Edebiyatımızda Münacat (22)
Münacât Muallim Naci (İstanbul, 1850 - İstanbul, 13 Nisan 1893) 1) İlâhî cihân-âferîn zü’l-celâlim Şuhûd-î rübûbiyyetinde avâlim 2) Temâsîl-i erteng-i pür-hikmetindir Kerîm ü kerem-dîde, mazlum…
Münacât Muallim Naci (İstanbul, 1850 - İstanbul, 13 Nisan 1893) 1) İlâhî cihân-âferîn zü’l-celâlim Şuhûd-î rübûbiyyetinde avâlim 2) Temâsîl-i erteng-i pür-hikmetindir Kerîm ü kerem-dîde, mazlum…
Sanki insanlık bir kasanın önünde durmuş; yüzü yorgun, elleri titrek. “Ödedim” diyor. Ama neyi, ne zaman, kime ödediğini hatırlamıyor. Tarih kitaplarını kapattık sanıyorduk. Oysa tarih,…
Seni iyi tanıyorum, dedim kendime. Uyandığın anda sana naber diyen benim. Dalgın diyorlar ama umursama. Gözlük başında mı diye camdaki aksine nasıl hızlı bir bakış…
Ezan okunması gereken vakit geçmiş, bekleyişimiz anbean bir kızgınlığa bürünmeye başlamıştı. Daha evvel de okunurdu bu ezan ama her nedense saati hiç bu kadar dikkatimi…
I merhamet dileniyorum gönlümdekilerini ziyan etmesin diye aklım ne zaman giysem acımak denen elbiseyi özgür bir elin ayasını öptüğüm gece korku nefesini tükettiğim olur şansım…
AMAN ALLAH Âşık Ruhsatî (Sivas, 1835? -Sivas, 1899?) 1) Beni yarattı kul deyi Olamıyom aman Allah Ara emrimi bul deyi Bulamıyom aman Allah 2) Nefsile…
Çiçekler de kültürün bir parçasıdır. İfade ettikleri anlam ise o kültürün incelikleri hakkında bize güçlü ipuçları verir. Lale, gül, nergis, gülhatmi, kasımpatı, şebboy, şakayık, papatya,…
Bir taziye dönüşündeydik sanki. Kapının önünde kalabalık bir insan topluluğu, hatır istiyor, uğurlanıyordu. Köydeydik. Yağmur vardı, çamur vardı; çocukluğumdan kalma bir akşam gibi… Yaklaştıkça fark…
(Merhum Özdemir BAYRAKTAR’a ithafen) Şahbaz atlar gök yeleli akınlarda, Taşıyordu Buhara’dan Garipçe’ ye bir sancak. Musab’tan, Ulubatlı’dan mukaddes bir emanet, Bir alemdar, bir akıncı; onu…