilde anlatan bu romanın filminin de yapılması dileğiyle diyorum. Öyle ki okurken film izler gibi olacağınız başarılı bir roman.” (Yüreğim İrevan’da Kaldı, s.69)
“Anlıyoruz ki Fahri Tuna, kendi yaşamında dostluk kurduğu isimlerin kişiliklerini, karakteristik özelliklerini, fiziksel özelliklerini anlattığı gibi anlattığı isimlerin eserlerine de hâkim olduğu mesajını vermiş oluyor okura.” (Sırma Saçlıların Badem Gözlülerin Kitabı: Yaşayan Portreler, s.85)
“En iyisi de çıkarsız, koşulsuz insan sevgisini yüreğine mühürlemek olsa gerek. Kumpanya kitabındaki Kriz adlı öyküde bu mührü bulabilirsiniz.” (İnsanı Kurtarmak, s.111)
“Etüt Yayınları’ndan çıkan Türkçenin Feryadı ve Dil Davamız adlı eseri, başlı başına muazzam bir kaynak. Dil hassasiyeti olan herkesin elinin altında olması gereken bir seçkiler yumağı.” (Medeniyetine Âşık Derleme Ustası, s.114)
“Seksen yaşında tutuklanan gül yetiştiren adamın haberi ile Sitare’nin intihar haberinin aynı ana denk gelmesiyle iletisini tamamlamış olan kitapta takkeyle şapkanın çatışması üzerine inşa edilen bir kurmaca okumuş oluruz hem kuyunun içinden hem de dışından.” (Kuyunun İçinden mi Dışından mı Sesleniyor Gül Yetiştiren Adam?, s.123)
“Şiire yaslanan, yıkık şehirleriyle, tenine yaslanan rüzgâr ve içindeki pastoral bir firar ile gülendamlı tesellilerle kendini avutan güzel öyküler…” (Mustafa Uçurum’un Uçurumda Bir Gömü’den Sundukları, s.133)
Değerlendirme-eleştiri alanındaki yazılardan oluşan, günümüz edebiyatında eleştiri alanında önemli bir boşluğu dolduran “Karaca Gözü” kitabı hakkında bir değini-değerlendirme yazısı yazmak oldukça güç oldu. Lakin Karaca Gözü’nde “Medeniyetine Âşık Derleme Ustası” başlığıyla kitaplarımızın değerlendirmesine de yer verme teveccühünü gösteren kıymetli Süheyla Karaca Hanönü Hocama hem yürekten teşekkür edebilmek hem de “ilk göz ağrısı”yla 2021 yılında ESKADER tarafından “yılın ilk kitap ödülü”ne lâyık görülmesi dolaysıyla kendisini bir yazıyla tebrik edebilmek için -geç de olsa- bu yazıyı yazmak elzemdi. Bu yıl “Ardıç Kuşu” isimli hikâye kitabı da yayımlanan Eğitimci-Yazar-Ressam Süheyla Karaca Hanönü’nün nice güzel kitaplara imza atmasını yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Yüreğine ve kalemine sağlık… Kendisinin ön sözdeki çok anlamlı dileğiyle bitiriyorum yazımı: “Kitap, kitabı çağırsın.”
