Günümüzde sosyal medyanın, özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin dünya görüşlerinin oluşmasında, önceliklerinin belirlenmesinde ve algılarının şekillenmesinde etkili olduğunu biliyoruz. İletişimin bu kadar yoğun ve hızlı olduğu bir dönemde sosyal medya erişiminden tamamen uzak kalmak mümkün görünmüyor. Ancak bu teknolojik imkânı daha verimli ve olumlu kullanmanın önünde de bir engel yok.
Burada, iyi insan yetiştirme sorumluluğu ve önceliği olan insanların; sosyal medya kullanımıyla ilgili olarak çocuklarıyla iletişimlerinde dikkate almalarında fayda gördüğümüz bazı ipuçlarını paylaşmak istiyoruz:
- Öncelikle şunu bilmeliyiz: Dijital iletişim ve internet dünyanın bir gerçeği ve geleceğidir. Bunu kabullenmemiz gerekiyor. Bugün, bu gelişmenin dışında kalmak ve çocukları bu imkândan mahrum bırakmak doğru da değildir, mümkün de değildir. Anne-babalar tamamen yasaklayarak dijital ekran kullanımı ve sosyal medya sorununu çözemezler. Esasen yasaklamak bir eğitim yöntemi değil, cezalandırma yöntemidir.
- Süre ve içerik kontrolü olmadan dijital ekran kullanımı, çocukların ruhsal ve fiziki gelişimleri açısından yüksek riskler ve zararlar oluşturuyor. Bu alanda yapılan bütün araştırmaların ortak sonucunu bunu gösteriyor. Bu nedenle, çocukların internete ve sosyal medyaya erişimlerinde ihtiyaç odaklı kullanıma dikkat edilmeli, süre ve içerik kontrolü mutlaka yapılmalıdır.
- Dijital ekranın sunduğu imkânlar olumlu amaçlar için kullanıma da uygundur. Aslında bu alanda zengin bir içerik vardır. Çocukların dijital ekran kullanım sürelerinin bir kısmı kontrollü iletişim ve eğlenceye ayrılırken; bir kısmı da hem çocuğun gelişimine yarar sağlayacak hem de insani, millî ve manevi değerleri destekleyecek etkinliklere ayrılmalıdır.
- Günümüzde okuryazarlık kavramı farklı alanlarda kullanılmaktadır. Anne babalar dijital okuryazarlık konusunda temel bilgilere sahip olmalı, kendilerini geliştirmelidir.
- Anne babaların “Odasında eğlensin, oyalansın; dışarı gitmesinden iyidir.” gibi düşüncelerle, çocuklarının kontrolsüz olarak dijital dünya ile baş başa kalmalarına göz yummaları bir süreliğine çözüm gibi görünebilir. Ancak biliyoruz ki çocuklar fiziksel olarak güvenli odalarından çıkmadan; hırsızlığa, sömürüye, istismara, ahlaksızlığa, kumara, tehdide maruz kalabiliyorlar. Günümüzde sanal ortam, özellikle çocuklar ve gençler için gerçek hayattan her alanda daha fazla tuzak ve sömürü potansiyeline sahiptir. Bu durum anne babalar tarafından özellikle dikkate alınmalıdır.
- Sosyal medyada gerçeği yansıtmayan bilgilerin paylaşılması da ayrı bir sorundur. Bu durum, genelde çocukların, gençlerin motivasyonlarının bozmasına, kendilerini ümitsiz ve kötümser bir duygu sarmalında hissetmelerine neden olabilmektedir. Özellikle belirlenmiş bir hedefe, sınava yoğunlaşan çocukların olumsuz paylaşımlardan daha kolay etkilendiklerini biliyoruz. Böyle sorunlar yaşayanların sosyal medya hesapları, aile bireylerinin de önerisi ve desteği ile geçici süre de olsa askıya alınmalıdır. Çocuklar, sosyal medyanın yanlışları doğrulardan daha fazla barındıran etkisinden uzaklaştırılmalıdır.
- Gerçek kimliklerine kimsenin itibar etmeyeceğini bilen bazı insanların; sahte hesaplar ve kimlik bilgileriyle kendilerini tanıttıklarını, özellikle çocukları farklı amaçları için hedef aldıklarını araştırmalardan ve sosyal deneylerden öğreniyoruz. Bu nedenle internette tanıştığı bir arkadaşıyla görüşeceğini söyleyen çocuğun, sanal ortamda tanıdığını düşündüğü kişiden farklı biriyle karşılaşma ihtimali çok yüksektir. Bir tane tuzağa düşürülmüş çocuğun durumunu kabullenmek bile insana zor gelirken; son zamanlarda dijital ekran cazibesiyle bataklığa çekilmek istenilen çocukların sayıları insanı ürkütecek noktadadır. Bu günlerde çocuklarımızı bekleyen en büyük tehlike ve tehdit budur. Bu konuda aileler çok dikkatli olmalıdır. Birçok alanda olduğu gibi bu konularda da çocuklara güvenmek; tedbirli ve kontrollü olmaya engel değildir. Gelinen noktada bu kontroller zaruret halini almıştır.
- Çocuklar, sanal ortamda tanıştığı sanal arkadaşlarının, gerçek anlamda kendisine yaralı ol(a)mayacağının farkına varmalıdır. Sadece sanal âlemdeki paylaşımların gerçek hayatta karşılığını görmek için mutlaka fiziksel bir çabanın olması gerektiği anlatılmalıdır. Nereye hangi ağacın dikileceği, çevreyi kirleten atıkların nasıl toplanacağı, israfın nasıl önleneceği gibi paylaşımlar sadece sanal ortamda kalırsa hiçbir anlam ifade etmez. Bunları gerçekleştirecek gerçek insanlara ihtiyaç vardır. Sanal ortamda “Bin tane ağaç dikelim” ifadesini binlerce defa paylaşan ancak hiç ağaç dikmeyen birisinden; hiç sanal paylaşım yapmayan ancak bir tane ağaç diken kişi daha iyi bir iş yapmıştır. Çocuklarımız sanal paylaşımlardan çok, gerçek hayatı yaşamanın, gerçek iyilikleri yapmanın tadına varmalıdır.
- Dijital ekran içeriği ile ilgili resmî kurumların geliştirdiği filtrelerden yararlanılmalıdır.
Çocuklar geleceğimizdir. Biz geleceğimizi iyi insanlara emanet etmek istiyoruz.
