Aynı yol yaşlı ağaçları aynı
İncir aynı eğrilmiş dallar
Aynı ucuz parfüm havada
Caddeler kalabalık direkler paslı
Her dükkânın alnında sıkıcı bir levha
Matkap ağrısında kaldırım
Egzozlu asfaltta yarım kalmış işler
Arasında
Elinde şemsiye ve sefer tasıyla
Anamın attığı yorgun adımlar
Babamın izmariti
Eskimiş gün artığı izler
Sürünüyor sokakta
Yolun sonu gelir elbet
Fark kalmaz aramızda
Benden sonra da rüzgâr
Varlığımı da katar
Binbir antika yüklü
Korsan gemisi gibi
Eser aynı sokakta
Unutur beni dünya
Başkası açar kapıyı
Evin perdesi solar
Solar dalgın aynalar
Yitirir boşluğunda
Aynı toprak çiğner bizi
Açar ruhumuzu bedende
Gidenin tanıştığı ölüm
Zamansızlık denizi
Yutar bir gün beni de
Kattık biz de çöpümüzü
Söylenecek sözümüzü
Bize de bir yer verilir
Daracık bir dört köşe
Birikiyor ölümler mezarlıkta üst üste
Ürkütmeyin telkinle
Derin uyku özledim
Son bir bakış isterim
Bulutlu derin göğe
Ve tekfin
yakışır her ölüye
