Bizimle İletişime Geçin

Kitap

İstanbul’u Yeniden Düşünmek ve Erguvanname

“Şehirlerin ruhu vardır.” diyor Akif Emre. “Orada oraya özgü olanı hemen hissedersiniz. Bir bütün olarak şehir, toplumun manifestosu sayılabilir. Bu yönüyle şehir, siyasal boyutu olan göstergeler bütünüdür.” İstanbul’da yaşayanlar ve İstanbul’u yaşayanlar… Bu ikisi arasındaki inceliğe dikkat etmek gerekiyor Akif Emre’ye göre.

EKLENDİ

:

Naiflik ve fânilik… Bu iki kelime ile daha çok sevdim erguvanı. Çiçekler de insanlar gibi. İklimi, mizacı, ömrü, şefkat arayışı, sevgiyle ve ilgiyle yaşaması… Bir erguvanla hemhâl olabilirsiniz pek tabi. Sizi dinlendirecek ve dinleyecektir.

Sonbaharın son erguvanı ile karşılaşmış, selam verip dinlemiştim uzun uzun. Valide Sultan Camii bahçesindeydim. Uzaklara dalan birkaç martı ile beraberdim. İşteş bir eylem ve yüklem kullanmadım özellikle. Dinlemek daha mühim. Hele bir çiçeği dinlemek…

Akif Emre’nin Büyüyen Ay yayınlarından Nisan 2019’da çıkan eseri İstanbul’u Yeniden Düşünmek ve Erguvanname’yi aldım elime büyük bir hevesle, heyecanla. Bir erguvanı bir kez dinlemişseniz, mevsimi olsun olmasın bir kez hemhâl olmuşsanız; dostluğunuz bâkidir artık. Erguvanlar, fâni. İnsan gibi. Sonraları onca çiçek arasında, Küplüce Mezarlığı’nda zarif şair, Cahit abiyi ziyarete her gidişimde erguvanlar ilgimi çekmeye başlamıştı artık. Erguvan, Boğaziçi çiçeği, güzellik timsaliydi ve nereye olsa yakışıyordu. Kabristanlara da…

“Şehirlerin ruhu vardır.” diyor Akif Emre. “Orada oraya özgü olanı hemen hissedersiniz. Bir bütün olarak şehir, toplumun manifestosu sayılabilir. Bu yönüyle şehir, siyasal boyutu olan göstergeler bütünüdür.”

İstanbul’da yaşayanlar ve İstanbul’u yaşayanlar… Bu ikisi arasındaki inceliğe dikkat etmek gerekiyor Akif Emre’ye göre. İstanbul, hâlâ insanı heyecanlandıran bir şehirdir şu hâliyle bile. Yaşayanlara sancı veren bir şehir olmasına rağmen. Sur dışına itilmiş hissi veren bir şehir hâline gelmiş İstanbul. “Ama her şeye karşın İstanbul’u, acılar veren bir şehir olsun diye fethetmedik.” diyor.

Ruhunu korumaya devam ediyor İstanbul. Korumaya devam edecek diye ümit ediyoruz. İstanbul, başkenttir. Medeniyetimizin başkenti. Hâlâ başkentimizdir!  Şiirin gücü adına! İstanbul, medeniyetin temelidir. Şiirle ve İstanbul ile yeniden dirileceğiz, diyor Akif Emre.

İstanbul, içinde trafiği, gürültüsü, gökdelenleri vs. ile yaşam mücadelesi verenler için olmasa da onu uzaktan sevenler için minarelerini, tarihini kitap sözüyle değil de gönül gözüyle okuyabilenler için “hayal şehir”dir. Her ne kadar medeni tasavvurdan uzaklaşan zihinler İstanbul’u Batılı gözle İslam şehri olmaktan uzaklaştırsalar da millî şuurla bu şiir şehir, tarihin derinlikleri içinde yaşamaya, medeniyet şehri olmaya devam edecektir diye diriliş muştusu gibi aşkını, şevkini muhafaza ediyor Akif Emre. İstanbul ve erguvan yazılarını okudukça hissedeceksiniz bu duygularını, düşüncelerini.

