Huysuz ve geçimsiz bir şairden öğrendim, huysuz ve geçimsiz bir hayatı.
Aynı saatte kalkan uçağı, treni, otobüs ve dolmuşu da.
Yine de en erken kaplumbağa vardı muradına.
Boşuna mıdır çırpınışı, savruluşu huysuzluğun?
Alelade kâğıt bir mendil midir geçimsizlik, bilmiyorum.
İyi insanlar diyor, iyi insanlar; yara bere içinde düşleri.
Daha kazanmak nedir, bilmiyor büyümüşleri.
Azken çok oluyorsun
Çokken az!
Turfanda üretiliyor en çok satılan kitaplar
Tevekkeli değil barışık yaşadı şiir, dikenli tellerinde öfkenin
Ne kadar zor olabilirdi anlamak,
Acıya aynı tepkiyi verir bütün canlılar da.
Mahalleler büyütmüyor artık çocukları.
Kitaplar, öğretmenler de…
Anlardık, ekrana bakışlarından.
Kılığından…
Kıyafetinden…
Başka bir çağın insanı gibi iniyoruz göklerden
Vahiyle sarmaşık nefisle karmakarışık
Dur durak yok
Kevser niyetine içiyoruz zemzemi.
Bizi de terkisine alır erenler
Zaman durur sanıyoruz.
Oysa ne de güzel yakışıyor hayata ikindi vaktinde bu ezan
İmana çekilen nefes.
Tüyleri diken diken eden davudi ses.
Alnında ter istiyor seccade
Bunu da biliyoruz;
Herkes herkese benzese ne,
Benzemese ne!
Bunu da biliyoruz.
Yaşıyoruz hiç kimse gibi…
