şehirleri tutuşturan
gökyüzünü siyaha boyayan
kalemleri kırılmış suçlu bir çocuğum
galip gelmişim bütün düellolarda
yine de vurulmuşum
tüm kurşunlarını sıkmışsın bana
içimdeki denizler donmuş
gemilerim çürümüş limanlarda
yırtılmış kalbimin yamaları
ne yapsan dikiş tutmaz artık
hep kilitli kalacak o sandık
yoruldum hikayemi anlatmaktan
oysa devleri yeniyorduk harman yerlerinde
su içiyordu ceylanlar yalpalayan gölgemde
kuru bir toprağı umutla çapalarken
yitirmişim avucumda sıktığım tohumları
can vermiş bir demirin ucunda
bütün senli anılarım
nüshaları çoktan yok edilmiş
zaten hiç temize çekilmemiş
yalnız ölüler anlar şimdi beni
sen yine de
bütün dirilere anlat bensiz hikayeni
anla ki
olur diye ertelediğim şeyler olmadı
çatlattığın testi hiç dolmadı
yolumu kaybettim patikasız bir dağda
senin şehrinden sürüldükten sonra
ömrünün yazgıma düştüğünü sanmıştım oysa
bir süre taşlar emzirdi beni
kuru otlar bastım bütün yaralarıma
tütünüm yoktu zira
öylece başı boş dolaştım
evcilleştirilmiş
kalbi çıkarılmış
sonra salıverilmiş bir yılkı atı gibi
böyle böyle unuttum gölgeni