Bahar bu şehre yeşille değil, erguvanla gelir Akif Emre’ye göre.  “İstanbul’un böyledir baharı, bir aşk oluverdi aşinalık”… Aşka dönüşen bir aşinalık… Bahara âşıktır erguvan, baharla gelir. Kimilerine göre şımarıktır erguvan. Çelimsiz yapısına rağmen köklü bir ağaçtır. Bizans sembolüdür. “Rengindeki neşe ve cüretkârlığa rağmen tarihin ağırlığını taşır.” Bizans’ın İstanbul’ u inşa edip bitirmesi, mayıs ayına yani erguvan mevsimine denk geldiği için Bizans’ın rengi, erguvan rengi olmuştur.

Sonbahar mevsimini fâniliği ve mahcubiyeti hatırlattığı için yağmuru, soğuğu, çamuruyla severim. Ben de şairlere imrenip sarı yapraklar gibi yollara dökülürüm sonbaharda.  Havada uçup uçup duran kristaller gibidir rengârenk yapraklar. Toprağı yeniden yeşertecek olan. Sonbahar, hüzündür. Hüzünlü bir yüz, ilahi bir işarettir. Beşeriyete Hakk tecellisi…Tabiata da.

Fânilik ve hüzün, erguvanın da sembolü imiş ayrıca. Baharın neşesi de bir başka hüzün olmalı. Mahcubiyet… Bunları sonbahar erguvanında da hissetmiş olmanın sevincini yaşıyor olmalıyım ki hüzün, seraba saadet oluveriyor soğuk mezar taşları üzerine yansıyan hâlleriyle erguvanları seyreyleyince.  Akif Emre, Boğaziçi sembolü olmasına rağmen şehrin meydanında, sokak aralarında, evlerin bahçelerinde, köşe başlarında hiç beklenmedik anlarda bir erguvan ile karşılaşabileceğimizi söylüyor. Erguvan tomurcuklarının havuza ve suya yansıması Akif Emre’nin en sevdiklerindenmiş. Erguvanın suya aksini hayretle temaşa ediyor. Baharda şehri dolaşıyor, fotoğraflar çekiyor. Özellikle Gırnata’nın sembolü nar ağacı gibi gölgesiz olan bu ağacın fâni güzelliğine meftun âdeta.

Mezar taşlarına sonbahar yağmuruyla, gökkuşağı renklerinin ve güneş ışıklarının çarpıcı renkleriyle yansıyan bir erguvan nasıl da fâniyim, fâniyi istemem diyordu gönlüme. Yüzüme yansımıştı renkleri önce erguvanın. Mezar taşlarına sonra. “Hangi güzel yüz ki toprak olmadı. Hangi güzel göz ki yere akmadı.” Gönlüme doluyordu. Birdenbire açan ve birdenbire solan bir güzeldi erguvan. Osmanlı’nın da sembolü, lale gibi.

Lale, klasik sanatlarımızda hâlâ yer alır. Vahdet temsilidir ama Akif Emre’ye göre İstanbul’a baharı getiren erguvandır. Bizans rengi olarak da şehrin hafızasıdır. “İstanbul’un baharı erguvandır. Erguvanlar açmadan hayat tazelenmez. Kendinden hoşnut ve sakin kalabilmenin remzi.”

Erguvan ağacından baston yapılırmış yalnız. Baston olması da yine fâniliğe işaret gibi değil mi?

Bir mevsimle bir şehirle özdeşleşmek her çiçeğe nasip olmaz elbette. Rasyonel aklın, bedene hizmetin, çok şey biliyor olmanın yoruculuğuna, bir çiçekle, duayla şifa bulabiliriz pekâlâ.  Şiir, her mevsim ruhun şifasıdır. Mezar taşlarına yansıyan bir erguvan, ölümsüzlüğü içirebilir bize, ab-ı hayatı. İstanbul, sadece ikamet edilen, batılılaşma uğruna feda edilen bir kent olmaktan çıkar o zaman. Hayal şehir olmaya devam eder. Kaldırımda açan bir kır çiçeği ezilmekten, çiğnenmekten yorgun düşmüş bir vaziyette bize gülümser. İnce şeyler düşündürür. Durdurur. Hayatı durdurmalı bir erguvan. Nilüferler, suya, güller, papatylalar, lilyumlar, toprağa yazar en güzel şiirlerini. Ve göğe yazar ebemkuşağının tam ortasında yaseminler… Tabiatı temaşa, kainatın esrarına vâkıf olma… Bir çiçekle olur mu?… Apansızın.

“Erguvanlar apansızın gelir.

Ve erguvanlar apansızın solar.

Çünkü böyledir İstanbul’un baharı.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çok Okunanlar