alevini yitirmiş ateşler oynaşıyor kalbimde
kül olmaktan kaçıyorlar
sağrısı sıcak eyersiz atları kovalıyorum
içimin menfezlerinde
üstümde bir siyah mercan yalnızlığı
içimizde her daim bir baba evi sızısı
ruhumun iplikleri çözülürken
bir şey var zihnimde soluk alıp veren
bir değirmen taşında kendini ezen
oysa biliyorum fotoğraflar eskimez
insandır eskiyen
yaralarını dikip de
yamalı bir bohça gibi dürülen
bilmiyorum
daha kaç kez şafağı hediye edeceksin bana
günler günlüğünü yitirirken
tekrar yol olur yollar
ve her zaman masalsıdır yollar
hiç ummadığın anda kucaklar
insan taşların arasında hatıra arar
her şey işarettir bekleyen için
kasvetli kelimeler biriktirirken hücremde
ılık rüzgârları topluyorum heybemde
bir gün bir yaraya merhem olurlar diye
ömrümün yalanları toplanır tek bir gerçek için
bir fotoğraf maziden bakar
sorular girdaplar açar
kimlerin hikâyesinde iyi
kimlerin hikâyesinde kötüyüz
ve kim bilir kimin imtihanıyız
