Zemheriden önceydi
Dağın başına henüz karların düşmediği,
Kırağının henüz taşın yarığında yer bulmadığı,
Güzün sonuna kalan son meşe yaprağının ucunu çiğin mesken tutmadığı vakitler
Ne soğuk ne sıcak,
Ne yazdan kalan ter,
Ne kışın nefesleri kesen soğuğu
Aşina olduğun vakitler, aşina olduğumuz izlere dönüşüyor,
Kesik bir şimşek gibi gitgellere uyanmış tabiat,
Bizi göğsünde emziriyor
Mevsimden bize düşen belliydi,
Mevsimin bizi bilişi belli.
Bu vakitler acı erikte başak zamanı,
Bu vakitler kınalı kekliğin ovadan dönecek kımılı beklediği vakitler,
Bu vakitler bereket,
Bu vakitler keskin alıç kokusu,
Bu vakitler koyu melengiç yeşili.
Herkes her şeye aşina,
Yağacak yağmura,
Yusufçuk kuşunun son uçuşuna,
Deli esecek rüzgâra.
Herkes her şeye aşina,
Dağ çayı rengi gözlerine,
Ihlamur kokulu zamana,
Kaya kuşunun son ötüşüne,
Bin yıllık suskunluğa
Ve uzun nutuklara,
Yamaçtan şehre kayan toprağa,
O toprağa karışan kayaya,
Güneşin sıcaklığına
Gölgelenmek ile güneşlenmek arası son kaçışlara,
İşte böyle zamanlarda senin izin düşer toprağa,
Bunu da sadece ben bilirim.
Bu vakitler tabiatın rengi olursun
Sen üzüldüğünde göğün hükmünün yeri ıslatacağı vakitler
Bastığın yer berekete çalar,
Mevsimin beni lal bıraktığı vakitler,
Ayak izlerinde biten cennetin çiçekleri için,
Kâşifler kaç efsaneden rol çalarak dağ ceylanının koşu yolu, der.
Oysa onlar nereden bilecekler senin geldiğini,
Heybenden başağın danelerinin toprağa döküldüğünü,
Uçurumun kenarında kalan son kaya kuşunun
Senin saçlarından esip vadinin ölülerine hayat verecek meltemi beklediğini.
Bu vakitler acı erikte başak zamanı,
Bu vakitler dağ çayı rengi gözlerin,
Bu vakitler güzün son çiçeği,
Bu vakitler uçurumda bekleyen son kaya kuşu,
Bu vakitler dağın zemheri öncesi son nefesi,
Bu vakitler saçlarında son meltem esintisi.
