Denizin Çığırtkanlığı
Güneş vursa yüzüme, Ellerim donakalır… bir sus desem özüme, sessizlik, sona kalır… deniz çağırsa beni, ayağım kana kalır. biraz özlesem seni ölümüm bana kalır. ruhuma…
Güneş vursa yüzüme, Ellerim donakalır… bir sus desem özüme, sessizlik, sona kalır… deniz çağırsa beni, ayağım kana kalır. biraz özlesem seni ölümüm bana kalır. ruhuma…
Özlemek aradan çekiliyor gökyüzü kanayınca Yıldızlar kırgın yatağına, gece güneşi yastığım Sıcak su torbası yollar, ölümün soğuk yüzü ay, Altın kanatlarıyla eylül, dilimde bitmeyen tüy…
saklı olanı sever insan aşikârdan kaçarken heyhat ben onu yine de tanıdım Edoardo kralın soytarılarından en korkağıydı boyamayı severdi tüm camları siyaha yalan söylemeyi öğretmişti…
Rezene kokusu annemin göğsü, ağzımda çiğ süt kesiği Gardayım, daha trenleri görmedi bu istasyon, rayları kötürüm. Gözlerinden almış rengini sema, çatlak dudakların çöl. Tenin çizgili…
Sen Aklıma Düşünce Osman Yazıcı Sen aklıma düşünce Kararır gözlerim bulut bulut Tecellin(l)e bayılmışlığın arifesinde Sevda romatizmasına tutulur gönlüm Göz dolduracağını anlarım Yüreğimi kaplayan sızıdan…
kirlenmiş kağıtlar çekmecelerde sürünürken bir şüphe ormanında kaybolurken kalmak keskin bir bıçak üzerinde yürümek olurken kapatıyorum dünyayı perdeleri çekip kekeme replikler kalesine sığınıyorum şimdi ne…
Güdüzü bitirirken akşama kalan şehir Nereden başladı nerede biter bu şehir Kıvrıla kıvrıla uzayıp giden yollarıyla Başını alıp da uzaklara giden şehir Meydanında asırlık…
Severim koklamayı Sümbülü ve ekmeği Öperim masum tazeliklerinden Sümbül solup gidiyor Küfleniyor sıcak ekmek Zaman eriyor hızla Kırılıp ufalanan zeminde Azalıyorum Siz devam edin Hayatın…